9. Hukuk Dairesi 2025/4673 E. , 2025/5626 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/45 E., 2025/399 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 13. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/308 E., 2024/521 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı Kurum nezdinde 03.03.1997 tarihinde alt işveren işçisi olarak çalışmaya başladığını, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) gereği kadroya geçtiğini ve hâlen çalışmakta olduğunu, kadroya geçtiği esnada davalının üyesi olduğu ... Sendikası (TÜHİS) ile ... Sendikası (Sendika) arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmesinin yürürlükte olduğunu, bir işyerinde uygulanmakta olan toplu iş sözleşmesi varken ikinci bir toplu iş sözleşmesinin yapılamayacağını, davalı Üniversiteye yürürlükteki toplu iş sözleşmesinin uygulanması için Sendika tarafından yazı yazıldığını, ancak bu talebinin reddedildiğini, 07.30-17.30 saatleri arasında çalışan davacının 2017, 2018 ve 2019 yıllarında 2 vardiya olarak 15.30-08.30 ya da 20.00-08.00 saatleri arasında çalıştığını, gece çalışması yaptığından dolayı hak kazandığı gece zammı ve fazla çalışma ücreti alacaklarının ödenmediğini, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ancak ücretinin ödenmediğini, toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, ücret zammı farkı alacağı, ikramiye farkı ücreti, ilave tediye alacağı, görev tazminatı alacağı, sosyal yardım alacağı, denge ödeneği, vasıta yardımı alacağı, fazla çalışma ücreti, gece zammı alacağı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sürekli işçi kadrosuna geçirilmesi sürecinde tüm haklarından feragat ettiğine dair yazılı sulh sözleşmesinin yapıldığını, kadroya geçmesi karşılığında bir takım haklarından feragat ettiğinden bu alacakların yok sayılması gerektiğini, davacının üç vardiya hâlinde çalıştığını ve fazla çalışma yapmadığını, işçinin yazılı onayı ile gece 7,5 saati aşan çalışma yaptırılabildiğini, haftalık 40 saati aşmayan çalışmalar sebebiyle daha sonradan fazla çalışma talep etmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili İdareye bağlı Hastanede 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/D maddesi kapsamında sürekli işçi kadrosunda istihdam edilen davacıya, hâlen yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesinin imzalanma süreci olan 01.07.2021-18.10.2021 tarihleri arasında geçen süreler için ödeme yapıldığını ve dava konusu yapılan taleplerinin haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 2019 yılı sonrası toplu iş sözleşmeleri nazara alındığında, davacının fark ücret alacağının oluştuğu, davacının talebi ile bağlı kalınarak ücret, ikramiye, ilave tediye, görev tazminatı ve sosyal yardım alacağının hüküm altına alındığı, dosyada mevcut toplu iş sözleşmelerinde denge tazminatı şeklinde bir düzenleme olmadığı tespit edilmekle denge tazminatı talebinin yerinde görülmediği, tanık beyanları ile gece çalışılan günler somut olarak tespit edilemediğinden gece zammı alacağı talebi yerinde görülmediği, yapılan ödemeler nazara alındığında davacının vasıta yardımı ücreti alacağının olmadığı, tanık beyanlarıyla sübut bulan fazla çalışma ücretinin talep edilebilir olduğu, yine tanık beyanları dikkate alınarak ulusal bayram genel tatil günlerinde çalıştığı yapılan ödemenin de mahsubu ile bakiye ulusal bayram genel tatil ücretinin talep edilebilir olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Dairece istinaf incelemesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapıldığı, dosya kapsamına göre davacının davalı nezdinde 03.03.1997 tarihinden bu yana hâlen hasta bakıcı olarak çalıştığı, 2019 yılı ve sonrası toplu iş sözleşmeleri nazara alındığında; fark ücret alacağı oluştuğu ve davacının talebi ile bağlı kalınarak ücret, ikramiye, ilave tediye, görev tazminatı ve sosyal yardım alacaklarının hüküm altına alındığı, teknik bilirkişi ek raporundaki hesaplamaların denetime elverişli olduğu, ödemelerin usulüne uygun mahsup edildiğinin belirlendiği, davalı tarafça yazılı belge sunulmadığından davacı tanık beyanlarına göre hesaplanan fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil alacak kalemleri koşullarının oluştuğu, aksinin davalı tarafça yazılı belge veya ödeme belgesi ile ispatlanamadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının 696 sayılı KHK kapsamında kadroya geçtiğini, talep konusu yapılan alacakların kabul edilmesinin mevzuat hükümlerini yok sayma anlamı taşıyacağını, 2. Sektörün ihtiyaçları doğrultusunda haftalık yasal çalışma süresini geçmeyecek şekilde ve işçinin yazılı onayı alınarak gece çalışmalarındaki yedi buçuk saatlik günlük çalışma süresi sınırlamasına tâbi olmamasının amaçlandığının, haftalık çalışma sınırını aşmamak koşuluyla, gece çalışma süresinin işçilerle anlaşmak suretiyle belirlendiği, bu değişikliğin herhalde fazla çalışma ücreti ödenmesi gerektiği şeklinde yorumlamanın düzenlemenin amacını ortadan kaldıracak nitelikte olacağını, ayrıca davacı beyanına itibar edilen tanıkların davalı aleyhine aynı hususta dava açmış olmaları nedeniyle beyanlarına itibar edilemeyeceğini, resmî kayıtlara göre fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil alacağı olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, 3. 696 sayılı KHK ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (375 sayılı KHK) geçici 23 ve geçici 24. Maddelerinin uygulanma esaslarına göre, sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin ücret artışlarının Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayınlanan toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğini, davacıya Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayınlanan toplu iş sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiğini, 4. Davacının 01.07.2017-30.06.2019 tarihlerini kapsayan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden faydalanması gerektiği belirtilerek ikame olunan eldeki davada, davacının talep etmediği ve dava dilekçesinde bahsi geçmeyen kamu çerçeve protokollerine göre hüküm kurulmasının da hakkaniyete ve mevzuat kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, 5. 01.01.2018-31.10.2020 dönemi için 375 sayılı KHK'nın geçici 23 ve geçici 24. maddelerinin uygulanmasına dair usule göre Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayınlanan toplu iş sözleşmesi kapsamında ücret artışlarının yapıldığı, bu tarihten sonraki dönemler için de müvekkili İdarenin de üyesi bulunduğu Sendikalarla imzalanan toplu iş sözleşmesi hükümlerinde belirtilen artış oranı üzerinden ücret zammının uygulandığını, davacının ir alacağı bulunmadığını ve davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçinin, davalı işyerinde uygulanmakta olan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yaralanma koşullarının oluşup oluşmadığı ile varsa hangi tarihten itibaren yararlanabileceği, hüküm altına alınan alacakların ispat ve hesaplanmasına ilişkindir. 375 sayılı KHK'nın geçici 23. maddesinin ve bu KHK gereğince 31.10.2020 tarihine kadar uygulanması öngörülen toplu iş sözleşmesinin amacı; gerek alt işverenin taraf olduğu ve 31.10.2020 tarihinden önce sona erecek olan toplu iş sözleşmesinden yararlanmakta olan, gerekse alt işverenin taraf olduğu herhangi bir toplu iş sözleşmesinden yararlanmayan işçileri belli bir süre için toplu iş sözleşmesi etkisinden mahrum bırakmamaktır. Bu nedenle 02.04.2018 tarihinde 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 23. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi Hükümleri'nden yararlanmaya başlayan yahut alt işveren nezdindeki toplu iş sözleşmesinin bitimini müteakip kanun gereği kendiliğinden yararlanmaya başlayan işçilerin, aynı dönem içinde bir başka toplu iş sözleşmesinden yararlanmayı talep etmeleri, 375 sayılı KHK gereği mümkün değildir. Bir toplu iş sözleşmesinin geriye etkili olarak yürürlüğe konulabilmesi kural olarak mümkün olsa da sonraki toplu iş sözleşmesi hükümlerinin geriye etkili olabileceği en erken süre önceki toplu iş sözleşmesinin bitim tarihidir. Sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçiler yönünden yapılacak değerlendirmede de bu ilkeden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Buna göre sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin kadroya geçirildikleri işyerinde yürürlükte bulunan bir toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri için en erken tarih her hâlükârda 01.11.2020 tarihi olmalıdır. Bu noktada işyerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesinde 01.11.2020 tarihi itibarıyla uygulanması öngörülen ücret zammına ilişkin bir düzenleme olup olmadığı da belirlenmelidir, aksi hâlde sözü edilen toplu iş sözleşmesinin ücret zammı dışındaki diğer hükümleri uygulanabilir kabul edilmelidir. Sürekli işçi kadrolarına geçirilen işçilerin 375 sayılı KHK gereğince üyelik şartı aranmaksızın yararlandıkları toplu iş sözleşmesinin süresi 31.10.2020 tarihinde sona erdiğinden, bu tarihten sonra 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu (6356 sayılı Kanun) kapsamında işveren ile yetkili sendika arasındaki toplu iş sözleşmesinden yararlanmak için bu 6356 sayılı Kanun'da öngörülen şartların da gerçekleşmesi gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta davacının 696 sayılı KHK ile davalı nezdinde 01.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçtiği anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı işyerinde uygulanmakta olan toplu iş sözleşmelerinin 01.11.2020 öncesi davacıya uygulanamayacağı, 01.11.2020 tarihine kadar 02.04.2018 tarihinde 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 23. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi Hükümleri'nin uygulanması gerektiği gözetilmeden hesaplama yapılması hatalı olmuştur. Diğer yandan bilirkişi raporundan hangi dönem hangi yürürlük süreli toplu iş sözleşmelerinin hangi gerekçe ile uygulandığı, uygulanan toplu iş sözleşmelerinin içerikleri, davacı bakımından uygulanabilir olup olmadığı ve doğru şekilde uygulanıp uygulanmadığı anlaşılamadığından bu hâliyle rapor denetime elverişli değildir. Şu hâlde yapılması gereken iş, yukarıda yazılı ilkeler çerçevesinde davacının davalı işyerinde uygulanmakta olan toplu iş sözleşmelerinden en erken 01.11.2020 tarihinde yararlanabileceği, bu tarihten önce 02.04.2018 tarihinde 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 23. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi Hükümleri'nin uygulanması gerektiği, 01.11.2020 tarihinden itibaren davacının işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmelerinden yararlanabilmesinin ise 6356 sayılı Kanun'un 39. maddesinin koşullarının bulunmasına bağlı olduğu dikkate alınarak davacının işyerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmelerinin tarafı Sendikaya üyelik tarihi, üyeliğin toplu iş sözleşmesinin imza tarihinden sonra gerçekleşmiş olması durumunda sendika üyeliğinin işverene bildirim tarihi ve/veya dayanışma aidatı ödeyerek yararlanma talebi bulunmakta ise talep tarihi belirlenerek yapılan açıklamalar doğrultusunda denetime elverişli rapor alındıktan sonra sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre bir karar verilmesidir. Bu husus gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f823de337bd28d2f dfcf14fe78e62810