10. Hukuk Dairesi 2024/13863 E. , 2025/3131 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/879 E., 2023/1373 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/306 E., 2022/21 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı, müvekkilinin davalıya ait ....sicil numaralı iş yerinde 01.10.2012 tarihi ile 30.02.2015 tarihi arasında kesintisiz olarak sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı davaya cevap vermemiştir. 2. Fer'i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin haksız olup reddinin gerektiğini, davacının bu davayı açmakta herhangi bir hukuki yararı bulunmadığını, davacı ile Kurum arasında hizmet akdi ilişkisi bulunmadığından işçilik haklarına ilişkin talebin husumet sebebiyle reddinin gerektiğini, hizmet tespiti davalarının yasal dayanağının 506 sayılı Kanun'un mülga 79/10 maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 86/9 maddesi olduğunu, konuya ilişkin Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin emsal kararlarında da açıkça belirtildiği üzere bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirdiğinden işverenin kabulünün tek başına hukuki sonuç doğurmayacağını, bu davaların 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 maddesi gereğince 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olup hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren dava tarihine kadar 5 yıl geçmiş ise davanın hak düşürücü süre yönünden reddini dilediklerini, işe giriş bildirgesi verilmiş olsa bile işe giriş bildirgesinden önceki sürelerle ilgili hak düşürücü sürenin işleyeceğinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, Kurum kayıtlarına göre davacının davalı işverene ait iş yerinde Kuruma bildirilen günler dışında çalıştığını gösterir bir tespit ve belge bulunmadığını, bu itibarla Kurum kayıtları ile çelişen davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı gözetildiğinde davacının davasını bordrolu tanık beyanları ile ispatlayamadığı, komşu iş yeri tanığının tüm araştırmalara rağmen tespit edilemediği, dinlenen davacı tanıklarının da bordrolu olmadığı ve somut beyanda bulunmadıkları görüldüğünden araştırması yapılan ve belirlenemeyen tanık ...'in dinlenilmesinden vazgeçilmesine ara karar ile karar verilmiş olup sonuç olarak davacının iddialarının Mahkemede yapılan yargılamada ispatlanamadığı anlaşıldığından davanın reddine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından ileri sürülen tüm istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri yerinde olmayıp, incelenen kararın usul ve yasaya uygun olduğundan davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesinde özetle; dosya içeriğinde her ne kadar davalı iş yeri 01.07.2015 tarihinde kanun kapsamına alınmış ise de 15.01.2013 ile 09.12.2015 tarihleri arasında triko giyim imalatı konusunda faaliyette olduğunun tespit edildiğini, ancak devamında iş yerinde yapılan 04.02.2013 tarihli yoklamada iş yerinde sadece işverenin çalıştığının tespit edildiğini, triko ve giyim üzerine faaliyet gösteren iş yerinin bir kişi ile yürütülmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, her ne kadar dosyada dinlenen tanık ... ve ... ...'ın iş yerinin içerisini görememiş olduklarından bahisle beyanları Mahkemece dikkate alınmadığını, ayrıca dosyada sunduğu ...'in beyanı alınmadığını, şahsın uzun süre kimlik ve adres bilgileri tespit edilemediği için tanığın dinlenilmesinden vazgeçildiğini, Mahkemece yeterince araştırma yapılmadığını, şöyleki tüm bu hususların yanı sıra davalı iş yerine.....lı ticaretten alınan malzemeler ... tarafından davalı iş yerine getirildiğini, şahsı tarafından imza karşılığında bu ürünlerin teslim alındığını, 2012 yılı Ekim ayı ile 2015 yılı Şubat tarihleri arasında davalı iş yeri adresinde gelen kargo ve ürünlerin tarafından teslim alındığına dair teslimat fişlerinin araştırılmadığını, ... Kargo, ... Kargo, ... Kargo, ... Kargo, ... Kargo ile ... Kargoya müzekkere yazılarak 2012 yılı Ekim ve 2015 yılı Şubat ayları arasında şahsı tarafından iş yeri adresine yapılan teslimatların araştırılması yapılmayarak telafisi mümkün olmayacak derecede mağduriyetine neden olduğunu, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 01.10.2012 tarihi ile 30.02.2015 tarihi arasında kesintisiz çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.