Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/12456 E., 2025/5594 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/12456 E., 2025/5594 K. (14.04.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12456
Karar No
2025/5594
Karar Tarihi
14.04.2025

10. Hukuk Dairesi 2024/12456 E. , 2025/5594 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2016/293 E., 2024/278 K. Taraflar arasında hizmet ve prime esas kazanç tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı Kurum ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili, murisleri ...'ın 15.08.2004 - 30.04.2009 tarihleri arasında çalıştığının tespitini talep etmişlerdir.

II. CEVAP Davalılar davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 24.12.2014 tarihli ve 2013/800 E. 2014/801 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne, 15.08.2004 - 01.01.2005 tarihleri arasında 136 gün 21 TL ücretle, 01.01.2005 - 01.01.2006 tarihleri arasında 360 gün 23,46 TL ücretle, 01.01.2006 - 11.07.2006 tarihleri arasında 190 gün 25,49 TL ücretle, 01.01.2007 - 10.01.2007 tarihleri arasında 9 gün 27,00 TL ücretle, 01.01.2008 - 01.07.2008 tarihleri arasında 180 gün 29,20 TL ücretle, 01.07.2008 - 07.11.2008 tarihleri arasında 126 gün 30,66 TL ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1.Mahkeme kararına karşı davalı Kurum ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 11.02.2016 tarihli ve 2015/7470 E., 2016/1771 K. sayılı kararında; davacının bildirimlerinin olduğu şirketlerin usulüne uygun şekilde davaya dahil edilmesi, davacının çalışması ile ilgili bordro tanıklarının dinlenilmesi gerektiği, talep ettiği ücretin ise asgari ücretin üzerinde olduğu, buna göre HMK m.200 de yazılı sınırları taşan ücret alma iddialarının yazılı delil ile ispat edilebileceği göz önünde tutularak karar verilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar; Davanın kabulüne, 15.08.2004 - 31.12.2004 tarihleri arasında 136 gün, günlük 21,00 TL ücretle, 01.01.2005-31.12.2005 tarihleri arasında 360 gün, günlük 23,46 TL ücretle, 01.01.2006 - 11.07.2006 tarihleri arasında 189 gün, günlük 25,49 TL ücretle, 01.01.2007 - 10.01.2007 tarihleri arasında 5 gün, günlük 27,00 TL ücretle, 01.01.2008 - 30.06.2008 tarihleri arasında 180 gün, günlük 29,20 TL ücretle, 01.07.2008 - 07.11.2008 tarihleri arasında 126 gün, günlük 30,66 TL ücretle, davalılara ait iş yerinde çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum ve davalı ... vekilleri, çalışmanın ve ücretin ispatlanamadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428.nci maddesi, 438. maddesinin 7, 8, 9. fıkraları ile 439. maddesinin 2. fıkrası ve 506 sayılı Kanun'un 79. 5510 sayılı Kanun'un 86. maddeleridir. 3. Değerlendirme 1)İnceleme konusu dosyada; davacılar vekili, murisleri ...'ın 15.08.2004-30.04.2009 tarihleri arasında çalıştığının tespitini talep etmişlerdir. Dosyadaki kayıt ve belgelerden, işyerinin çocuk yuvası olduğu, davalı Kurumun temizlik işini ihale ile alt işverenlere devrettiği, davacının bu işyerinde ve ihaleyi alan şirketler bünyesinde temizlik elemanı olarak çalıştığının iddia edildiği, davacıya ait hizmet cetvelinde 11.07.2006-17.07.2009 tarihleri arasında giriş-çıkışlı olarak dava dışı farklı işyerlerince hizmet bildiriminde bulunulduğu anlaşılmaktadır. İşçilik alacakları dosyasında ...'ın 15.08.2004-30.04.2009 tarihleri arasında asgari ücretin 1.44 katı ücretle çalıştığı kabul edilerek karar verilmiştir. Somut olayda, ... Çocuk Evleri Sitesi Müdürlüğünün 12.05.2022 tarihli yazısıyla 2004-2006 yılları arasında temizlik işini ihale ile alan şirketler bildirilmiş ve bir kısım ihale belgeleri dosyaya celp edilmiştir. Mahkemece eksik olan ihale sözleşmeleri ve belgeleri tamamlanmalı, 15.08.2004-11.07.2006 döneminde davalı bakanlıktan ihale ile temizlik işin alan şirketler tespit edilerek HMK 124. madde gereğince davaya dahil edilmeli, bu şekilde taraf teşkili sağlanmalıdır. Alt işverenler belirlendikten sonra ihale sözleşmelerinin süreleri dikkate alınarak, hizmet tespitinin ihale sözleşmeleri süresi kadar bildirilmeyen kısımlarının davalı alt işverenler, ihale sözleşmeleri dışındaki çalışmanın varlığı halinde ise davalı Bakanlık adına tespitine karar verilmeli, bu şekilde hizmetin hangi davalı nezdinde geçtiği kararda belirtilerek infaza elverişli hüküm kurulmalıdır. 2) İşçilik alacakları dosyasında ...'ın 15.08.2004-30.04.2009 tarihleri arasında asgari ücretin 1.44 katı ücretle çalıştığı kabul edilerek karar verilmiş olup, mahkemece de davacının asgari ücretin 1.44 katı ücretle çalıştığı kabul edilerek karar verilmiştir. Davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanun'un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80. maddesinin 1. fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun; 200. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, aynı maddenin 2. fıkrasında, madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 202. maddesinde de senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 3. maddesinde ücret, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara saatlik, günlük, haftalık, aylık veya yıllık olarak para ile ödenen ve süreklilik niteliği taşıyan brüt tutar olarak tanımlanmış, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddesinde de genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tarif edilmiştir. Bu itibarla “ücretler” kavramı içine asıl ücretle birlikte fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri gibi unsurlar da girmektedir. (c) numaralı fıkra gereğince, idare veya yargı makamları tarafından belirlenen ücretlerin prim hesabına esas alınabilmesi için bu tür kazançlara hak kazanmak yeterli olmamakta, işçilik alacaklarına ilişkin taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkta mahkemece verilen karar sonrasında işçiye (sigortalıya) ödeme yapılmış olması aranmakta, bu durumda, yargı kararı ile hak kazanılan ücret niteliğindeki kazançların primlerinin sigortalı payının infaz sırasında sigortalıya yapılan ödemeden düşülmesi işverenin Kuruma karşı prim yükümlülüğünü kaldırmadığı da dikkate alınmak suretiyle, ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazanç matrahına dâhil edilmesi, hizmet akdi daha önceki bir tarihte sona erdiği takdirde ise yapılan ödemelerin çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancında gözetilmesi gerekmektedir. Somut dosyada; prime esas kazanç yönünden yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Bu itibarla bildirim yapılan dönemler yönünden ücret bordroları celp edilmeli, imzaya itiraz olmaması halinde imzalı ücret bordroları gözetilmelidir. Bildirim olmayan dönemler yönünden ise yukarıda açıklandığı üzere yazılı delil ile ispatlanması gerektiğinden bu kapsamda inceleme yapılmalıdır. Ayrıca işçilik alacakları dosyasında hükmedilen tutarın ödenmesi halinde çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancına dahil edilebileceğinden ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı