Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/13915 E., 2025/9350 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/13915 E., 2025/9350 K. (02.06.2025) – Maddi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/13915
Karar No
2025/9350
Karar Tarihi
02.06.2025
Konu
Maddi Tazminat, Manevi Tazminat, Tazminat, Çek, İş Kazası

10. Hukuk Dairesi 2024/13915 E. , 2025/9350 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/733 E., 2024/972 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Gaziantep 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/318 E., 2024/252 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 27.02.2010 tarihinde davalıya ait iş yerinde işçi olarak yükleme bölümünde un taşıdığı esnada 5 metre yükseklikten düştüğünü, bu nedenle meslekte kazanma gücünü yitirdiğini belirterek 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini 76.063,43 TL olarak arttırmıştır. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde, asıl davada alınan hesap raporu ile maddi zararın 1.127.056,81 TL olarak belirlenmesi üzerine fark 1.050.993,38 TL maddi tazminatın kaza tarihinden faizi ile tahsilini istemiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kusuru yüzünden kazanın meydana geldiğini, tedavi ile davacının iyileşmiş olduğunu, davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıda oluşan meslekte kazanma gücü kaybı oranının %44,2 olduğunun kabul edildiği, 3 kişilik bilirkişi heyetinden kusur raporu alındığı, davalı işveren... Un San. ve Tic. A.Ş'nin %70 oranında, kazazade ...'nın %30 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, tespit edilen maluliyet oranı ile belirlenen kusur durumu göz önüne alınarak davacı tarafın maddi tazminata ilişkin talebi konusunda hesap bilirkişisinden yeniden rapor alındığı, 6098 sayılı TBK'nın 55. maddesi gereğince Kurumca ödenen miktarın rücu edilebilecek kısmı hesaplanarak belirlenen maddi zarar tutarından indirildiği ve bu doğrultuda güncel asgari ücret üzerinden hesap yapılan ek bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, davacının 1.127.056,81 TL maddi zararı olduğu kanaatine varıldığından maddi tazminat yönünden asıl davanın ve birleşen davanın kabulüne karar verildiği, davalı tarafın zamanaşımı def'i yerinde görülmediği gerekçesiyle, "asıl dava yönünden; davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 76.063,43 TL maddi tazminatın 27.02.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın 27.02.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen dava yönünden, davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 1.050.993,38 TL maddi tazminatın 27.02.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine " karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımına ilişkin itirazlarının kabul edilmemesinin hatalı olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getiren davalıya daha fazla kusur atfedilmesinin kabul edilemeyeceğini, davacının ıslak ayakkabı ile mermer zemine basarak kazaya ağır kusuru ile sebep olduğunu, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, 14.02.2018 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamalara davacı tarafça itiraz edilmediği ve rapora göre ıslah edildiği halde, yargılamanın 06.07.2023 tarihli celsesinde davacı tarafından güncel asgari ücret üzerinden yeniden rapor alınması yönünde talepte bulunulması üzerine 04.08.2023 tarihli bilirkisi raporu ile değişen asgari ücret miktarına göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, davacı bölge adliye mahkemesi kaldırma kararından önceki hesap raporuna yönelik bir itiraz ileri sürmemişken kaldırma ilamından sonra yeni asgari ücret düzenlemesi esas alınarak rapor tanzim edilmesinin ve ilgili raporun hükme esas alınmasının bozma sebebi olduğu, hükmedilen tazminat miktarlarının da fahiş olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. B.Değerlendirme ve Gerekçe 1. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. 2. Buna göre 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. 3. Görüldüğü üzere işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. madde de işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. madde de ise iş yerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 4.6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. 5.Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. 6.Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. 7. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. 8. Somut olayda, davacının davalı işverene ait un fabrikasında işçi olarak çalıştığı, 27.02.2010 tarihli iş kazsında yüksekten düşerek yaralandığı, davacının 02.03.2010 tarihli kolluk ifadesinde; olay günü yükleme bölümünde bulunan merdivenlere çıktığını, üzerinde bulunan un çuvalı dengesini bozduğu için yaklaşık olarak 5 metre yüksekten aşağı düştüğünü beyan ettiği, davacının iş müfettişi tarafından alınan 20.04.2011 tarihli ifadesinde olay günü zemin katta bulunan 50 kg'lik un çuvallarının üst kata taşınması işini yaptıklarını, un çuvalını sırtına alarak merdivenden üst kata doğru çıktığı sırada dışarıdan gelirken yağmur nedeniyle ıslanan lastik ayakkabılarının mermer merdivende kayması nedeniyle düştüğünü beyan ettiği, 27.02.2010 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağında; "olayın iş yeri içerisinde bulunan yükleme bölümünde gerçekleştiği, bu bölüm içerisinde tadilat yapılmasından dolayı kum, çakıl taşları gibi inşaat malzemelerinin olduğu, yaklaşık olarak zeminden 5 metre yükseklikte bir boşluğun olduğu" hususlarının tespit edildiği, davalı iş yeri yetkilisi...n 27.02.2010 tarihli ifadesinde iş yerinde yapılmakta olan tadilat dolayısıyla davacının tadilat yapılan yere kum götürmek isterken bir anda dengesini kaybederek yaralandığını beyan ettiği anlaşılmaktadır. Olayla ilgili olarak düzenlenen SGK denetmen raporunda işveren... Un San. ve Tic. A.Ş. %40 kusurlu olduğu, sigortalının %60 kusurlu olduğunun kabul edildiği, Gaziantep 5. İş Mahkemesi 2021/75 Esas sayılı dosyasında görülen rücuen tazminat dava dosyasında davalı... ... A.Ş'nin %60 oranında kusurlu olduğu, kazazede ...'nın %40 oranında kusurlu olduğu yönündeki rapora itibar edilerek karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği, Cumhuriyet Savcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucunda "yükleme bölümünde bulunan merdivene çıktığı, üzerinde yüklü un çuvalının dengesini bozduğu, bu sebeple düştüğü, müştekinin şikayetçi olmadığı" gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, eldeki dosyada alınan 23.10.2017 tarihli kusur raporunda dışarıda bulunan lavaboya gidip geldikten sonra ayağında bulunan plastik ayakkabının ıslak olması nedeniyle 50 kg'lık un çuvalını bir üst kata sırtında taşırken zeminin mermer olması nedeniyle merdivenden düştüğü, yaptığı işte gerekli bilgi ve deneyimi olmasına rağmen çalışma sırasında gerekli dikkat ve özeni göstermediği gerekçesi ile davacıya %60 kusur izafe edildiği; hükme dayanak kılınan 26.04.2022 tarihli kusur raporunda ise davalı... Un San. ve Tic. A.Ş.'ye yapılan tadilat işi kapsamında malzemenin yüksek bir yere eriştirilmesi işinin malzeme taşınacak alanda çalışanın yüksekten düşme riski olan alana yaklaşmasının önüne geçileceği bir iş yeri organizasyonu dahilinde güvenli koşullarda yapılmasının sağlanmaması, bu kapsamda malzeme çekilecek alana kurulacak güvenli bir iş ekipmanını caraskal vb. tesis edilmesi sağlanarak malzemenin yüklendiği alandan yukarı çekilmesi ve bu alanda malzemeyi almak üzere bekleyen çalışanın bu malzemeyi caraskalın kolunu kendine çekme suretiyle bulunduğu platforma yaklaştırarak almasının sağlanmaması, yüksek bir yerde yapılan taşıma işinin ehil bir kişinin gözetimi ve denetimi altında yapılmasının sağlanmaması, kazalı çalışma yapacağı işin tehlike ve riskleri ile bu risklerden korunma yollarına ilişkin iş güvenliği eğitimi ve güvenli çalışma talimatı verilerek ve kazalı çalışanın çalışması takip edilerek güvenli çalışma alışkanlığı kazandırılmaksızın kazalı çalışana iş yaptırılması hususlarını yerine getirmediği gerekçesiyle %70, davacıya ise %30 kusur verildiği, buna göre gerek olayın oluş şekline ilişkin (kazanın davacının un imalat işçisi olarak çalıştığı un fabrikasında un çuvalını taşırken mi yoksa iş yerinde yapılan tadilat nedeniyle görevi olmadığı halde kum taşıma işinde çalışırken mi meydana geldiği) gerekse SGK denetim raporu, rücu dosyası ve eldeki dosyada aldırılan kusur raporları arasında oluşan çelişkilerin giderilmediği anlaşılmaktadır. 9.Mahkemece yapılacak iş, davaya konu olayla ilgili SGK tarafından açılan rücu davasında esas alınan raporları da dosya arasına getirterek, kusur oran ve aidiyetinin tespiti açısından alanında uzman A sınıf iş güvenliği uzmanı bilirkişilerden teşkil edilecek heyetten kusur raporu alınması, SGK müfettiş raporu, takipsizlik kararı, rücuen tazminat dosyası ve bu dosyada alınan raporlar arasında gerek maddi olguya ilişkin olarak, gerekse kusur oranı ve aidiyeti konusunda mevcut çelişkilerin giderilmesi, sonucuna göre yeniden hesap raporu alınması gerektiği taktirde, 14.02.2018 tarihli hesap raporunda bakiye ömür süresinin belirlenmesinde esas alınan PMF tablosuna davacı tarafından itiraz edilmemiş olması, %39.2 olarak esas alınan sürekli iş göremezlik oranına davacının itirazı bulunmaması ve sürekli iş göremezlik oranının davalının itirazı üzerine Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp Kurumu tarafından %44,2 olarak tespit edilmiş olması, Mahkemece verilen 19.03.2018 tarihli ilk kararı davacı vekilinin sadece kusura yönelik itirazlarını ileri sürerek istinaf etmiş olması nedeniyle davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek, belirlenen kusur oranını 14.02.2018 tarihli hesap raporuna uygulamak (21.05.2019 tarihine kadar %39.2, bu tarihten sonra %39 sürekli iş göremezlik oranı esas alınarak) taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları gözeterek karar vermektir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a0a68f56808f0446 0dc0c4f131e67803

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı