Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/2653 E., 2025/4990 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/2653 E., 2025/4990 K. (29.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2653
Karar No
2025/4990
Karar Tarihi
29.05.2025
Konu
Tazminat, Kıdem Tazminatı

9. Hukuk Dairesi 2025/2653 E. , 2025/4990 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/194 E., 2025/170 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/307 E., 2024/427 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde makina operatörü olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından 08.10.2023 tarihinde haklı neden olmaksızın feshedildiğini, davalı aleyhine işe iade ve fer'ilerine yönelik Kayseri 3. İş Mahkemesinin 2023/463 Esas sayılı dosyasına kayıtlı olarak açılan davanın hâlen derdest bulunduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) işten ayrılış sebebinin gerçeğe aykırı şekilde “kod 3-İstifa” olarak bildirilmiş olunmasının davacının işsizlik ödeneği alamamasına ve 3 yıl çalıştığı işyerinden istifa eden bir personel gibi gösterildiğinden iş başvurularında olumsuz algı oluşmasına sebebiyet verdiğini, bu nedenle işverenin işten çıkış kodu bildiriminin gerçeğe aykırı ve haksız bulunduğunun tespiti ile çıkış kodunun "kod 04-İşveren tarafından iş akdinin haklı neden olmaksızın feshi" şeklinde değiştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından sonlandırılmadığını, davacı işçi sebepsiz yere işyerini terk edip gitmek suretiyle kendisi bizzat iş sözleşmesini sona erdirmiş olduğunu, davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini ispat etmekle yükümlü olduğunu, davalı Şirket yetkililerinin iş sözleşmesinin sona erdiğine dair davacıya herhangi bir söylemlerinin olmadığını, davacının işyerini terk edip gitmesinin menfi neticelerinden kurtulmak adına asılsız iddialar öne sürdüğünü, davacının "işe iade" talebi ile arabuluculuğa başvurduğu tarihte davalı işyerinden çıkışının verilmemiş olduğunu, eldeki davanın davacının Kayseri 3. İş Mahkemesinin 2023/463 Esas sayılı dosyasına kayıtlı olarak açtığı işe iade davası ile birleşmesi gerektiğini, davacının, işverenin haklı neden olmaksızın iş sözleşmesini feshettiği iddiasını ispat edemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işveren aleyhine açtığı işe iade davası derdest olup iş sözleşmesinin haklı veya geçerli nedenle feshedilip edilmediği buna bağlı olarak Kuruma bildirilen işten çıkış kodunun somut duruma uygun olup olmadığı yönündeki uyuşmazlığın işe iade davasına bakan Mahkeme tarafından değerlendirileceği, işten çıkış kodunun değiştirilmesi talebi tespit davası niteliğinde olup eda davasının açılmasının mümkün olduğu hâllerde tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2023/15522 Esas, 2024/267 Karar ve 2022/8185 Esas, 2022/10424 Karar sayılı ilâmlarında; " ... dava tarihi itibarıyla feshin değerlendirileceği ya da değerlendirildiği bir başka dava bulunmakta ise bu davanın kesinleşmiş olup olmaması önem arz etmeksizin artık tespit davası açılmasında güncel bir hukuki yararın varlığından söz edilemez. Belirtilen kapsamda bir davanın bulunmaması hâlinde ise işten ayrılış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespiti, feshin değerlendirilmesini gerektireceğinden açılan tespit davasında güncel bir hukuki yararın var olduğu kabul edilmelidir..." şeklindeki değerlendirme de göz önünde bulundurularak; derdest olan işe iade davasının feshin değerlendirileceği bir dava olması nedeniyle işten çıkış kodunun değiştirilmesi için ayrıca bir tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı olan hukuki yararın yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın açılış tarihi olan 13.09.2024 tarihinde, taraflar arasında Kayseri 3. İş Mahkemesinin 2023/463 Esas sayılı dosyasına kayıtlı feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iade, boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatı talepli davanın derdest olduğu, buna göre davanın açılış tarihi itibarıyla feshin değerlendirileceği bir davanın hâlihazırda mevcut bulunduğu anlaşılmakla, davacının tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine ilişkin verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının iş sözleşmesinin 08.10.2023 tarihinde işvereni tarafından haklı neden olmaksızın feshedilmesi üzerine Kayseri 3. İş Mahkemesinin 2023/463 Esas sayılı dosyasına kayıtlı olarak işe iade davası açıldığını ve yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verildiğini, karara karşı davalı işveren tarafından istinafa başvurulması üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2025/24 Esas, 2025/57 Karar sayılı ilâmı ile kesinleştiğini, buna göre davalı işveren tarafından yapılan feshin haksız fesih olduğunun ortaya konulmuş olduğunu, 2. İş sözleşmesi davalı işveren tarafından haklı neden olmaksızın feshedilmesine rağmen SGK'ya bildirilen çıkış kodunun "istifa" olması sebebiyle davacının iş hayatında devam eden süreçte 3 yıllık işyerinden istifa eden bir personel gibi göründüğünü, böylece iş başvurularında olumsuz algı oluşmasına sebebiyet verildiğini, 3. Davanın açıldığı tarihte feshin değerlendirileceği dava bulunduğundan artık bir tespit davası açılmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zira işe iade davasının yargılaması neticesinde davacının haklılığının ortaya çıktığını ancak hükmün işten ayrılış kodunun değiştirilmesine dair bir düzenleme içermediğinden Kurum nezdinde değişiklik imkanı sağlanmadığını,Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin yakın tarihli bir kararında işverene karşı işten ayrılış kodunun düzeltilmesi amacı ile dava açılmasında hukuki yarar bulunduğuna karar verildiğini, buna göre davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilmesinin hatalı bulunduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hâlihazırda görülmekte olan işe iade davası bulunan davacının SGK'ya bildirilen işten ayrılış kodunun hatalı olduğunun tespiti talebiyle dava açmasında hukuki yararın bulunup bulunmadığına ilişkindir. Mahkemeden istenilen hukuki korunmaya göre davalar; eda davaları, tespit davaları ve inşai davalar olarak ayrılmaktadır. Eda davalarında, bir şeyin yapılması, bir şeyin verilmesi veya bir şey yapılmaması istenmekte iken; inşai (yenilik doğuran) davalar ile de var olan bir hukuki durumun değiştirilmesi, kaldırılması veya yeni bir hukuki durumun yaratılması istenir. İnşai (yenilik doğurucu) davanın kabulü ile yeni bir hukuki durum yaratılır ve hukuksal sonuç genellikle bir yargı kararı ile doğar. Tespit davaları ise, bir hakkın veya bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının yahut bir belgenin sahte olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır. Tespit davası kendine özgü davalardan olup dava sonucunda verilen kararın icra ve infaz kabiliyeti yoktur. Tespit davalarında davacının amacı, bir hak veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun veyahut içeriğinin belirlenmesi olup hak veya hukuki ilişkinin varlığı yahut yokluğu tespit davası açılabilmesi için tek başına yeterli değildir. Bundan başka, tespit davasının dinlenebilmesi için konusunu oluşturan hak veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının Mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının korunmaya değer güncel bir hukuki yararının bulunması gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsü olduğundan eda davası açılmasının mümkün olduğu hâllerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi hâkim tarafından da resen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti hâlinde davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesine göre dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir. Uygulamada çıkış kodunun gerçeğe aykırı olarak SGK'ya bildirildiği iddiasıyla işveren aleyhine açılan davalar, “çıkış kodunun düzeltilmesi davası” olarak adlandırılmakta ise de davanın SGK’ya yöneltilemediği de dikkate alındığında “tespit davası” niteliğindedir. Somut uyuşmazlıkta, davacı işçi tarafından 13.11.2023 tarihinde açılmış bulunan işe iade davası derdest iken, 07.11.2024 tarihinde davalı işverene karşı işten çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine ilişkin bu davanın da açılmış olduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamı ve dava dilekçesi içeriği dikkate alındığında, davacının işten çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine ilişkin davayı açmakta güncel hukuki yararı bulunduğu açıktır. Dairemizin 06.05.2025 tarihli ve 2025/1088 Esas, 2025/4095 Karar sayılı ve 2025/1857 Esas, 2025/4094 Karar sayılı kararları da bu yönde olup Mahkemece işin esasına girilerek dosya kapsamına ve yer alan delillere göre bir karar verilmesi gerekirken hukuki yarar yokluğu gerekçesiyle talebin usulden reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Davacı işçi, işveren tarafından Sosyal Sigortalar Kurumuna bildirilen çıkış kodunun gerçeği yansıtmadığını belirterek çıkış kodunun düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 9/3 hükmü gereğince iş sözleşmesi sona eren sigortalı hakkında işten ayrılmasını takip eden on günlük süre içerisinde işveren tarafından işten ayrılış bildirgesinin düzenlenmesi gerekir. Aynı husus, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 25. maddesinde de öngörülmüştür. İşten ayrılma bildirgesinde işaretlenmesi gereken hususlardan biri de işten çıkış kodudur. İşten ayrılma bildirgelerinde yer alan işten çıkış kodları, iş sözleşmesinin kim tarafından ve hangi sebeple sonlandırıldığını gösteren kayıtlardır. İşveren, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından belirlenmiş olan işten çıkış kodlarından, iş sözleşmesinin sona erme sebebine uygun olanı seçerek işaretlemekle yükümlüdür. İşten çıkış kodunun gerçeğe uygun bildirimi, işçinin işsizlik ödeneğine hak kazanması ya da başka bir işe girmede olumlu referans teşkil edebilmesi bakımından önemlidir. İşveren, işten ayrılış bildirgesinde yer alan çıkış kodunu işten ayrılma tarihini takip eden on günlük sürede e-bildirge sistemi üzerinden düzeltebilir. On günlük süre geçtikten sonra düzeltme yapabilmek için işyerinin bağlı olduğu Sosyal Güvenlik Merkezine/İl Müdürlüğüne başvurulması gerekir. Sosyal Güvenlik Kurumunun 2013/11 sayılı Genelgesinde, işverenlerin işten ayrılış nedenine yönelik değişiklik taleplerinin, buna ilişkin belgelerle müracaat edilmesi hâlinde kabul edileceği belirtilmiştir. İşçi, çıkış kodunun düzeltilmesi için işverenle veya işveren temsilcisiyle birlikte Kuruma başvurabilir. İşverenin birlikte başvurmayı reddetmesi durumunda işçi, lehine sonuçlanmış olan ihbar veya kıdem tazminatı talepli alacak ya da işe iade davasına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı ile başvurarak düzeltme isteğinde bulunabilir. İşçinin tek başına yaptığı bu tür başvuruların SGK tarafından kabul edildiği de bilinen bir gerçektir. Diğer taraftan işçinin ihbar veya kıdem tazminatı talepli alacak ya da işe iade davası açmadan, işveren tarafından işten çıkış koduna yönelik yapılan bildirimin gerçeği yansıtmadığı iddiasıyla dava açması da mümkündür. Ancak işveren tarafından yapılan bildirimin gerçeği yansıtmadığı iddiasıyla ayrı bir dava açabilmesi için güncel hukuki yararının varlığını ortaya koymalıdır. Uygulamada çıkış kodunun gerçeğe aykırı olarak Kuruma bildirildiği iddiasıyla işveren aleyhine açılan bu tür davalar “çıkış kodunun düzeltilmesi davası” olarak adlandırılmakta ise de davanın, SGK’ya yöneltilemediği de dikkate alındığında “tespit davası” niteliğinde olduğu kabul edilmelidir. Zira söz konusu dava ile işveren tarafından yapılan bildirimin gerçeğe aykırı olup olmadığı tespit edilmektedir. Bu durumda 6100 sayılı Kanun’un 106. maddesi uyarınca güncel hukuki yararın varlığı aranacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki, aynı tespit işe iade, ihbar veya kıdem tazminatı davasında da yapıldığından, işe iade, ihbar veya kıdem tazminatı davası açmış olan işçinin “çıkış kodunun düzeltilmesi” davasını açmasında güncel hukuki yararının varlığından söz edilemez. Aynı husus, arabuluculukta kıdem veya ihbar tazminatı ödenmesi yönünde yapılan anlaşmalar için de geçerlidir. Somut olayda, davacı işçinin işe iade istemiyle dava açtığı dava derdest iken eldeki davayı açtığı, yargılama sırasında işe iade talepli davada fesin geçersizliğine karar verildiği ve kararın kesinleştiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında kesinleşen işe iade kararıyla feshin haklı veya geçerli nedene dayanmadığı kesin olarak tespit edildiğine göre davacı işçinin söz konusu ilâm ile birlikte tek başına SGK'ya başvurarak çıkış kodunun düzeltilmesini sağlaması mümkündür. Dosyaya, işçi tarafından böyle bir başvurunun yapıldığını yahut yapıldığı hâlde kabul edilmediğini ortaya koyan herhangi bir delil sunulmamıştır. Hâl böyle olunca davacının somut davayı açmakta güncel hukuki yararının bulunmadığı açıktır. Mahkemenin davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine kararı yerinde olup kararın onanması gerektiği görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyorum.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı