Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/13964 E., 2025/3065 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/13964 E., 2025/3065 K. (26.02.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/13964
Karar No
2025/3065
Karar Tarihi
26.02.2025

10. Hukuk Dairesi 2024/13964 E. , 2025/3065 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/508 E., 2024/1445 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Orhangazi 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2019/333 E., 2022/444 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 01.04.2014 - 05.11.2015 ve 01.01.2016 - 31.03.2016 tarihleri arasında asıl işveren .... İnş. San. Tur. Ve Tic. A.Ş.'ye servis hizmeti veren davalıya ait iş yerinde servis şöförü olarak çalıştığını ancak bu çalışmalarının Kuruma bildirilmediğini ileri sürerek davacının anılan tarihler arasında davalıya ait iş yerinde çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1- Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ihtiyaç duyulması halinde yevmiye usulü ile çalıştığını, şoförlük yapmadığını, dava dilekçesinde beyan ettiği iddiaların tamamen gerçeğe aykırı olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir. 2- Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının 01.02.2014 tarihinden itibaren 4/a kapsamında yaşlılık aylığı aldığını, 05.11.2015 tarihinden sonra herhangi bir sigorta bildirimi bulunmadığını, davanın hak düşürücü süreden reddi gerektiğini, Yargıtay İçtihatlarına göre hizmet tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden araştırmanın özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ikame ettiği davasının kısmen kabulü ile davacının 01.04.2014-04.06.2014 tarihleri arasında 15.07.2014-25.04.2015 tarihleri arasında 01.01.2016-31.03.2016 tarihleri arasında davalı ... ünvanlı işyerinde, sürekli ve kesintisiz olarak hizmet aktiyle çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ile fer'i müdahil Kurumun istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1- Davalı vekili temyiz dilekçesinde; tanık beyanları ve bordro tanıklarının beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının düzenli olarak çalışmayıp gündelik yevmiye usulü ile çalıştığının sabit olduğunu beyan etmektedir. 2- Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; hizmet tespit davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden davacının iddianın hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerektiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 01.04.2014 - 05.11.2015 ve 01.01.2016 - 31.03.2016 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir. 1- Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 86/9. maddesi olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve bu davada dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır. 2- 5510 sayılı Kanun'un 30. maddesi 3. fıkrası (a) bendinde; bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa sigortalı olan kişilerden yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra 4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi hariç olmak üzere bu Kanuna göre veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ödeme dönemi başında kesileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme uyarınca, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden sonra ilk defa sigortalı olanlardan yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra çalışmaya başlayanların aylıkları kesilecektir. Ancak, 5510 sayılı Kanun'un "Sosyal güvenlik destek primine ilişkin geçiş hükümleri" başlıklı geçici 14. maddesi ile bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olanlar hakkında sosyal güvenlik destek primine tabi olma bakımından bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümlerin uygulanmasına devam edileceğine dair, amir hüküm getirilmiştir. 5510 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nda ise "yaşlılık aylığı alanların yeniden çalışmaları" başlıklı 63. maddesinin; (A) bendinde yaşlılık aylığı almakta iken çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıklarının bu çalışma olgusuna dayalı ve onunla sınırlı olarak kesilmesi gerektiği, (B) bendinde; tekrar sigortalı bir işte çalışma halinde, sigortalı adına sosyal güvenlik destek primi ödenmesi suretiyle, yaşlılık aylığının ödenmesine devam olunacağı hükümlerinin düzenlendiği, söz konusu maddenin son fıkrasında ise, yaşlılık aylığı almakta iken tekrar çalışmaya başlayan sigortalıya, 506 sayılı Kanun'un 63. maddesinin (A) ya da (B) bendinden yararlanmak için bir tercih hakkı tanındığı anlaşılmaktadır. 3- İnceleme konusu eldeki davada davacı 01.04.2014 - 05.11.2015 ve 01.01.2016 - 31.03.2016 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde geçen çalışmalarının tespitini istemiştir. Dosya içinde yer alan davacının hizmet döküm cetveli incelendiğinde; 25.04.2015 - 05.11.2015 tarihleri arasında davalı adına tescilli 1237766 sicil numaralı işyerinden ayda 12 gün Eksik Gün Nedeni Kod:7 - Puantaj Kayıtları olarak kısmi zamanlı olarak bildirildiği, ayrıca 04.06.2014 - 15.07.2014 tarihleri arasında ise 1196333 sicil numaralı .... Tarım Ürünleri İth. İhr. Pazarlama San. ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı işyerinden bildiriminin bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, tanık beyanları değerlendirilmek suretiyle davacının dava dışı işyerinden yapılan bildirimler dışlanarak, talebi doğrultusunda 01.04.2014 - 04.06.2014, 15.07.2014 - 25.04.2015 ve 01.01.2016 - 31.03.2016 tarihleri arasında davalı yanında sürekli ve kesintisiz olarak çalıştığı tespit edilerek davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiş ise de Mahkeme hükmü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Bu doğrultuda Mahkemece öncelikle, nizalı dönem içerisinde davacının bir kısım hizmetlerinin puantaj kayıtlarına dayalı olarak ayda 12 gün üzerinden bildirildiği, iddiaya göre davacının da servis şoförü olarak çalıştığı anlaşıldığından davacının kısmi çalışma yapıp yapmadığı hususu araştırılmalı, buna göre davacının her gün servis aracını kullanıp kullanmadığı, kullanıyorsa görevlendirildiği her servisin ne kadar sürdüğü, kaç sefer yapıldığı, sefer aralarında ise davacının serbest zamanının olup olmadığı belirlenmeli, haftalık ve aylık çalışma süreleri ortaya konulmalı, toplanacak tüm delillere göre davacının davalı işverenlik nezdindeki hizmetlerinin tam zamanlı çalışmayı gerektirip gerektirmediği hususu netleştirilmeli ve varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Diğer taraftan, 01.02.2014 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanan davacının uyuşmazlık konusu dönem yönünden sosyal güvenlik destek primine tabi çalışma hakkı bulunduğu sabittir. Mahkemece öncelikle davacının Kurumda bulunan tahsis dosyası celp edilerek talebinin net bir şekilde açıklattırılması, isteminin, 506 sayılı Kanun’un 63/A maddesi kapsamında yaşlılık aylığı kesilerek tüm sigorta kollarına tabi çalışma tespiti mi, yoksa, 63/B kapsamında sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmanın tespiti mi olduğu hususunun aydınlatılması suretiyle karar verilmesi gerekirken davacının tercihi sorulmadan tüm sigorta kollarına tabi olacak şekilde hizmet tespitine karar verilmesi de hatalı olmuştur. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı