Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/1439 E., 2025/3144 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/1439 E., 2025/3144 K. (27.02.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1439
Karar No
2025/3144
Karar Tarihi
27.02.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/1439 E. , 2025/3144 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2019/155 E., 2023/17 K. Taraflar arasında Mahkemede görülen iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, 27.09.2008 günü davalı ...'ın idaresindeki ....plakalı araç ile Afyonkarahisar'dan Denizli istikametine giderken yolun sağında trafik hunileri ile çevrili bölümden karşıya geçmek isteyen ... ...'a çarparak ölümüne sebebiyet verdiğini belirterek ilgili faizlerin de yürütülmek suretiyle maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili birleşen dosya dava dilekçesinde özetle; 27.09.2008 tarihinde saat 10:45 sıralarında sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki .... plaka aracı ile D 320-04 karayolunu takiben Ayfonkarahisar istikametinden Denizli istikametinde seyri sırasında km 41-900'e gelindiğinde aracını durduramayarak istikametine göre yolun sağında bulunan ve trafik hunileri ile çevrilmiş çalışma alanından yürüyerek karşıya geçmek isteyen müvekkillerinin murisi olan yaya ...'a çarpması sonucu yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, ağır yaralanan müvekkilerin murisi ...'ın vefat ettiğini, dava konusu olay ile ilgili ... ile davalı ... Yapı İnşaat Madencilik Ltd. Şti aleyhinde Çardak Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/2 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, dava devam ederken Karayolları Genel Müdürlüğünün davaya dahil edildiğini, Çardak Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/2 Esas, 2015/142 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiğini, Mahkeme kararının temyiz edilmesi sonucunda Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 17.09.2019 tarih ve 2018/3227 Esas, 2019/5180 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verildiğini, söz konusu dosyanın Çardak Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/155 Esas sayılı dosyasında devam ettiğini, iş bu davanın aralarında irtibat bulunması, aynı iş kazasına ilişkin olması, davacılarının aynı olması ve iki dosyanın sonuçlarının birbirini etkileyecek olması nedeniyle Çardak Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 2019/155 Esas sayılı dosyasında devam etmekte olan dosyası ile birleştirilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere baba ... için 37.781,97 TL ile anne ... için 2.171,49 TL maddi tazminat olmak üzere toplam 39.953,46 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillere ödenmesine, müvekkilleri baba ... için 20.000,00 TL, anne ... için 20.000,00 TL, kardeş ... için 14.000,00 TL, kardeş ... için 14.000,00 TL, kardeş... için 14.000,00 TL, kardeş ... için 14.000,00 TL olmak üzere toplam 96.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili dilekçesinde özetle, dilekçe ekindeki belgelerin taraflarına tebliğ edilmediğini, kusurun araştırılması gerektiğini çünkü poliçe limiti dahilinde sorumlu olduklarını, ayrıca SGK'dan da ödeme yapılıp yapılmadığının sorulması gerektiğini, KTK'nın 98 ve 99. maddeleri uyarınca kendilerine temerrüte esas olmak üzere başvuru gelmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalılardan ... Yapı vekili dilekçesinde özetle, müvekkilinin kusuru olmadığını, olayın iş kazası da olmadığını, bu nedenle kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili dilekçesinde özetle, müteveffanın ambulansın olay yerine geç gelmesi nedeniyle vefat ettiğini, kaza esnasında yol çalışması olduğunu gösterir uyarı levhası olmadığını, sadece yolun sağında iş makinelerinin bulunduğunu ve yol boyunca sayısı bilinmeyen hunilerin olduğunu burada Karayollarının da sorumluluğunun bulunduğunu, müvekkilinin kaza mahalline yaklaşmasına yakın hızını azalttığını, müteveffanın yola birden çıktığını, belirterek müvekkili yönünden davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili dilekçesinde özetle, görevli yargı kolunun idari yargı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III.MAHKEME KARARI Mahkemenin 04.11.2015 tarih ve 2009/2 Esas 2015/142 Karar sayılı kararı ile "Davanın kısmen kabulü ile 1-2.171,49 TL maddi tazminatın kaza tarihi 27.09.2008 tarihinden (davalı ... Allinaz yönünden dava tarihi 26.12.2008) itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile beraber davalılar ..., ..., ... Yapı İnşaat Ltd Şti ve Koç Allianz A.Ş'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılardan ...'a ödenmesine, 2-37.781,97 TL maddi tazminatın kaza tarihi 27.09.2008 tarihinden (davalı ... Allinaz yönünden dava tarihi 26.12.2008) itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile beraber davalılar ..., ..., ... Yapı İnşaat Ltd Şti ve Koç Allianz A.Ş'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılardan ...'a ödenmesine, 3-Manevi tazminat yönünden; A-)... için 20.000,00 TL, B-)... için 20.000,00 TL, C-)... için 14.000,00 TL, Ç-)... için 14.000,00 TL, D-)Gamze Topal için 14.000,00 TL, E-)... için 14.000,00 TL, manevi tazminatların kaza tarihi 27.09.2008 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılar ... Yapı İnşaat Ltd Şti, ... ve ...'nden (Koç Allianz şirketi hariç) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine," şeklinde karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin 04.11.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde dahili davalı ... ve davalılardan ... Yapı İnşaat Madencilik Ltd. Şti. ve ... vekilleri temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 17.09.2019 tarih ve 2018/3227 Esas 2019/5180 Karar sayılı ilamıyla ''...1-Karar başlığında dahili davalı olarak gösterilen ... vekilinin temyiz itirazlarının incelendiğinde; Davanın tarafları davacı ve dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen gerçek yada tüzel kişidir. Davanın nasıl açılacağı HMK. da belirtilmiştir. Davanın usule uygun açılıp, açılmadığı Mahkemece re’sen denetlenmesi gereken bir husustur. Hem 1086 sayılı HUMK. da hem de 6100 Sayılı HMK. da zorunlu dava arkadaşlığı dışında dahili dava yolu ile davalı ithali mümkün değildir. Dava dilekçesinde davalı gösterilmeyen gerçek yada tüzel kişinin mecburi dava arkadaşlığı dışında davaya dahil edilmesi usule aykırıdır. Dava dilekçesinde davalı gösterilmeyen gerçek yada tüzel kişinin sorumluluğunun düşünülmesi halinde ayrı bir dava açılmalı ve koşulları varsa her iki dava birleştirilerek yürütülmelidir. Eldeki dava eda davası niteliğinde olmakla beraber davalılar ile ... arasında zorunlu dava arkadaşlığı yoktur. Bu nedenlerle dava dilekçesinde davalı gösterilmeyen, aleyhine usulüne uygun dava açılmayan Karayolları Genel Müdürlüğünün dahili dava yolu ile davaya dahil edilmesi ve aleyhine hüküm kurulması usule aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 2- Davalı ... Yapı İnş. Mad. Ltd. Şti. vekili ile davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dosyanın incelenmesinden davaya konu iş kazasına ilişkin düzenlenen 25.05.2014 tarihli kusur raporunda olay yerinde uygun levhaların olup olmamasına göre seçenekli olarak kusur oranlarının belirlendiği, her iki durumda da kazalının kusur oranının % 20 olduğunun belirtildiği, Kurumun açtığı rücuan tazminat dosyasında aldırılan 09.06.2014 tarihli kusur raporunda davalı ...'a % 25, davalı ... Yapı İnş. Mad. Ltd. Şti.ne % 10,5, ... ve Cafer Bölükbaş'a % 1'er, kazalıya % 62,5 oranında kusur verildiği, olaya ilişkin olarak ceza dosyasında aldırılan 02.12.2009 tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Diresince düzenlenen raporda davalı ...'a 2/8, yol yapım ve onarımından sorumlu firma yetkililerine 1/8, kazalıya 5/8 oranında kusur verildiği, Mahkemece 25.05.2014 tarihli rapor doğrultusunda hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. ... Somut olaya geldiğimizde; yukarıda tarihleri belirtilen kusur raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden neticeye varılması doğru olmamıştır. Mahkemece yapılacak iş; kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi noktasında olay tarihinde yürürlükte olan İş Kanunu'nun 77. maddesi kapsamında tarafların iş güvenliği konusunda sorumluluklarının tespiti açısından dosyanın alanında uzman iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetine incelettirilerek, tarafların kusur ve sorumluluklarını duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlemek suretiyle, akabinde de belirlenecek kusur oranları doğrultusunda 13.08.2014 tarihli hesap raporunda belirtilen doneler ile tarihler esas alınarak zararın belirlenmesi, belirlenen zarardan hak sahiplerine bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerlerinin rücu edilebilir kısımlarının tenzil edilmesi ile kazanılmış hakların da gözönünde bulundurulması suretiyle maddi ve manevi tazminat tutarları bakımından karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. O halde, ... vekili, davalı ... Yapı İnş. Mad. Ltd. Şti. vekili ile davalı ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. ...'' gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 18.01.2023 tarih 2019/155 Esas 2023/17 Karar sayılı kararı ile "Davanın ve birleşen davanın kısmen kabulü ile 1-274,28 TL maddi tazminatın kaza tarihi 27.09.2008 tarihinden (davalı ... yönünden dava tarihinden) itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile beraber davalılar ..., ..., ... Yapı İnşaat Ltd Şti ve Koç Allianz A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılardan ...'a ödenmesine, 2-4.722,76 TL maddi tazminatın kaza tarihi 27.09.2008 tarihinden (davalı ... yönünden dava tarihinden) itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile beraber davalılar ..., ..., ... Yapı İnşaat Ltd Şti ve..... Allianz A.Ş'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılardan ...'a ödenmesine, 3-Manevi tazminat yönünden; ... için 20.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL, ... için 14.000,00 TL, ... için 14.000,00 TL, Gamze Topal için 14.000,00 TL, ... için 14.000,00 TL manevi tazminatların kaza tarihi 27.09.2008 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılar ... Yapı İnşaat Ltd Şti, ... ve Karayolları Genel Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine," şeklinde karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen 04.07.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; icra dosyasında ilk ilamın takibi nedeniyle ödenen miktarların son kararda gözetilemeyeceğini gözetilerek verilen karar tesisi hatalı olduğu, bozma sonrası aldırılan kök hesap raporu ile ek hesap raporu arasındaki farkın yüksek olduğunu beyanla Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Yapı vekili temyiz dilekçesinde özetle; icra dosyasına yapılan ödemelerin faizlerinin de düşülmesi gerektiği, Kurumca bağlanan gelire faiz işletilmesi gerektiği, kusur oranının hatalı olduğu ve manevi tazminatın fahiş takdir edildiğini beyanla Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur oranının hatalı belirlendiği, asıl işveren sıfatının bulunmadığı, ücret tespitinin hatalı yapıldığı, manevi tazminatın fahiş takdir edildiğini, davacı tarafın önceki hükmü temyiz etmemesi nedeniyle müvekkil lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın gözetilmesi gerektiğini beyanla Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur oranının hatalı belirlendiği, hesap raporuna itirazlarının değerlendirilmediği, manevi tazminatın fahiş takdir edildiğini beyanla Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili katılma yolu ile sunduğu temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu borcun ödenmesi nedeniyle davanın reddi gerektiği, hesap raporunda esas alınan verilerin hatalı olduğu, faiz başlangıcının müvekkili yönünden dava tarihi olarak esas alınması gerektiği, aleyhine 2 adet ıslah dilekçesi verildiği, sigortalının kusuru oranında sorumlu tutulması gerekirken tüm tazminat miktarından sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu beyanla Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi, 439. maddesi. 3. Değerlendirme Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davaya konu iş kazasının gerçekleştiği ... - 2.Bölge Müdürlüğü tarafından ihalesi yapılmış olan Denizli-Çardak Yolu işinin davalı ... Yapı İnşaat Madencilik Ltd. Şti.'ye verildiği, bahsi geçen işte, Denizli iline gidiş istikameti proje sol yolda Km:40+900-43+800 arasında, 27.09.2008 tarihinde saat (sabah) 10:45 sıralarında Afyonkarahisar' dan Denizli istikametine gitmekte olan ... sevk ve idaresindeki (ve adına kayıtlı) ... plaka sayılı araçla, yolun Km:41+900 kısmına geldiğinde, yol çalışması yapılmasına karşın hızını ve aracını yola uygun şekilde sevk ve idare etmemiş olması (Kolluktaki beyanına göre bu alanda 90-95 km/h ile hareket etmesi nedeniyle, .... Yapı İnşaat Madencilik Ltd. Şti.'nin sigortalı çalışanı olan....'ın (Ceza Mahkemesi kabulüne göre) trafiğin kapalı olduğu alandaki ... isimli Finişer asfalt makinesinden indiği ve trafiğin bulunduğu yoldan karşı tarafa geçmek istediği sırada iddiaya göre yol kontrolünü yapmadan yola çıkması neticesinde ...’ın kullandığı aracın fren tedbiri yapmadan çarpması ile vefat ettiği, Mahkemece bozma ilamı öncesi aldırılan 25.05.2014 tarihli kusur raporunda olay yerinde uygun levhaların olup olmamasına göre seçenekli olarak kusur oranlarının belirlendiği, her iki durumda da kazalının kusur oranının % 20 olduğunun belirtildiği, Kurumun açtığı rücuan tazminat dosyasında aldırılan 09.06.2014 tarihli kusur raporunda davalı ...'a % 25, davalı .... Yapı İnş. Mad. Ltd. Şti.ne % 10,5, ... ve .....'a % 1'er, kazalıya % 62,5 oranında kusur verildiği, olaya ilişkin olarak ceza dosyasında aldırılan 02.12.2009 tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Diresince düzenlenen raporda davalı ...'a 2/8, yol yapım ve onarımından sorumlu firma yetkililerine 1/8, kazalıya 5/8 oranında kusur verildiği, Mahkemece 25.05.2014 tarihli rapor doğrultusunda 04.11.2015 tarihli hüküm tesis edildiği, anılan hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine bozma ilamında kusur raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi gerektiği hususuna işaret edilerek kararın bozularak mahkemesine gönderildiği, Mahkemece bozma ilamına uyularak yargılamaya devamla 03.01.2020 tarihli kök ve 27.02.2020 tarihli ek rapor aldırıldığı , aldırılan raporlarda Karayolları Genel Müdürlüğünün iş sahibi sıfatıyla kusurunun % 20, işveren ... Yapı firmasının %20, dava dışı ceza dosyasında kusurlu bulunan şantiye şefi ...'ın %30, araç sürücüsü davalı ...'ın %20, davacılar murisinin ise % 20 oranında kusurlu olduğu tespitinin yapıldığı mahkemece anılan raporların hükme esas alındığı, bozma öncesi verilen ilamın davacılar vekilince icraya konulması sonucu hüküm altına alınan alacakların davacılara ödendiği, Mahkemece yapılan ödemeler yönünden mahsubun yapılması amacıyla 18.03.2022 tarihli hesap raporu aldırıldığı, raporda bozma sonrası aldırılan kök ve ek raporda belirlenen kusur oranlarına göre davacı baba Salim 'in 42.504,73 TL zararının bulunduğu icra dosyasına yapılan 37.781,97 TL 'lik ödeme nedeniyle bakiye zararının 4.722,76 TL olduğu, davacı anne Zübeyde'nin 2.445,77 TL zararının bulunduğu, icra dosyasına ödenen 2.171,49 TL 'nin mahsubu ile bakiye zararının 274,28 TL olduğunun tespit edildiği, Mahkemece anılan rapor hükme esas alınmak suretiyle ödeme konusu tutarlar yönünden gerekçe ve hüküm fıkrasında açıklama yapılmaksızın davacı anne lehine 274,28 TL davacı baba lehine 4.722,76 TL maddi tazminata hükmedildiği anlaşılmıştır. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'u, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. Öte yandan, Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 298/2. maddesinde de “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde özellikle düzenlenmiştir. Somut olayda dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre bozma ilamında rücu ve ceza dosyasında aldırılan kusur raporları ile iş bu tazminat dava dosyasında aldırılan kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi noktasına işaret edilmiş ise de Mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen gereğinin yerine getirilmediği, yeniden çelişki oluşturacak mahiyette aldırılan 03.01.2020 tarihli kök ve 27.02.2020 tarihli ek raporlara itibarla hüküm tesis edildiği görülmekle bu husus hatalı olmuştur. Ayrıca davacılar vekilince bozma ilamı öncesi tesis edilen hükmü temyiz etmemekle muris sigortalının %20 oranındaki kusurunu esas alan hüküm davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluşturmasına rağmen Mahkemece bozma sonrası hükme esas alınan yukarıda anılan kök ve ek kusur raporlarında davacılar murisi sigortalıya daha az oranda % 10 oranında kusur atfeden rapora itibarla hüküm tesisi de yine hatalıdır . Öte yandan kabule göre de bozma ilamı öncesi tesis edilen 04.11.2015 tarihli kararda hüküm altına alınan alacakların icra dosyasına ödendiği sabit olmakla birlikte bu kısım yönünden ödeme nedeniyle alacakların sona erdiğinin hüküm ve gerekçe de belirtilmemesi nedeniyle taraflar lehine belirlenen hak ve borçların tam olarak hükümde gösterilmediği bu suretle de infazda tereddüt oluşturacak mahiyette hüküm tesis edildiği açık olup hüküm bu yönden de hatalıdır. O halde Mahkemece yapılacak iş, yukarıda yapılan açıklamalar gereğince rücu ve ceza dosyasına ilişkin tüm bilgi ve belgeler getirtilerek rücu ve ceza dosyası içeriği ile tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi suretiyle davalılar itirazlarını da karşılar mahiyette somut verilere dayalı kusur raporunun düzenlenmesi için dosyanın alanında uzman A sınıf İş güvenliği uzmanlarının bulunduğu heyete tevdi ederek, olayın gerçekleşmesinde tarafların kusur oranlarını çelişkiye mahal vermeyecek şekilde belirlemek dosyadaki tüm verileri değerlendirmek ve oluşacak sonuca göre infaza elverişli ve yukarıda açıklanan hükümlere göre usulüne uygun karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır .

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 27.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı