Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/2040 E., 2025/4921 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/2040 E., 2025/4921 K. (28.05.2025)

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2040
Karar No
2025/4921
Karar Tarihi
28.05.2025

9. Hukuk Dairesi 2025/2040 E. , 2025/4921 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi EK KARAR TARİHİ : 12.02.2025 SAYISI : 2023/3387 E., 2024/3529 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 30. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/493 E., 2023/510 K. 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 40. maddesi ve Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 18. maddesi uyarınca yapılan ön incelemede; Bölge Adliye Mahkemesinin 12.02.2025 tarihli ek kararının davacı vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edildiği, bu sebeple de temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı belirlenmiştir. Adli yardım, temyiz yoluna başvuru sırasında talep edilmekle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 336/3 hükmü uyarınca, adli yardım talebini inceleme görevi Yargıtaya aittir. Adli yardım, 6100 sayılı Kanun’un 334 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddelere göre gerçek kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıfların yararlanabileceği adli yardımın şartları, ödeme gücünden yoksun olma ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Adli yardım talebinde bulunan gerçek kişi veya tüzel kişinin yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri de mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Adli yardım talebinde bulunanın ödeme gücünden yoksun olup olmadığı, bu belgeler incelenerek belirlenecektir. Bu açıklamalar ışığında adli yardım talebinde bulunan tarafın, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken temyiz yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşıldığından, ek kararın temyizi yönünden adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Davacı vekilince 03.01.2025 tarihli dilekçe ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının arabuluculuk tutanağının iptaline ilişkin talebi doğrultusunda bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün tamamlanması talebinde bulunulmuş ve Bölge Adliye Mahkemesince 12.02.2025 tarihli ek karar ile davacı vekilinin bu talebinin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin 20.11.2024 tarihli asıl kararı taraf vekilleri tarafından, 12.02.2025 tarihli ek kararı davacı vekili temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Kanun'un 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Ayrıca hükmün tamamlanması talep edilen asıl karar kesin ise hükmün tamamlanması talebi üzerine verilen ek karar da asıl karar gibi kesindir; yani temyiz edilemez. Somut uyuşmazlıkta; iş sözleşmesi feshedilen davacı, 25.12.2019 tarihli ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespiti ile işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiş; İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin geçerli olup olmadığı hususu, alacak davasında ön sorun olarak incelendikten sonra İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bu durumda kararın miktar itibarıyla kesin olup olmadığının tespiti bakımından, hüküm altına alınan ya da reddedilen ve temyize konu edilen alacak miktarının dikkate alınması gerekmektedir. Somut olayda davacının çalışma süresi, dava dilekçesinde talep edilen alacak kalemi ile dosyada mevcut bilirkişi raporunda yapılan hesaplama birlikte dikkate alındığında davacı aleyhine reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar ile davalı bakımından da hüküm altına alınan ve davalı tarafça temyize konu edilen toplam miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 378.000,00 TL’nin altında kalmaktadır. Temyiz konusu asıl karara ilişkin hükmün tamamlanması talebi hakkında verilen ek karar da kesin olduğundan, taraf vekillerinin asıl karara, davacı vekilinin de ek karara ilişkin temyiz dilekçelerinin reddine karar vermek gerekir. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Asıl Karar Yönünden Taraf vekillerinin asıl karara ilişkin temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, B. 12.02.2025 Tarihli Ek Karar Yönünden Davacı vekilinin ek karara ilişkin temyiz dilekçesinin REDDİNE, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,28.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 83d17075cc17788f df3a1c947ae9dacc

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı