Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/3594 E., 2025/4313 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/3594 E., 2025/4313 K. (12.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3594
Karar No
2025/4313
Karar Tarihi
12.05.2025
Konu
Tazminat

9. Hukuk Dairesi 2025/3594 E. , 2025/4313 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2023/209 E., 2024/178 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1993 tarihinden itibaren çalıştığı ... Belediyesi kadrosundan 30.03.2014 tarihinde 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6360 sayılı Kanun) kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesinin ... ilçesindeki mezbaha kadrosuna nakledildiğini, hâlen çalıştığını, davacının nakil tarihinden önceki son günlük ücretinin bordrolarına göre brüt 123,35 TL olduğunu, devirden önceki toplu iş sözleşmeleri çerçevesinde ücret zamları uygulandığında devir tarihinde olması gereken ücretinin ... 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 2018/480 Esas, 2019/264 Karar sayılı kararı ile brüt 128,45 TL olarak belirlendiğini, davacının 6360 sayılı Kanun kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesine devredildiği tarih itibarıyla ... Belediyesinde yürürlükte olan 01.01.2013-31.12.2014 tarihleri arasında geçerli olan toplu iş sözleşmesinden yararlandığını, devirden sonra çalışmaya başladığı davalı Kurum ile ... Sendikası arasında bağıtlanan 15.03.2014-14.03.2016, 15.03.2016-14.03.2018, 15.03.2018-14.03.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmelerinden yararlanması gerektiğini, davacının yevmiyesine devirden sonraki toplu iş sözleşmesi dönemleri için kararlaştırılan ücret zamları ile kıdem zamlarının uygulanmadığını, ücretinin düşürüldüğünü, davacının ücretinin ve toplu iş sözleşmesi ile belirlenen dava konusu hakların eksik ödendiğini ileri sürerek, davacının hiç ödenmeyen, eksik ödenen ve ilave farklardan kaynaklanan fark ücret, izin ücreti, vardiya tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri, ilave tediye, sorumluluk zammı, üretimi teşvik primi, kıdemli işçiliği teşvik primi ve 60 yevmiye tutarında ikramiye alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının 01.04.2014 tarihinden önce müvekkili İdarenin tarafı olmadığı hizmet alım sözleşmeleri kapsamında ... Belediyesinde çalıştığını, müvekkili Belediyeye husumet yöneltilemeyeceğini, davacının günlük ücreti ile müvekkili Kurumda aynı görev ve statüde çalışan diğer personelin ücretinin aynı olduğunu, davacının 31.03.2014 tarihinde İzmir İl Özel İdaresinden 6360 sayılı Kanun gereği müvekkili Belediyeye devredildiğini ve Mezbaha Dairesi Başkanlığı nezdinde daimi işçi olarak görev yaptığını, 6360 sayılı Kanun'un geçici 1/10 hükmünde "Devredilen veya nakledilen işçilerin ücret ile diğer mali ve sosyal hakları, toplu iş sözleşmesi bulunan işçiler bakımından yenileri düzenleninceye kadar devir veya nakil işleminden önce tabi oldukları toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre, toplu iş sözleşmesi olmayan işçiler bakımından 2012 yılı Eylül ayında geçerli olan bireysel iş sözleşmesi hükümlerine göre belirlenir." hükmünün yer aldığını, 12.05.2014 tarihinde ... Sendikasına üye olan davacının ... Sendikası ile imzalanan 15.03.2014-14.03.2016 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinden faydalanmaya başladığını, ilgili toplu iş sözleşmesinin 55/(b) hükmü gereği üyelik tarihini takip eden ay başından itibaren devir tarihindeki ücretine her yıl için 17 kuruş eklendiğini, davacının herhangi bir alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ... 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 16.09.2020 tarihli kararı ile; davacının toplu iş sözleşmesinden yararlandığı ve devir ile çalışmaya başladığı işyerinde yürürlüğe giren toplu iş sözleşmesinden yararlanacağı, toplu iş sözleşmelerinde işçi aleyhine düzenleme yapılabileceği dikkate alındığında davacının toplu iş sözleşmesi uyarınca ücretinin düzenlenebileceği anlaşılmakla dosyada davacının dava tarihi itibari ile (C) grubuna dâhil olduğu ve 31.03.2014-17.12.2019 tarihleri arasında toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yaralanması gerektiği, davalı ... tarafından işçinin ücretlerinin ödendiği ancak toplu iş sözleşmesi hükümleri gereğince ücretinin hesaplanmamasından dolayı fark ücretten kaynaklı alacak kalemlerinin oluştuğu, bilirkişi raporu ile hesaplanan alacak kalemlerine ilişkin olarak davalının ıslaha karşı zamanaşımı def'i kısmen kabul edilerek Mahkemece hesaplamanın resen yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 16.09.