9. Hukuk Dairesi 2025/968 E. , 2025/4150 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/337 E., 2024/1980 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Bakanlığa bağlı işyerinde çalıştığını, 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, alt işveren bünyesinde çalışmakta iken ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini ve ödendiğini, kadroya geçerken bireysel iş sözleşmesi imzaladığını ve ücretinin yine asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini, 01.01.2019-31.12.2020 yürürlük tarihli ve 01.01.2021-31.12.2022 yürürlük tarihli toplu iş sözleşmelerinden tam olarak yararlandırılmadığını, ancak davalı tarafından Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın 25.01.2019 tarihli görüş yazısı gerekçe gösterilerek eksik ödeme yapıldığını iddia ederek ödenmeyen fark ücret, ilave tediye, ikramiye, hizmet primi, sendikal alacak, yemek molası ve yemek ücreti, yol ücreti, enflasyon farkı, sendika aidatı ve sağlık yardımı ile fazla çalışma ücreti, gece zammı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin ücretlerinin 696 sayılı KHK, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 23. Maddesi Uyarınca Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ve Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İs Sözleşmesi hükümlerine ilişkin 12.04.2018 tarihli Genelgesi ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 25.01.2019 tarihli görüş yazısı doğrultusunda hesaplanarak ödendiğini, hatalı ve eksik ödeme söz konusu olmadığından davacının talebinin hukuki bir dayanağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçiş yaptığı, kadroya geçiş sırasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde asgari ücretin belirli bir oran fazlası üzerinden ücret ödeneceğinin açıkça belirtildiği, davacıya sözleşmesinde yazılı miktar üzerinden uygulanacak zam oranları doğrultusunda işçilik alacaklarının ödenmesi, ayrıca toplu iş sözleşmelerinin uygulanması gerektiği, bu bağlamda davacının ödenmeyen ücret alacağının bulunduğu gerekçesiyle bilirkişi raporundaki hesaplamalar doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Hizmet alım sözleşmelerinde yüklenici tarafından istihdam edilen işçilerin ücretlerinin asgari ücretin katları ya da asgari ücretin belirli bir oran fazlası şeklinde belirlenmesinin hizmet alım sözleşmesinin devam ettiği döneme ilişkin uygulama olduğunu, 2. İşçilerin kadroya geçişte yapılan sözleşmelerinde belirli bir oran yazılmış olsa dahi oranların geçersiz olacağını, 3. Davacının ücretinin 2019 yılı asgari ücret seviyesine çekilerek bu ücrete %4 zam uygulanmadığını, davacının 2018 yılı ücreti korunarak %4 oranında zam yapıldığını, bu durumda ücretin düşürülmesinin söz konusu olmadığını, 4. İşçinin bir yandan bireysel iş sözleşmesindeki günlük brüt ücretinin esas alınmasını, diğer taraftan da toplu iş sözleşmesi ile öngörülen ücret kriterlerinin uygulanmasını istemesinin mümkün olamayacağını, toplu iş sözleşmesinin bireysel iş sözleşmelerini etkisiz kılacağını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçiye kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ödenmesi gereken ücretin tespiti ile dava konusu fark alacaklarının bulunup bulunmadığına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (375 sayılı KHK) geçici 23. maddesinin ve bu KHK gereğince 31.10.2020 tarihine kadar uygulanması öngörülen toplu iş sözleşmesinin amacı; gerek alt işverenin taraf olduğu ve 31.10.2020 tarihinden önce sona erecek olan toplu iş sözleşmesinden yararlanmakta olan, gerekse alt işverenin taraf olduğu herhangi bir toplu iş sözleşmesinden yararlanmayan işçileri belli bir süre için toplu iş sözleşmesi etkisinden mahrum bırakmamaktır. Bu nedenle 02.04.2018 tarihinde 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 23. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinden yararlanmaya başlayan yahut alt işveren nezdindeki toplu iş sözleşmesinin bitimini müteakip kanun gereği kendiliğinden yararlanmaya başlayan işçilerin, aynı dönem içinde bir başka toplu iş sözleşmesinden yararlanmayı talep etmeleri, 375 sayılı KHK gereği mümkün değildir. Bir toplu iş sözleşmesinin geriye etkili olarak yürürlüğe konulabilmesi kural olarak mümkün olsa da sonraki toplu iş sözleşmesi hükümlerinin geriye etkili olabileceği en erken süre önceki toplu iş sözleşmesinin bitim tarihidir. Sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçiler yönünden yapılacak değerlendirmede de bu ilkeden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Buna göre sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin kadroya geçirildikleri işyerinde yürürlükte bulunan bir toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri için en erken tarih her hâlükârda 01.11.2020 tarihi olmalıdır. Ancak sürekli işçi kadrolarına geçirilen işçilerin 375 sayılı KHK gereğince üyelik şartı aranmaksızın yararlandıkları toplu iş sözleşmesinin süresi 31.10.2020 tarihinde sona erdiğinden, bu tarihten sonra 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanun kapsamında işveren ile yetkili sendika arasındaki toplu iş sözleşmesinden yararlanmak için bu Kanun'da öngörülen şartların da gerçekleşmesi gerekmektedir. Sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin işyerinde uygulanmaya başlanan toplu iş sözleşmesinden yararlanıp yararlanamayacakları belirlenirken 31.10.2020 tarihinden önceki ve sonraki dönem bakımından yukarıda açıklanan ilke ve esaslara göre ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. Somut olayda, taraflar arasında davacının kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ücretinin tespiti hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Davacının davalıya ait işyerinde, hizmet alım sözleşmesi kapsamında alt işveren işçisi olarak çalışmakta iken 02.04.2018 tarihi itibarıyla 375 sayılı KHK'nın geçici 23. maddesi kapsamında kamu bünyesinde sürekli işçi kadrosuna geçirildiği dosya kapsamıyla sabittir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 01.01.2020-31.12.2020 tarihleri arasındaki ücretinin Öz Sağlık ve Sosyal Hizmet İşçileri Sendikası (Öz Sağlık-İş) ile Türk Ağır Sanayii ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası (TÜHİS) arasında 10.08.2020 tarihinde imzalanan ve 01.01.2019-31.12.2020 yürürlük tarihli toplu iş sözleşmesine göre hesaplanması hatalı olmuştur. Davacının ücretine 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 23. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi hükümleri uyarınca altı aylık dönemler için %4 zammın uygulanması öngörüldüğünden aynı anda Öz Sağlık- İş Sendikasının taraf olduğu toplu iş sözleşmesinin 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin öngördüğü ücret zamlarının uygulanması mümkün değildir. Bu sebeple davacının 31.10.2020 tarihinde sona eren toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre belirlenen ücreti korunarak, 31.12.2020 tarihine kadarki alacaklarının tespitinde bu ücret miktarı esas alınmalıdır. Diğer taraftan davacı 01.11.2020 tarihinden itibaren Öz Sağlık- İş Sendikasının tarafı olduğu 2019 ve 2020 yıllarını kapsayan toplu iş sözleşmesinin ücret zammı dışındaki hükümlerinden yararlanabileceğinden, davacının varsa 01.11.2020-31.12.2020 tarihleri arasında anılan toplu iş sözleşmesinden doğan diğer alacaklarının hesabında da 31.10.2020 tarihindeki ücret miktarı üzerinden hesaplama yapılmalıdır. 3. Belirtildiği gibi yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek ve 01.11.2020 tarihine kadar 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 23. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi hükümleri göz önüne alınarak alacakların mevcudiyeti değerlendirilmelidir. 01.11.2020 tarihi ve devamına ilişkin süreç açısından Mahkemece talep edilen alacakların ispatı yönünden sadece dosya kapsamında bulunan belgeler dikkate alınıp ispat yükünün hangi tarafa ait olduğu göz önünde bulundurularak karar verilmesi gerektiği de göz ardı edilmemelidir. Dosya kapsamında kabul edilen bir kısım alacaklara yönelik yeterli gerekçe oluşturulmadığı gibi bilirkişi raporu da denetime elverişli değildir. Bir örnekle açıklamak gerekirse çerçeve toplu iş sözleşmesinde taşıt yardımı yönünden mevcut uygulamanın devam ettirileceği öngörülmüş olmakla birlikte Mahkemece bu hüküm dikkate alınmamıştır. Son olarak 01.01.2021-31.12.2022 yürürlük tarihli toplu iş sözleşmesinden kaynaklı fark ödemelerin mevcut olup olmadığı da dikkate alınarak talep edilen alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekirken bu yön gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi de hatalı olmuştur.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,07.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! c77639b1deea09b5 b32dd9fbd2b87942