Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/12560 E., 2025/10499 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/12560 E., 2025/10499 K. (24.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12560
Karar No
2025/10499
Karar Tarihi
24.06.2025
Konu
Tazminat, Miras

10. Hukuk Dairesi 2024/12560 E. , 2025/10499 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/210 E., 2024/576 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/148 E., 2021/45 K. Bölge Adliye Mahkemesince, Dairemizce verilen bozma kararına uyarak verilen hükümde belirtilen gerekçelerle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1.Davacılar vekili asıl dava dosyasına ilişkin 19.04.2012 tarihli dava dilekçesinde; sigortalı ...'in 18.10.2004 tarihli iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğradığı iddiasıyla, müvekkillerinin 31.08.2005 tarihinde vefat etmekle beraber sağlığında görülmekte olan ceza dava dosya içeriğinde tazminat istemini ileri sürdüğünü beyanla fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 30.000 TL maddi ve 30.000 TL manevi tazminatın asıl dosya davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsili ile mirasçıları olarak müvekkillerine ödenmesini talep etmiş, iş bu dava Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olmakla birlikte Mahkemenin 18.10.2012 tarihli görevsizlik kararıyla İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, süresinde verilen gönderme dilekçesiyle davanın İş Mahkemesine intikal ettiği anlaşılmıştır. 2.Davacılar vekili birleşen dava dosyasına ilişkin 22.04.2013 tarihli dava dilekçesinde; müvekkillerinin desteği sigortalı ...'in 18.10.2004 tarihli iş kazasına bağlı olarak vefat etmiş olduğunu belirterek, desteğinden yoksun kalan eşi ... için 1.000 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat ile çocukları ..., ..., ..., ... ve ... için 100,00 TL'şer maddi ve 5.000,00 TL'şer manevi tazminatın birleşen dosya davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsili ile müvekkillerine ayrı ayrı ödenmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; murisin ölümü ile iş kazasının arasında illiyet bağı olmadığını, tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını, müvekkillerinin taraf ehliyeti bulunmadığını, davanın husumet yokluğundan müvekkilleri yönünden reddedilmesi gerektiğini talep etmiştir

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.05.2021 tarihli kararı ile "..Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararlarından sonra, asıl dava yönünden; A) Davacıların maddi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, B)Davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 18.10.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile miras payları oranında davacılara verilmesine fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen dava yönünden; davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine...." dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 27.05.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 17.03.2022 tarihli kararı ile; "..İkinci kaldırma kararı sonrasında asıl davada manevi tazminat talebinin reddedilmediği, 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, SGK ve SSYSK tarafından davacılar murisinin maluliyetinin % 6 oranında olduğu, Adli Tıp 3. İhtisas Dairesi ile ( ikinci kaldırma kararı sonrası alınan) Adli Tıp 2. Üst Kurulu raporlarında ise tedavinin henüz tamamlanmamış olduğu anlaşıldığından tedavi bitiminden sonra sekel niteliğinde arıza bulunup bulunmadığının belirlenemediği cihetle maluliyet hakkında görüş bildirilemediğinin belirtildiği, % 6 maluliyet karşılığı uğranılan zararın yapılan hesaplama sonucu SGK tarafından karşılandığı tespit edildiğinden reddedildiği, SGK' nın geçici iş göremezlik ödemesinin rücu edilecek kısmı mahsup edildiğinde karşılanmamış zararının bulunmadığı anlaşılmakla bu yöndeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı görülmüştür. Dairemizin ilk kaldırma kararında belirtildiği üzere birleştirilen dava dosyasındaki maddi tazminat (destekten yoksun kalma tazminatı) talebinin reddi açısından ise kesinleşen Ceza Mahkemesi kararına göre davacılar murisi .... iş kazası sonucu yaralanması ile vefatı arasında illiyet bağının bulunmadığı tespit edildiğinden Mahkemece verilen red kararında usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı gibi aynı sebeple manevi tazminatın reddinin de yerinde olduğu değerlendirilmiştir. Asıl davada kabul edilen manevi tazminatın davacılar murisinin 18.10.2004 tarihindeki iş kazasına ilişkin çekmiş olduğu elem ve acı nedeniyle hükmedildiği, 31.08.2005 tarihindeki vefat nedeniyle olmadığı görülmekle bu yöndeki istinaf itirazları yerinde değildir. Dosyaya ibraz edilen 15.01.2016 tarihli bilirkişi raporu ile 03.03.2017 tarihli bilirkişi raporlarındaki tespit edilen kusur oranlarının örtüştüğü ve bu oranların oluşa, dosya kapsamına uygun olduğu değerlendirilmiştir. Asıl davada hükmedilen manevi tazminata kaza tarihinden yasal faiz işletilmesi Yargıtay kararlarına göre yerinde olup davacılar murisinin çektiği elem ve ızdırap ile yaşam koşulları,paranın alım gücü ve elini kullanmasındaki zorluklar gözetildiğinde hükmedilen manevi tazminatın yerinde olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Birleşen davada manevi tazminat yönünden reddedilen miktar ve karar tarihi itibariyle yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/3 maddesi birlikte değerlendirildiğinde davalılar lehine hükmedilen 6.650 TL vekalet ücreti hatalı olup hükmedilmesi gereken vekalet ücreti 4.080,00 TL olması gerekmektedir. Diğer yandan ikinci kez yapılan kaldırma kararında “dairemiz kaldırma kararında işaret edildiği üzere müteveffanın ceza yargılamasındaki ayrım gösterilmeden talep edilen toplam 30.000,00 TL'nin hakkaniyet gereği ayrı ayrı 15.000,00 TL olacak şekilde Mahkemece değerlendirme yapılmasına işaret edilmiştir.” denilmekle asıl davada esasen reddedilen maddi tazminat 15.000 TL olduğundan davalılar lehine 4.080,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 4.500,00 TL ye hükmedilmes de hatalı olmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle; istinaf itirazları ile bağlı olarak yapılan incelemesi sonunda, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün istinaf itirazlarının reddi ile usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurularının esastan reddine, ancak davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretlerinin bir kısmı yönünden yukarıda izah edildiği şekilde aşağıdaki gibi düzeltilmesine karar verilmesi gerekmiştir." gerekçeleriyle " Mahkeme kararının hüküm fıkrasının 9. bendinde yer alan "4.500,00" rakamının çıkartılarak yerine "4.080,00 " rakamının yazılması, Mahkeme kararının hüküm fıkrasının 10 uncu bendinde yer alan "6.650,00" rakamının çıkartılarak yerine "4.080,00 " rakamının yazılması suretiyle hükmün bu şekilde düzeltilerek, 6100 sayılı H.M.K.'nun 353. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurularının esastan reddine kesin mahiyette olarak.." karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 17.03.2022 tarihli kararının süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "...Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesi kararına göre İlk Derece Mahkemesi hükmünde vekalet ücreti yönünden hatalı hüküm kurulduğu kanaatine erişilmekle HMK 353/1-b-3 gereğince İlk Derece Mahkemesi hükmünün tamamının kaldırılıp infazı kabil mahiyette yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmesi gerekirken, bu kabul ile çelişir mahiyette hükmün bir kısmının düzletilmesine ve istinaf başvurusunda bulunanların tamamının HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş olması hatalı olmuştur. 2.Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın, karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. 3.O hâlde, HMK’nun 369/1. maddesi kapsamında kanunun açık hükmüne aykırı görülen bu husus re'sen dikkate alınarak, bu aşamada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin hüküm bozulmalıdır..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..1-Asıl dava yönünden; A) Davacıların maddi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, B) Davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL nin kaza tarihi olan 18.10.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile miras payları oranında davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Birleşen dava yönünden; Davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine,.." karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; birleşen dosya kapsamında davacı mirasçılarına vefat nedeniyle manevi tazminat takdiri gerektiğini, muris vefatından önce maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğunu ve istinaf mahkemesi kararında sürekli iş göremezlik zararının SGK tarafından karşılandığından söz edilmiş ise de her hangi bir ödeme söz konusu olmadığını maddi tazminat davası sebebi ile bu zararın karşılığının hesaplanarak ödenmesinin gerektiğini, emsal Yargıtay kararları çerçevesinde her müvekkili (davacı) için ayrı ayrı avukatlık ücretine hak edileceği gözetilerek bu miktarın ayrı ayrı kararda gösterilmesi gerekirken toplamı üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, murisin sürekli iş göremezlik oranının daha yüksek olduğu, davalılar lehine red vekalet ücretinin fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, sigortalının iş kazası neticesinde davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir 1- Davacılar vekilinin asıl dava yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 378.290,00 TL olup hükmedilen tazminata yönelik temyizi kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Davacılar vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacılar vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE 2- Davacılar vekillinin birleşen davaya yönelik yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgililere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f17b497dce7e6ac9 1ce59a7faedab4cf

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı