Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/13514 E., 2025/7652 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/13514 E., 2025/7652 K. (07.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/13514
Karar No
2025/7652
Karar Tarihi
07.05.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/13514 E. , 2025/7652 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 52. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/677 E., 2024/860 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 24. İş Mahkemesi SAYISI : 2014/434 E., 2023/788 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 01.10.2013 tarihinde davalı iş yerinde çalışırken iş kazası geçirdiğini, söz konusu iş kazasının tamamı ile davalı iş yerinde davalı tarafından gerekli tedbirin alınmamasından dolayı meydana geldiğini, Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri Birliği 1. Bölge Genel Sekreterliği Ankara Eğitim ve Araştırma hastanesi tarafından %46 oranında engelli raporu verildiğini beyanla fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 500 TL zorunlu giderler, 5.000 TL maddi, 75.000 TL manevi,1.000 TL maaş alacağının kaza tarihinden itibaren işleyecek kısa vadeli banka mevduatına uygulanacak en yüksek yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili 28.03.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebi 453.087,69. TL'ye artırmıştır.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu iş kazasının, davacının ve işverenin diğer çalışanın stok standının üzerine çıkması ve malzemeleri yerleştirmeye çalışması sonucunda tamamen kendi kusurları neticesinde gerçekleştiğini, işyerinde stok standının üstüne çıkılmasının yasak olduğunu tüm çalışanlar bildiğini, bu konuda çalışanlara gerekli eğitimler verildiğini, davacının iş gücü kaybı oranının belli olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..K tarafından %20 olarak belirlendiği, kontrol muayenesine gerek görülmediğinin bildirildiği, yapılan itiraz üzerine dosyanın Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna gönderildiği, kurul tarafında hazırlanan 29.01.2018 tarih 2017/2268 esas 08/1899 karar sayılı kararda kurul tarafından davacının iş kazasına bağlı maluliyet oranının %41 olduğuna, başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığına, kontrol muayenesi gerekmediğine karar verildiği, bu karara yapılan itiraz neticesinde dosyanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Kuruluna gönderildiği, kurul tarafından davacının %15.2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağına karar verildiği, YSK ve Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Kurulu tarafından tespit edilen maluliyet oranları arasında çelişki bulunduğu görülmekle dosyanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. Üst Kuruluna gönderildiği kurul tarafından davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının %15.2 olduğunun belirlendiği görülmekle davacının maluliyet oranı hususunda Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. Üst Kurulu kararı hükme esas alındığı; dosyanın kusur incelemesi için iş sağlığı ve güvenliği alanında uzman bilirkişi heyetine tevdi edildiği, heyet tarafından hazırlanan rapor dikkate alınarak meydana gelen kazada davalı işverenin raf sisteminin güvenli şekilde yapılmamış olması, teknik tedbirlerin yeterince sağlanmamış olması işçiye inisiyatif bırakmayacak şekilde çalışma prosedürü belirlenmemiş olması, güvenli çalışma düzeni oluşturulmaması, güvenlik önlemlerinin tam olarak alınmadığı dikkate alınarak %70 oranında kusurlu olduğu, davacının ise rafa malzeme konulması sırasında dengesiz bir şekilde malzemenin konulması halinde rafların devrilebileceği hususunu öngörmeden çalışma yapması bu nedenle gerekli dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşılmakla %25 oranında kusurlu olduğu; emsal ücrete ilişkin TÜİK verileri dikkate alınarak hesaplama yapılması yoluna gidildiği; TRH 2010 yaşam tablosunun hesaplamada dikkate alındığı; olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak davacının manevi tatmin duygusu yanında belirlenen miktarın caydırıcılık uyandırma oranı(HGK 23.6.2004, 13/291–370) gözönüne alınarak davacı lehine manevi tazminat belirlendiği; davacının sair taleplerine ilişkin iddialarını ispata yarar delil bulunmadığı” gerekçesiyle..." gerekçesiyle, Davanın kısmen kabulüne, 1.Maddi tazminat olarak ve taleple bağlılık ilkesi dikkate alınarak net 376.587,69 TL alacağın kaza tarihi olan 01.10.2013 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2.Manevi tazminat olarak net 40.000,00 TL alacağın kaza tarihi olan 01.10.2013 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3.Fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davalı vekili temyiz dilekçesinde,alacağın zamanaşımına uğradığını; Mahkeme kararına dayanak yapılan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu; tazminat hesaplamasına esas alınan bakiye ömür süresinin yanlış hesaplandığını, Yargıtay kararlarında, pmf yaşam tablosuna göre bakiye ömür hesaplaması yapılması gerektiğini; işlemiş bilinen aktif dönem kazancının işlemiş bilinen dönem sonuna kadar yani raporun tanzim edildiği 27.02.2023 tarihine kadar yapılması gerektiğini, işlemiş bilinen pasif dönem hesabının 60 yaşına kadar yapılmasının hatalı olduğunu; davacının kadın olduğunu, pasif dönem hesabının 58 yaşından itibaren başlaması gerektiğini; bilirkişi tarafından hesaplamaya esas alınan ücretin hatalı olduğunu; bilinmeyen işleyecek aktif dönem hesabının denetime elverişli olmadığını; SGK tarafından yapılan ödemelerin peşin sermaye değerinden mahsup edilmesi gerektiğini, bu ödemenin miktarı konusunda güncel tutarın araştırılmadığını; dava konusu kazanın davacının kusuru sebebiyle meydana geldiğinin, müvekkili şirket tarafından iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tedbirlerin eksiksiz olarak alındığını, bilirkişi tarafından müvekkili şirkete %70 oranında kusur atfedilmesinin son derece fahiş olduğunu sigortalı işçinin geçirdiği kaza neticesinde uğradığı zarar ile müvekkili şirketin davranışı arasında illiyet bağı bulunmadığını, davacının maluliyeti, çalışma ve meslekte kazanma gücünde herhangi bir kayıp bulunmadığını, belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Sonuç Uyuşmazlık, iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenleri ile özellikle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesinde kapsamında kaza tarihinden itibaren başlayan zamanaşımı süresinin dolmadığı da dikkate alınarak verilen kararın uygun olduğu anlaşılmakla, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 0e2f67fcae437fb8 f2f26064c580f905

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı