Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Ocak 2025 › 2023/10234 E., 2025/625 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/10234 E., 2025/625 K. (14.01.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/10234
Karar No
2025/625
Karar Tarihi
14.01.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2023/10234 E. , 2025/625 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2016/386 E., 2023/234 K. Taraflar arasında Mahkemede görülen iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl dava dosyasında davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne, birleşen dava dosyasının reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili ve davalılar ... ve ... ortak vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili özetle; müvekkillerinin murisi sigortalının iş kazası nedeniyle vefat ettiğini, kazanın davalıların kusurlarından ileri geldiğini ileri sürerek asıl dava dosyasında eş için, 74.356,19 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, çocuk ... için 52.423,76 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, çocuk ... için 21.551,87 TL maddi, 75.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davacılar vekili bozma kararından sonra asıl dosyanın davalılarından Yusuf dışındaki diğer dört davalıya karşı açtığı birleşen dava dosyasında eş için 179.472,47 TL maddi, davacı çocuk ... için 96.490,58 TL maddi, davacı çocuk ... için 45.729,16 TL maddi tazminatın birleşen dosyanın davalılarından tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.01.2015 tarihli ilk kararı ile iş kazasının meydana gelişinde davacılar murisinin %20, davalı Maritime şirketi, davalı ... ve davalı ...'in birlikte %30, davalı ustabaşı ...'ın %20, murisin işvereni davalı ...'ın %30 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, eş lehine 50.000,00 TL, çocuklar lehine 40.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin anılan kararının davalı gerçek kişiler Yusuf ve Cenk ile davalı şirket ... Şirketi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 24.03.2016 tarih, 2015/6705 Esas, 2016/5732 Karar sayılı kararıyla temyiz eden davalıların sair temyiz itirazları incelenmeksizin kusur tespitinin yerinde olmadığı, faiz başlangıç tarihi konusunda talebin aşıldığı gerekçeleri ile mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen temyiz incelemesine konu 12.04.2023 tarihli kararla davacılar murisinin %20, davalılar ... Şirketinin asıl işveren olarak %30, bu %30’luk kusurun içinde olmak kaydı ile davalı ...'ın fenni mesul şantiye şefi olarak %5, murisin işvereni davalı ...'ün %50 ve bu kusurun içinde olmak kaydı ile muris gibi davalı ...’ın işçisi olan davalı ustabaşı ...'ün %5 oranında kusurlu olduğu, davalı ...'un ise kusursuz olduğu kabulünden hareketle asıl dava dosyasında davalı ... hakkındaki davanın kusuru bulunmadığından bahisle reddine, diğer davalılar yönünden asıl dava dosyasında davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, eş lehine 50.000,00 TL, çocuklar lehine 40.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine, davacıların önceki kararı temyiz etmemeleri nedeniyle birleşen dava dosyasının usuli kazanılmış hak nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili, birleşen dava yönünden davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluşmadığını, bu gerekçeyle birleşen davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, sorumluluk hukukunda “gerçek belirli iken varsayıma gidilmez” ilkesi benimsenmiş olmakla birlikte tazminat hesabında karar tarihine en yakın bilinen verilerin esas alınması gerektiğini, bozma öncesi alınan bilirkişi raporunun da en güncel verilere göre hazırlanmış olduğunu, bu nedenle müvekkillerin bu rapora itiraz etmesinin ya da rapor esas alınarak kurulan hükmü temyiz etmesinin hukuki yarar taşımadığını, usuli kazanılmış hakkın istisnalarından birinin kamu düzenine aykırılık olduğunu, asgari ücretin ise kamu düzenine ilişkin bulunduğunu, bu sebeple tazminat hesabının karar tarihine en yakın tarihteki asgari ücret artışı dikkate alınarak yapılması gerektiğini, birleşen dava yönünden davalılar lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne aykırı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili, müvekkillerinin tüm sorumluluklarını yerine getirmiş olmaları sebebiyle kusurlarının bulunmadığını, gerek kusura dayalı gerekse kusursuz sorumluluk hallerinde kurtuluş beyyinesi olarak aranan işçi seçme, işe ilişkin emir ve talimat verme ile nezaret etme yükümlülüklerinin müvekkiller tarafından eksiksiz olarak yerine getirildiğini, inşaatta çalışan işçilerin bizzat müvekkili tarafından yeterlilikleri gözetilerek seçildiğini, iş güvenliği kuralları doğrultusunda müteveffaya gerekli uyarıların yapıldığını ve müvekkilin inşaatta fiilen çalışarak gözetim yükümlülüğünü de yerine getirdiğini, ancak müteveffanın kendi görev alanı dışına çıkarak inşaatla ilgisi olmayan başka bir binanın çatısına izinsiz biçimde çıktığını ve ağır kusuruyla kazaya sebebiyet verdiğini, bu hususun bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu, ayrıca ... hakkında husumet yöneltilmiş olmasına rağmen kendisinin yalnızca ücret karşılığı çalışan bir işçi olduğunu ve işveren vekili sıfatı taşımadığını, bu nedenle sorumluluğunun bulunmadığını, diğer yandan müvekkillerin sosyal ve ekonomik durumları, hatalı kabul edilen kusur oranları ve müteveffanın kusuru gözetildiğinde hükmedilen manevi tazminat tutarının da fahiş olduğunu, bu gerekçelerle kusurları bulunmayan müvekkiller aleyhine tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe a.Davalı ...'ın temyiz istemi açısından, Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile Mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir. Aksi halde temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı kabul edilir. Kötü niyetle temyiz, davanın gereksiz yere uzamasına ve yargı organlarının yersiz meşgul edilmesine yol açar. Somut olayda davalı ...'ın, Mahkemenin Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince bozulan 15.01.2015 tarihli kararına karşı temyiz yoluna başvurmadığı, Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen kararda davalı ... aleyhine olmak üzere herhangi bir değişikliğin de bulunmadığı anlaşıldığından davalı ...'ın temyiz yoluna başvurmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle adı geçenin Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmiştir. b.Davacılar ve davalı ...'ın temyiz istemleri açısından Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemenin ilk kararında davalı ustabaşı ...'ın %20, murisin işvereni davalı ...'ın %30 oranında kusurlu olduklarının kabul edildiği, davalı ...'ın ilk karara karşı temyiz yoluna başvurmadığı, bu nedenle bozmadan sonra alınan ve itibar edilen kusur raporunda her ne kadar davalı ...'ün %50 ve bu kusurun içinde olmak kaydı ile davalı ...'ün %5 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş ve sonuç olarak davalı ...’ın kusurunun arttırılıp davalı ...’ın kusurunun azaltılması hatalı olmuşsa da davalı ...’ın %50 oranındaki kusurunun içinde davalı ...’ın kusurunun %20 oranında olması gerektiği sorumlular arasındaki rücu ilişkisinde değerlendirilebileceğinden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacıların ve davalı ...'ın aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından, Mahkemece asıl dava dosyasında faiz başlangıç tarihinin ilk kararı temyiz etmeyen davalılar ... ve ... yönünden de adı geçen davalıların lehine olacak şekilde değiştirildiği, Mahkemece asıl dava dosyasıda karar ve ilam harcı ile ilgili hüküm kurulurken birleşen dava dosyasında yatırılan 1.098,75 TL peşin harcın hem asıl dosyada alınması gereken harçtan mahsup edildiği, bir sonraki fıkrada bu şekilde mahsup edilen toplam harcın davalılardan tahsili ile davacılara verilmesine karar verildiği, sonrasında da birleşen dosyanın karar ve ilam harcı ile ilgili hüküm kurulurken red nedeniyle alınması gereken maktu harcın bu 1.098,75 TL peşin harçtan mahsup edilerek fazla yatan harcın davacı tarafa iade karar verildiği, bu hususların hem asıl dava dosyasında davalılar aleyhine eksik harca hükmedilmesine, hem de davacı tarafa toplamda fazla harç iadesine neden olduğu, birleşen dava dosyasında hüküm altına alınan maddi tazminat ret vekalet ücretinin nispi olarak hesaplandığı anlaşılmaktadır. Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HMK'nın geçici 3. maddesi delaletiyle HUMK’nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı ...'ın temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, 2.Davacılar ve davalı ...'ın temyiz istemleri açısından hüküm fıkrasının; a. 1-A bendinin tamamen silinerek yerlerine geçmek üzere; "A- Maddi tazminat taleplerinin kabulü ile; davacı ... için 74.356,19 TL, ... için 52.423,76 TL ve ... için 21.551,87 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 19.02.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, diğer davalılar ... A.Ş. ve ... yönünden ise ayrı ayrı 5.000,00 TL'sinin kaza tarihi olan 19.02.2012 tarihinden, bakiyelerinin ise ıslah tarihi olan 20.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... A.Ş., ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine," ibarelerinin yazılması, b. Asıl dava dosyasında alınması gereken karar ve ilam harcına ilişkin 3 numaralı bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere "3- Asıl dava yönünden alınması gereken 19.012,85 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.316,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 17.696,15 TL'nin davalılar ... (... Yapı İnşaat proje Taahhüt), ... AŞ, ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına," ibarelerinin yazılması, c. Birleşen dava dosyası yönünden hüküm altına alınan red vekalet ücretine ilişkin 14 numaralı bendin tamamen silinerek yerine geçmek üzere "14- Birleşen dava yönünden; davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/4. maddesi uyarınca 9.200,00 TL red vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile birleşen davanın davalılarına ödenmesine," ibarelerinin yazılması suretiyle Mahkeme kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 14.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 6d33a42fdb09bf4c 12633ea89d27b558

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Ocak 2025 kararlarının tamamı