Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/13069 E., 2025/2372 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/13069 E., 2025/2372 K. (19.02.2025) – Miras

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/13069
Karar No
2025/2372
Karar Tarihi
19.02.2025
Konu
Miras

10. Hukuk Dairesi 2024/13069 E. , 2025/2372 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1526 E., 2024/1441 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 9. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/526 E., 2023/326 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; müvekkilinin davalı mirasçı ...'in murisi ...'e ait iş yerinde (... Elektrik) 20.08.1989 - 30.10.1990 tarihleri arasında hizmet akdine tabi ve kesintisiz olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, 21.10.2012 günlü celsede talebinin 20.08.1989 tarihinde 1 günlük çalışmanın tespiti olduğunu ve sigorta başlangıç tarihinin 20.08.1989 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP 1.Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurumlarınca davacının çalışma sürelerine ilişkin hizmet dökümünün sunulduğunu, davacının çalıştığını iddia ettiği dönemlerde başka bir inceleme veya düzenlenmiş raporun bulunmadığını, 5510 sayılı Kanun'un 86/8. maddesinde; aylık prim ve hizmet belgesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalıların çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde İş Mahkemelerine başvurarak, alacaklarını ilamla ispatlayabilirlerse bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının dikkate alınacağının kurala bağlandığını, davacının, çalışma iddiasını ve hak düşürücü süreyi ortadan kaldırıcı mahiyetteki delillerini, Kurum kayıtlarının aksini belirtir nitelikte yazılı, somut ve inandırıcı delillerle ispatlaması gerektiğini beyanla; davanın reddini istemiştir. 2.Diğer davalıya usulüne uygun olarak duruşma gününün tebliğ edilmesine rağmen cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde;söz konusu imzanın müvekkile ait olduğunu, geçmiş dönemde atmış olduğu imzanın geçen zaman içinde değişmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğunu, imzalar ve ilgili iş yerinde çalıştığı hususlarına dair anlaşmazlık ve itiraz bulunmadığını, imzanın çalışmış olduğuna dair tek delil olmadığını, diğer tanık ve delillerle de bu hususun desteklediğini, müvekkilinin iş yerinde 20.08.1989 tarihli girişinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, bir günlük çalışmanın tespiti ile sigorta başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir. 1.Davanın yasal dayanağını 5510 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi yollamasıyla uygulanan mülga 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 108. maddeleri oluşturmaktadır. 506 sayılı Kanun'un 108. maddesine göre “malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında nazara alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı, sigortalının, yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı Kanunlara veya bu Kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihtir”. Olağan olarak sigortalılık niteliği, 506 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre hizmet akdinin kurulması ve 6. madde gereğince çalışmaya başlaması ile edinilir. Fiili çalışma saptanmadıkça, sadece hizmet akdine dayanılması halinde sigortalılık söz konusu olamaz. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Kanun'un 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda Hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.09.1999 gün 1999/21-510-527, 30.06.1999 gün 1999/21-549-555, 05.02.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 03.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 01.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. 6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur. Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir. Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir. HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir. 2.Dosyanın incelenmesinde; 02.08.1971 doğumlu olan davacının davalı .... ...'e ait ... Elektrik unvanlı iş yerinde 20.08.1989 tarihinde işe başladığını belirtir işe giriş bildirgesinin mevcut olduğu, davacıya ait sigorta sicil numarasının 1989 yılına ait serilerden olduğu, davacının talebine konu dönemde hizmet döküm cetvelinde davalı iş yerinden herhangi bir sigortalılık bildiriminin sözkonusu olmadığı, davalı işverenlikten uyuşmazlık konusu dönemde bordro verilmediğinden, bordro tanığı olmadığı, davalıya ait iş yerinin 20.08.1989-01.10.1996 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, işe giriş bildirgesindeki imzanın davacıya aidiyetinin tespit edilemediği, kolluk vasıtasıyla yapılan çevresel araştırmada komşu iş yeri tespit edilemediği anlaşılmakla, dinlenen davacı tanıklarının bordro tanığı olmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçelerine dayalı olarak Mahkemece davanın reddine karar verilmişse de, karar eksik incelemeye dayalıdır. 3.Mahkemece öncelikle yukarıda açıklanan somutlaştırma yükümlülüğü kapsamında davacının beyanı alınmak suretiyle, davalıya ait iş yerinde sekreter olarak çalışırken, çalışma şeklini ve sürelerini bilebilecek kişilerin olup olmadığı kendisinden sorulmalı, uyuşmazlık konusu dönemde resmi kayıtlar nazarında ilgili Belediye ve vergi dairesinden komşu iş yeri olduğu tespit edilen iş yeri sahipleri veya bu işyerlerinden bordroya geçmiş çalışanlar re'sen tespit edilerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, uyuşmazlık konusu döneme ilişkin ilgili vergi dairesinde davalı iş yerine ait vergi kayıtları, varsa denetime ilişkin vergi yoklama fişlerinin dosyaya temini sağlanmalı, Mahkemece davacı adına düzenlenen işe giriş bildirgesindeki imzanın davacıya aidiyetinin tespit edilemediğine yönelik bilirkişi raporunun salt davacı aleyhine değerlendirilmemesi gerektiği gözetilerek, araştırma genişletilmeli ve toplanan tüm kanıtlar birlikte değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 344a391a990dad66 93749f57522d6bf0

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı