9. Hukuk Dairesi 2025/1558 E. , 2025/4155 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/4403 E., 2024/3941 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 1. İş Mahkemesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Bakanlığa bağlı işyerinde çalıştığını, 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, alt işveren bünyesinde çalışmakta iken ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini ve ödendiğini, kadroya geçerken bireysel iş sözleşmesi imzaladığını ve ücretinin yine asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini ancak davalı tarafından eksik ödeme yapıldığını ileri sürerek ödenmeyen ücret ve ilave tediye fark alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, husumet itirazında bulunduklarını, kadroya geçiş sonrası Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesi dikkate alınarak ücretin belirlendiğini, ücretin düşürülmediğini, hukuka aykırı bir uygulamanın söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; belirsiz süreli iş sözleşmesinin ve toplu iş sözleşmesinin ilgili hükümleri uyarınca davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının ücretinde toplu iş sözleşmesi doğrultusunda artış yapıldığını, 2. Hem toplu iş sözleşmesinin hem de bireysel iş sözleşmesinin lehe hükümlerinin dikkate alınarak değerlendirme yapılamayacağını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçinin, kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ücretinin tespiti ile talep edilen fark alacaklarının bulunup bulunmadığı ve varsa alacakların hesaplanmasına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre ve özellikle İlk Derece Mahkemesinin arabuluculuk dava şartını dikkate aldığı gözetildiğinde davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 375 sayılı KHK'nın geçici 23. maddesinin ilgili bölümü şöyledir: "... Sürekli işçi kadrolarına geçirilenlerden, geçiş işlemi yapılırken mevcut işyerinin girdiği işkolunda kurulu işyerinden bildirilenlerin ücreti ile diğer mali ve sosyal hakları, bu madde kapsamındaki idarelerde geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin bitimine kadar bu toplu iş sözleşmesinin uygulanması suretiyle oluşan ücret ile diğer mali ve sosyal haklardan fazla olamaz. Sürekli işçi kadrolarına geçirilenlerden; geçişten önce toplu iş sözleşmesi bulunmadığından kadroya geçirildiği tarihte yürürlükte olan bireysel iş sözleşmesi hükümlerinin geçerli olduğu işçiler ile geçiş işleminden önce yapılan ve geçişten sonra yararlanmaya devam ettiği toplu iş sözleşmesi bulunmakla birlikte bu madde kapsamındaki idarelerde alt işveren işçilerini kapsayan, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin bitiminden önce toplu iş sözleşmesi sona eren işçilerin ücreti ile diğer mali ve sosyal hakları, bu madde kapsamındaki idarelerde geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesine göre belirlenir. Bu madde kapsamındaki idarelerde; 6356 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinde belirtilen mevcut işyerleri bakımından anılan Kanuna uygun olarak yetki başvurusunda bulunulabilir, ancak geçişi yapılan işçiler için yeni tescil edilen işyerlerinde, geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin sona erme tarihinden sonra yetki başvurusunda bulunulabilir. ..." 375 sayılı KHK'nın ilgili hükmünün ve bu Kanun Hükmünde Kararname gereğince 31.10.2020 tarihine kadar uygulanması öngörülen toplu iş sözleşmesinin amacı; gerek alt işverenin taraf olduğu ve 31.10.2020 tarihinden önce sona erecek olan toplu iş sözleşmesinden yararlanmakta olan, gerekse alt işverenin taraf olduğu herhangi bir toplu iş sözleşmesinden yararlanmayan işçileri belli bir süre için toplu iş sözleşmesi etkisinden mahrum bırakmamaktır. Bu nedenle 02.04.2018 tarihinde 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 23. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinden yararlanmaya başlayan yahut alt işveren nezdindeki toplu iş sözleşmesinin bitimini müteakip kanun gereği kendiliğinden yararlanmaya başlayan işçilerin, aynı dönem içinde bir başka toplu iş sözleşmesinden yararlanmayı talep etmeleri, 375 sayılı KHK gereği mümkün değildir. Bir toplu iş sözleşmesinin geriye etkili olarak yürürlüğe konulabilmesi kural olarak mümkün olsa da sonraki toplu iş sözleşmesi hükümlerinin geriye etkili olabileceği en erken süre önceki toplu iş sözleşmesinin bitim tarihidir. Sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçiler yönünden yapılacak değerlendirmede de bu ilkeden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Buna göre sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin kadroya geçirildikleri işyerinde yürürlükte bulunan bir toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri için en erken tarih her hâlükârda 01.11.2020 tarihi olmalıdır. Yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olay değerlendirilecek olursa davacı 31.10.2020 tarihine kadarki dönemde 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 23. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinden yararlandığından aynı dönemde .. Sendikası ile .. arasında 10.08.2020 tarihinde imzalanan 01.01.2019-31.12.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinden yararlanması mümkün değildir. Anılan toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmesi için en erken tarih 01.11.2020 tarihidir. Diğer taraftan belirtmek gerekir ki 01.01.2019-31.12.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin 33. maddesinin (2) numaralı bendinin "İkinci Yıl İkinci Altı Ay Zammı" başlıklı (d) alt bendi "01.07.2020 tarihinde işyerinde çalışmakta olan sendika üyesi işçilerin 30.06.2020 tarihi itibarıyla almakta oldukları günlük brüt çıplak ücretlerine 01.07.2020 tarihinden geçerli olmak üzere %5,75 (yüzde beş yetmiş beş) oranında ücret zammı yapılacaktır (Bu zamma enflasyon farkı dahil edilmiştir.)." düzenlemesini içermektedir. Toplu iş sözleşmesinin ücret zammına ilişkin bu maddesinde, 01.11.2020 tarihi itibarıyla uygulanması öngörülen ücret zammına ilişkin bir düzenleme yer almamaktadır. Bu durumda davacının 01.11.2020-31.12.2020 dönemi bakımından toplu iş sözleşmesinin ücret zammı dışındaki diğer hükümlerinden, toplu iş sözleşmesinden yararlanma şartlarını taşımak kaydıyla yararlanabileceğini; ancak toplu iş sözleşmesinde öngörülen ücrete ilişkin zam oranından yararlanamayacağını kabul etmek gerekir. Yani davacının 01.11.2020 tarihinden sonra toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan diğer alacaklara hak kazanması mümkün ise de bu alacakların hesabında 31.10.2020 tarihi itibarıyla hak edilen ücret miktarı aynen korunmalıdır. Somut olayda İlk Derece Mahkemesince, gerek davacının ücretinin tespitinde, gerekse dava konusu alacakların hesabında belirtilen ilke ve esaslara aykırı olarak sonuca gidildiği görülmektedir. Belirtilen sebeplerle; davacının Ocak 2019-Aralık 2020 dönemine ilişkin olarak dava konusu fark alacak talepleri yönünden, 01.01.2019- 31.10.2020 tarihleri arasındaki dönemde 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 23. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi hükümlerine göre, 01.11.2020-31.12.2020 tarihleri arasındaki dönemde ise, toplu iş sözleşmesinden yararlanma şartlarının mevcut olması kaydıyla, 01.01.2019-31.12.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin ücret zammına ilişkin hükümleri dışındaki hükümlere göre hesaplama yapılması gerekmektedir. 3. Bir diğer değerlendirilmesi gereken durum ise davacının 2021 yılı ve sonrasına ilişkin ücretinin belirlenmesinde 2021 ve 2022 yıllarını kapsayan toplu iş sözleşmesinin nasıl değerlendirileceğidir. Dairemiz uygulamasına göre 08.09.2021 imza tarihli ve 01.01.2021-31.12.2022 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesine göre 2021 yılı ücretinin belirlenmesi şu şekilde olmalıdır: 01.01.2021 tarihinde asgari ücrete iş sözleşmesindeki oran uygulandığında belirlenen ücret 136,67 TL’nin altında kalıyorsa davacının ücreti toplu iş sözleşmesinin 33/1 hükmünde taban ücreti olan 136,67 TL olarak kabul edilir. Bu miktara toplu iş sözleşmesinde öngörülen zamlar uygulanır. Böylelikle başka bir toplu iş sözleşmesi yürürlüğe girmiş olsa dahi iş sözleşmesinde belirtilen asgari ücretin fazlası tutarındaki oran uygulanamaz. Bir başka ifade ile işçinin ücretinin, bireysel iş sözleşmesinde öngörülen asgari ücret fazlası tutarındaki oranla bağı kesilir. 01.01.2021 tarihinde asgari ücrete iş sözleşmesindeki oran uygulandığında bulunan ücret 136,67 TL’nin üzerinde ise yukarıda belirtilen şekilde bağın kesildiğinden söz edilemeyeceğinden, iş sözleşmesine göre belirlenen bu ücrete ayrıca toplu iş sözleşmesinde öngörülen zamlar uygulanır. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 2021 yılı yönünden yapılan ücret tespitinin yukarıda belirtilen hesaplama yöntemine uygun olmadığı anlaşılmakla birlikte; davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar göz önünde bulundurularak talep konusu alacakların buna göre yeniden değerlendirilmesi gerekir. 4. Son olarak, 6772 sayılı Kanun kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilere 2021 yılında ödenecek ilave tediyelerin ödeme tarihleri ilgili Cumhurbaşkanlığı kararlarında belirlenmiştir. Buna göre 2021 yılına ilişkin ilave tediyelerin ilkinin 29.01.2021 tarihinde ödenmesi gerekmektedir. Söz konusu düzenlemeye göre ödeme tarihinden önce ilgili dönem ilave tediye alacağının ödenmesi mümkün değildir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, Cumhurbaşkanlığı Kararı'nda belirlenen ödeme tarihleri ve ödeme dönemleri gözetilmeksizin, 27.01.2021 olan arabuluculuk son tutanak tarihi itibarıyla henüz ödeme günü gelmeyen 29.01.2021 ödeme tarihli ilave tediye alacağı yönünden de hesaplama yapılması hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f06cc71d61604092 7b91aef62276b0b0