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin 21.09.2022 tarihli kararı ile; davacının kesinleşen mahkeme kararı ile belirlenen devir tarihindeki ücretinin, davalı İdare ile ... Sendikası arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmelerinde yer alan düzenlemeler uyarınca güncellenmesinde, davacının sendika üyeliğinin davalı İdareye bildirildiği tarihten itibaren toplu iş sözleşmesi hükümlerinden faydalandırılmasında, dolayısıyla eldeki davaya konu edilen sendikal alacak kalemlerinde davacının fark alacaklısı olduğu yönündeki hesaplamalarda ve İlk Derece Mahkemesi kabulünde, hükümde kabul edilen alacaklara uygulanan faiz oranlarında bir isabetsizlik bulunmadığı, emsal nitelikteki İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 30.06.2022 tarihli ve 2021/181 Esas, 2022/1412 Karar sayılı kararının da aynı doğrultuda olduğu, buna göre davalı İdare vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 21.09.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; 6360 sayılı Kanun'un geçici 1/10 hükmünün son cümlesi dikkate alındığında, davacının nakledildiği işyerinde yeni bir toplu iş sözleşmesi düzenleninceye kadar nakil işleminden önce tâbi olduğu toplu iş sözleşmesinden yararlanması gerektiği, buna göre davacının davalı işyerinde uygulanan Belediye İş Sendikasının taraf olduğu toplu iş sözleşmesinin düzenleme (imza) tarihi olan 18.07.2014 tarihine kadar Hizmet İş Sendikasının taraf olduğu 01.01.2013-31.12.2014 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinden yararlanmaya devam edeceği, söz konusu toplu iş sözleşmesinden yararlanmaya devam edebilmek için sendika üyeliğinin devamı şartının aranmayacağı, aynı şekilde bir başka sendikaya üye olunması yahut işkolu değişikliğinin, toplu iş sözleşmesinden yararlanmaya devam etme bakımından herhangi bir etki yaratmayacağı, buna göre somut olayda, davacının Belediye İş Sendikasının taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden ancak sözleşmenin imza tarihi olan 18.07.2014 tarihinden itibaren yararlanabileceğinin kabulü gerektiği, dosya kapsamından davacının 05.06.2014 tarihinde Belediye İş Sendikasına üye olduğu ve üyeliğinin işverene bildirildiği, böylece davacının 18.07.2014 imza tarihli toplu iş sözleşmesinden yararlanma şartlarını taşıdığı, ancak bu sözleşmeden, sözleşmenin imza tarihi olan 18.07.2014 tarihinden itibaren yararlanabileceği kabul edilerek toplu iş sözleşmesinin hatalı uygulanmasından kaynaklanan alacaklarının bulunup bulunmadığı belirlenerek buna göre dava konusu alacakların yeniden değerlendirilmesi gerektiği, yargılamada davalı tarafça bilirkişi raporundaki fark izin hesabına karşı bir kısım bordrolar sunularak yapılan bu ödemelerin hesaplamada mahsup edilmediği yönünde somutlaştırılmış itiraz ileri sürülmesine rağmen bu itiraz irdelenmeden karar verilmesinin hatalı olduğu, arabuluculuk son tutanak tarihi ile hesaba esas alınan dava tarihi arasında kalan dönem için arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği dikkate alındığında bu dönem yönünden davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, bozma gerekçeleri doğrultusunda hesaplama yapılan bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Mahkemenin ıslah tarihinden geriye doğru gidildiğinde dava dilekçesinde talep edilen rakamları korumadan zamanaşımı değerlendirmesinin hatalı olduğunu, dava tarihi itibarıyla talep edilen alacakların hesaplamada saklı tutulmadığını ve dava tarihindeki talepler de zamanaşımına uğramış gibi hatalı hesap yapıldığını, 17.12.2019 tarihinde açılan davada ücret fark alacağının 5.000,00 TL talep edildiğini, 16.07.2020 tarihinde rakamlar arttırılarak ücret farkının 38.965,56 TL olarak talep edildiğini, ıslah tarihine göre 5 yıl geriye gidildiğinde 16.07.2015-05.12.2019 tarihleri arası toplam alacağın 38.119,33 TL olarak hesaplandığını, bu durumda aradaki farkın zamanaşımı kesilen ilk dava tarihinde talep edilen 5.000,00 TL'nin içinde olduğunu, yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, 2. Davalı tarafça ödendiği ispat edilemeyen izin farkı alacaklarının mahsup edilmesinin kabul edilemeyeceğini, ücret bordrolarında bu şekilde tahakkuklar bulunmadığını, tahakkuk olsa dahi ödendiğinin ancak banka kayıtları ile ispat edilebileceğini, banka yoluyla ödendiği ispat edilemeyen alacakların hesaplamadan düşülemeyeceğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; zamanaşımı değerlendirmesi sonucu hükmedilen alacak miktarlarının doğru olarak belirlenip belirlenmediği ile yıllık ücretli izin alacağının hesap yöntemi hususlarındadır. 1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Bozma sonrası yapılan yargılamada, İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinde "Ücret farkı alacağı yönünden; davacının dava dilekçesi ile 5.000,00TL ücret farkı alacağını talep ettiği ve ıslaha karşı zamanaşımı itirazı doğrultusunda yapılan hesaplamada 17/12/2014-15/07/2015 dönemi için zamanaşımına uğradığı ancak dava dilekçesi ile talep edilen 5.000,00TL yi geçen bir miktar olmadığından bu alacak kalemi yönünden zamanaşımına uğrayan bir alacağın bulunmadığı anlaşılmıştır." denilmesine rağmen hüküm fıkrasında, bozma sonrası alınan bilirkişi raporunda ıslaha karşı zamanaşımı def'i değerlendirilerek hesaplanan brüt 38.119,33 TL ücret farkı alacağına hükmedilmesi yerinde değildir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ıslaha karşı zamanaşımı def'i esas alınarak ve alınmayarak hesaplanan ücret farkı talebi değerlendirildiğinde; dava dilekçesi ile istenen 5.000,00 TL'lik tutar nedeniyle bu kalem alacakta zamanaşımına uğrayan bir miktar bulunmadığı anlaşılmaktadır. Şu hâlde ücret farkı alacağına taleple bağlı kalınarak, davacının bozma öncesi ıslah yoluyla artırdığı 38.965,56 TL üzerinden hükmedilmesi gerekirken, 38.119,33 TL'nin hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3. Bozma sonrası verilen kararın gerekçesinde "Davacının 16.07.2020 tarihinde ıslah dilekçesi sunduğu görülmekle taleple bağlılık ilkesi ve davalı tarafça temyiz edildiği göz önüne alınarak hüküm kurulmuştur." denilmek suretiyle bozma sonrası alınan bilirkişi raporunda bozma gerekleri doğrultusunda yapılan hesaplamada, alacak miktarlarının izin ücreti talebi hariç ıslah edilen tutarlardan fazla çıkması nedeniyle, taleple bağlı kalınarak ve usuli kazanılmış hak gözetilerek sonuca gidilmesi yerinde ise de Mahkemenin karar gerekçesinde alacak miktarlarının tespitini yaparken yanılgılı değerlendirme ile sonuca gittiği görülmektedir. Şöyle ki ilâmın (2) numaralı bendinde ücret farkı alacağında dava ile talep edilen miktar nedeniyle ıslah tarihi itibarıyla zamanaşımının oluşmadığı açıklanmıştır. Hesap dönemleri yönünden ıslah tarihi itibarıyla zamanaşımının oluşmadığı diğer iki kalem ise ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile kıdemli işçiliği teşvik primi alacaklarıdır. Ücret farkı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile kıdemli işçiliği teşvik primi dışındaki, kabul edilen diğer alacak kalemlerinde ıslah tarihinde zamanaşımına uğrayan miktarlar bulunmakla birlikte, karar gerekçesinde davacının dava dilekçesi ile istediği 50,00'şer TL'nin dikkate alındığı belirtilmesine rağmen, dava ile istenen 50,00 TL eklenmeden alacak miktarlarının tespit edildiği/belirlendiği anlaşılmaktadır. Kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kısım için zamanaşımını kesmez; zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktarı için kesilir. Açıklanan nedenle; hüküm altına alınan alacak miktarlarının, dava dilekçesi ile istenen tutarlar eklenmeden belirlenmesi de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 403a34b49fccd95e eac72ec3005c28c2

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı