Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Ocak 2025 › 2023/12405 E., 2025/629 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/12405 E., 2025/629 K. (14.01.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/12405
Karar No
2025/629
Karar Tarihi
14.01.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2023/12405 E. , 2025/629 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/143 E., 2023/450 K. Taraflar arasında Mahkemede görülen iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili, davalı ... vekili, davalı ...Ş. vekili ve davalı ... Hizmet ve İşletmecilik A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;

I. DAVA Davacılar vekili özetle; müvekkillerinin murisinin iş kazası nedeniyle vefat ettiği, kazanın davalıların kusurlarından ileri geldiğinden bahisle asıl dava dosyasında eş ve çocuklar için 5,00’er TL maddi tazminatın asıl dosya davalılarından tahsilini, birinci birleşen dava dosyasında eş için 100.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi, çocuk ... için 15.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, çocuk ... için 30.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, anne ... için 80.000,00 TL manevi tazminatın birinci birleşen dava dosyasının davalılarından tahsilini, ikinci birleşen dava dosyasında eş için 195.476,98 TL maddi, çocuk ... için 29.692,87 TL maddi, kardeşler için 25.000,00’er TL manevi tazminatın ikinci birleşen dava dosyasının davalılarından tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 29.12.2014 tarihli ilk Kararı ile kazanın meydana gelişinde davacılar murisinin %10, davalı ...’ın sahibi olduğu ... isimli gerçek kişi şahıs işletmesinin %50, davalı ... şirketinin %10, davalı ... şirketinin ise %30 oranında kusurlu oldukları, davacılar murisinin mevsimlik işçi olması nedeniyle yılın 6 ayı çalışıp 6 ayı çalışmadığı, çalıştığı zamanlarda aylık net 1.000,00 TL ücret aldığı kabulünden hareket ederek, asıl ve birinci birleşen dava yönünden tek hüküm kurulmak suretiyle davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davacı eş lehine 89.105,34 TL maddi, 25.000,00 TL manevi, davacı çocuk ... lehine 4.778,29 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, davacı çocuk ... lehine 21.410,34 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, davacı anne için 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Anılan kararın davacılar vekili ile davalı ... dışındaki diğer tüm davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 10.11.2015 tarih, 2015/7448 Esas, 2015/19899 sayılı Kararı ile temyiz eden davalılar ve davacı anne ...'in tüm temyiz itirazlarının reddine, davacılar eş ve çocukların sair temyiz itirazlarının reddine ancak davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı, adı geçen davalı asıl işveren olduğu için hüküm altına alınacak tazminatlardan kusuru bulunmasa da sorumlu olduğu, davacılar eş ve çocuklar lehine hüküm altına alınan manevi tazminat tutarlarının az olduğu, mevsimlik çalışmada mevsim dışı dönem yönünden hesaplama yapılmamasının hatalı olduğu, mevsimde işyeri ücretiyle, mevsim dışında da asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğinden bahisle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak verilen 26.11.2020 tarihli ikinci Kararda eş lehine 318.740,39 TL maddi, 150.000,00 TL manevi, davacı çocuk ... lehine 13.682,96 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, davacı çocuk ... için 92.370,40 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, anne için 40.000,00 TL manevi, kardeşler lehine 25.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 26.11.2020 tarihli Kararının davacılar vekili, davalı ... vekili, davalı ...Ş. vekili ve davalı ... Hizmet ve İşletmecilik A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 16.11.2021 tarih ve 2021/5532 Esas, 2021/14313 sayılı Kararı ile asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı karar verilmesi gerektiğinden bahisle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak verilen temyiz incelemesine konu 22.06.2023 tarihli son Kararla asıl dava dosyasında davalılar gerçek kişi ..., ... şirketi ve ... şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsil edilmek üzere davacılar eş ve çocukların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, birinci birleşen dava dosyasında davalılar ... şirketi, ..., ... şirketi ve ... şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsil edilmek üzere; eş ve çocuk ...’nın maddi tazminat istemlerinin kabulüne, çocuk ... lehine 13.677,96 TL maddi, eş ve çocuklar lehine 100.000,00’er TL, anne lehine 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, ikinci birleşen dava dosyasında davalılar ... şirketi, ... şirketi ve ... şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsil edilmek üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere eş lehine 298.455,36 TL maddi, çocuk ... lehine 62.365,39 TL maddi tazminat ödenmesine, yine davacı kardeşler lehine 15.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, 26.08.2019 tarihli hesap bilirkişi raporuna karşı yasal süresi içinde yaptıkları itirazların Mahkemece dikkate alınmadığını, bu nedenle müvekkillerin gerçek zararları tespit edilmeden hüküm kurulduğunu, bozma öncesi karara esas alınan bilirkişi raporunda bozma sebebi yapılmamış hususların davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu gerekçesiyle eş ... yönünden evlenme indirimi yapılmasının ve çocuk ...’ın destek süresinin üniversite eğitimi dikkate alınmaksızın 18 yaşla sınırlandırılmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, bu kabullerin yerinde olmadığını, ilk kararın lehlerine bozulduğu dikkate alındığında karar verilmeyen hususların davalılar lehine kazanılmış hak doğurmayacağını, rapora karşı yaptıkları itirazların reddinin de hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan ücretin gerçeği yansıtmadığını, bilirkişi raporunda hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatlarının karar tarihi itibarıyla güncelliğini yitirdiğini, 01.07.2023 tarihinden itibaren geçerli olacak asgari ücretin karar tarihi itibarıyla bilinir olmasına rağmen bu güncel verilerle hesaplama yapılması yönündeki taleplerinin 22.06.2023 tarihli duruşmada karşılanmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, birleşen dosyada HMK 107. madde kapsamında açılan belirsiz alacak davasında, hesap raporuna göre taleplerini artırmak ve eksik harcı tamamlamak üzere re’sen süre verilmemesinin HMK 107. maddeye aykırılık oluşturduğunu, ayrıca fazlaya dair hakların saklı tutulmaması ve belirlenen alacaklar yönünden tespit hükmü kurulmamasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, her ne kadar Mahkeme son rapora dayanarak eş ... ve çocuk ... yönünden fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar vermişse de önceki bozma doğrultusunda bu hususta daha açık bir tespit hükmü kurulması gerektiğini, 10. Hukuk Dairesinin bozma ilamında manevi tazminatlar yönünden bozma bulunmadığından, ilk bozma kararına uyularak verilen kararda manevi tazminatların daha düşük belirlenmesinin usuli kazanılmış hakka aykırı olduğunu, tedbir kararının kaldırılmaması ve Türk Borçlar Kanunu’nun 76. maddesi gereğince talep edilen geçici ödemenin reddedilmesiyle birlikte maddi ve manevi tazminatların güncelliğini yitirdiğini, manevi tazminatların kısmen kabulünün de usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığından her bir davacı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücreti verilmesinin hatalı olduğunu, çocuk ... için maddi tazminatın kısmen kabulü nedeniyle aleyhlerine vekalet ücretine hükmedilmesinin ve eş, anne ile kardeşler yönünden manevi tazminatın kısmen reddi sebebiyle davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilmesinin Mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini, ayrıca lehlerine hükmedilen harç ve yargılama giderlerinin usul ve kanuna aykırı şekilde eksik hesaplandığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkilinin ikinci birleşen dava dosyasında taraf olmamasına rağmen, sanki bu dosyada da aleyhine hüküm kurulmuş gibi diğer davalılarla birlikte harç ve yargılama giderlerinden kabul oranında sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, birleşen davalarda mükerrerlik bulunduğunu, özellikle ilk dosyanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilmesi hâlinde diğer dosyaların hukuki yarar yokluğu ya da dava şartı eksikliği nedeniyle reddedilmesi gerekirken bu hususun Yerel Mahkeme tarafından değerlendirmeye alınmadığını, Yargıtay bozmasında da bu temyiz gerekçelerine yönelik açık bir red bulunmadığına göre yeni verilecek kararda da değerlendirilmesinin zorunlu olduğunu, davacıların mükerrer taleplerinin hukuki yarar yokluğu ya da zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, bu taleplerin dikkate alınmadan verilen kararın bozulmasının gerektiğini, müvekkiline kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, birbiriyle çelişkili bilirkişi raporlarının esas alınamayacağını, tazminat hesaplarında güncelleme yapılırken peşin sermaye değerlerinin güncellenmeden tenzili, hesaplamalarda PMF 1931 yaşam tablosu kullanılması ve murisin yılın tamamında kesintisiz çalıştığı varsayımına dayanılması suretiyle hakkaniyet indirimi yapılmaksızın hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, manevi tazminatların fahiş olduğunu, bu miktarların davacıların sosyal ve ekonomik durumlarına göre değerlendirildiğinde sebepsiz zenginleşmeye yol açacak düzeyde olduğunu, manevi tazminatın zarar tarihine göre belirlenmesi gerektiğini, Yerel Mahkemece takdir edilen tutarların 2008 yılı koşullarına göre oldukça yüksek olup bu yönüyle de kararın hatalı olduğunu, ayrıca bir davada farklı taleplerin birlikte bulunması hâlinde her bir talep için ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, Mahkemece talepler sanki tek kalemden reddedilmiş gibi değerlendirilerek vekalet ücretinin tek kalemden verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkiline kusur izafe edilmemiş olmasına rağmen tazminattan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, bu yönüyle hem kusur hem de husumet açısından kararın bozulması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatların fahiş olduğunu, özellikle müteveffanın annesi lehine hükmedilen manevi tazminatın müvekkili yönünden değerlendirilip reddine karar verilmesi gerektiğini, kazanın 02.08.2008 tarihinde meydana gelmiş olmasına rağmen davanın 26.11.2010 tarihinde açıldığın��, destekten yoksun kalma tazminatının 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, bu sürenin açıkça dolmuş olmasına rağmen Mahkemece bu itirazlarının değerlendirilmediğini, özellikle ikinci birleşen dava dosyasında davalıya yöneltilen talep artırımına karşı 03.11.2020 tarihinde süresinde zamanaşımı def’inde bulunulmuş olmasına rağmen bu def’in Mahkemece değerlendirmeye alınmadığını, davacı tarafın sunduğu talep artırım dilekçesinin fiilen ikinci bir ıslah niteliğinde olduğunu, ancak dosyada ikinci bir ıslah yapılmadığı hâlde mükerrer taleplerde bulunulmasının ve bu taleplerin hükme esas alınmasının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkiline kusur izafe edilmemiş olmasına rağmen tazminattan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, bu yönüyle hem kusur hem de husumet açısından kararın bozulması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatların fahiş olduğunu, özellikle müteveffanın annesi lehine hükmedilen manevi tazminatın müvekkili yönünden değerlendirilip reddine karar verilmesi gerektiğini, kazanın 02.08.2008 tarihinde meydana gelmiş olmasına rağmen davanın 26.11.2010 tarihinde açıldığını, destekten yoksun kalma tazminatının 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, bu sürenin açıkça dolmuş olmasına rağmen Mahkemece bu itirazlarının değerlendirilmediğini, özellikle ikinci birleşen dava dosyasında davalıya yöneltilen talep artırımına karşı 03.11.2020 tarihinde süresinde zamanaşımı def’inde bulunulmuş olmasına rağmen bu def’in Mahkemece değerlendirmeye alınmadığını, davacı tarafın sunduğu talep artırım dilekçesinin fiilen ikinci bir ıslah niteliğinde olduğunu, ancak dosyada ikinci bir ıslah yapılmadığı hâlde mükerrer taleplerde bulunulmasının ve bu taleplerin hükme esas alınmasının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, temyiz eden taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Somut olayda, davacı eşin yeniden evlenme ihtimalinin bozma dışı kaldığından bahisle %17 olarak kabul edildiği, Mahkemenin 26.11.2020 tarihli Kararında manevi tazminatların eş lehine 150.000,00 TL, anne lehine 40.000,00 TL, kardeşler lehine 25.000,00’er olarak hüküm altına alındığı, anılan karara karşı karşı davalı ... şirketi tarafından temyiz yoluna başvurulmadığı, buna karşılık temyiz incelemesine konu son kararda davalı ... şirketi yönünden de eş lehine hüküm altına alınan manevi tazminatın 100.000,00 TL'ye, anne lehine hüküm altına alınan manevi tazminatın 20.000,00 TL'ye, kardeşler lehine 15.000,00’er TL'ye indirildiği, Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 10.11.2015 tarih, 2015/7448 Esas, 2015/19899 sayılı bozma Kararında temyiz eden davalılar ve davacı anne ...'in tüm temyiz itirazlarının reddine karar verildiği, anılan bozma kararı ile bozulmasına karar verilen Mahkemenin ilk kararında davalı ... şirketinin hüküm altına alınan tazminatlardan sorumlu tutulmadığı, ne var ki Mahkemenin temyiz incelemesine konu son kararında davalı ... şirketinin anne lehine hüküm altına alınan manevi tazminattan da sorumlu tutulduğu anlaşılmaktadır. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay İçtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay İçtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir Kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) Somut olayda, yeniden evlenme ihtimalinin hesap raporu tarihine göre belirlendiği, bu nedenle eşin hesap raporu tarihindeki yaşına ve çocukların da yine hesaplama tarihindeki yaşlarına göre yeniden evlenme ihtimalinin yıllara göre değişiklik gösterdiği; Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesi bozmasında davacılar lehine hesap raporuna ilişkin bozma kararı verildiği birlikte değerlendirildiğinde, davalı taraf lehine yeniden evlenme ihtimali üzerinden usuli kazanılmış hak oluşmadığı göz ardı edilerek, hükme esas alınan bilirkişi hesap raporu tarihine göre davacı eşin yeniden evlenme ihtimali %2 olmasına rağmen %17 oranında indirim yapılması; usuli kazanılmış hak nedeniyle davalı ... Şirketi’nin, eş yönünden 150.000,00 TL, anne yönünden 40.000,00 TL, kardeşler yönünden ise 25.000,00’er TL manevi tazminattan sorumlu tutulması gerekirken, bu davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat tutarlarının ... Şirketi yönünden azaltılması; ayrıca, Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 10.11.2015 tarih, 2015/7448 Esas ve 2015/19899 sayılı bozma Kararında davacı annenin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş olması nedeniyle, davalı ...’nin davacı anne lehine hükmedilen manevi tazminattan sorumlu tutulmaması gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalıdır. Kabul ve uygulamaya göre de, Mahkemece asıl ve birleşen dava dosyaları yönünden ayrı ayrı harç ve yargılama gideri hesaplaması gerekirken, toplam üzerinden harç ve yargılama gideri belirlendiğinden, davalılar ... ve ... Şirketi yönünden fazla harç ve yargılama giderine hükmedilmesi de isabetli olmamıştır.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 14.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 0fc4b62133de808f 043e504de0617c49

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Ocak 2025 kararlarının tamamı