8. Hukuk Dairesi 2025/2545 E. , 2025/5720 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/7 E., 2025/4 K. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda Hazine adına kayıtlı bulunan eski 1549 parsel sayılı 132.950,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 81... parsel numarasıyla 109.987,07 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ... Kadastro Müdürlüğüne husumet yönelterek, uygulama kadastrosu sırasında Hazine adına kayıtlı bulunan eski 1549 ( yeni 1 81... ) parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini ve bu eksikliğin uygulama kadastrosunun usul ve kanuna aykırı olarak yapılmasından kaynaklandığını öne sürerek, taşınmaza yönelik olarak yapılan uygulama kadastrosunun iptalini talep etmiş ve yargılama sırasında, dava konusu taşınmaza komşu 1 81... ve 210 parsel sayılı taşınmazların malikleri davaya dahil edilmiştir.
II. CEVAP Dahili davalılar ..., ... ve ... duruşmada alınan beyanlarında; davanın reddini savunmulardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.05.2022 tarihli ve 2020/3 Esas, 2022/2 Karar sayılı önceki kararı ile davanın reddine, dava konusu 1 81... parsel sayılı taşınmazın uygulama tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 16.05.2022 tarihli ve 2020/3 Esas, 2022/2 Karar sayılı önceki kararı, davacı Hazine vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 15.03.2023 tarihli ve 2022/4604 Esas, 2023/1488 Karar sayılı ilamıyla; "... İlk Derece Mahkemesince öncelikle davacı tarafa süre verilip, hangi taşınmazları dava konusu ettiğinin açıklattırılması, dava konusu edilen taşınmazların malikleri davaya dahil edilip, taraf koşulunun sağlanması, dava konusu taşınmazlara ait tutanak asılları celbedilip bu taşınmazların davalı hale getirilmesi, bundan sonra Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "..." sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğraflarının Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmesi, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin eksiksiz olarak celbedilerek dosyanın ikmal edilmesi, daha sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri uzmanı harita mühendisi sıfatına sahip üç kişilik bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılması, bu keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmaz ile komşu taşınmazların arasında doğal ya da yapay sınırlarının bulunup bulunmadığı, taşınmazların tesis kadastrosundaki sınırlarının neresi olduğu, bu sınırlarda zaman içerisinde herhangi bir değişiklik olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, göstermeleri halinde söz konusu sınırların teknik bilirkişilere harita üzerinde işaretlettirilmesi; harita mühendisi bilirkişi kuruluna, yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yaptırılarak, tesis paftası, uygulama paftası ve varsa ifraz haritaları çakıştırılmak suretiyle denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor düzenlettirilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur. 2. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, dava konusu 1 81... (eski 1549) parsel sayılı taşınmazın 21.01.2015 tarihli uygulama tutanağındaki 109.987,84 metrekare yüzölçümü ve diğer tüm vasıfları ile birlikte Hazine adına tesciline, dava açılırken komşu parsel olması sebebiyle davalı duruma düşürülen ve tutanakları kesinleşmeyen 1 84... parsel (eski 1276 parsel), 1 84... parsel (eski 1278 parsel), 1 81... parsel (eski 1279 parsel), 1 81... parsel (eski 1268 parsel) ,1 81... parsel (eski 1253 parsel), 1 81... parsel (eski 1254 parsel), 1 81... parsel (1227 parsel) ve 1 81... parsel (eski 1216 parsel) sayılı taşınmazların uygulama tutanağındaki vasıf ve nitelikleri ile birlikte tapuya tesciline, davacıya ait parsel ve komşu parseller üzerine konulan davalıdır şerhinin karar kesinleştiğinde kaldırılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kararın yetersiz ve eksik inceleme sonucu haksız ve yersiz olarak verildiğini belirterek, bu sebeplerle ve resen dikkate alınacak diğer nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmeden, yetersiz inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmuştur. Şöyle ki; bozma ilamında belirtilmesine rağmen, davacı Hazineye dava konusu ettiği komşu parselleri açıkça belirtmesi için süre verilmediği gibi, davacı Hazine tarafından buna ilişkin bir açıklamada da bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan; İlk Derece Mahkemesince, tutanak asılları dosyaya getirtilmediği, tapu kayıtlarına davalı olduklarına dair şerh verildiğine dair dosya içerisinde bir belge bulunmadığı ve malikleri de davada taraf olmadığı halde, 1 84... parsel( eski 1276 parsel), 1 84... parsel (eski 1278 parsel), 1 81... parsel (eski 1279 parsel), 1 81... parsel (eski 1268 parsel), 1 81... parsel (eski 1253 parsel), 1 81... parsel (eski 1254 parsel), 1 81... parsel (1227 parsel) ve 1 81... parsel (eski 1216 parsel) sayılı taşınmazlar hakkında uygulama tutanağındaki vasıf ve nitelikleri ile birlikte tapuya tesciline ve karar kesinleştiğinde davacı ve dava açıldığı sırada komşu parseller üzerine konulan davalıdır şerhinin kaldırılmasına karar verilmiştir. Ayrıca; bozma nedenleri arasında bulunmasına rağmen, davacı Hazine tarafından bozma öncesinde davaya dahil edilen 1 81... ve 210 parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastro tutanaklarının asıllarının dosya içerisine getirtilmediği, tapu kayıtlarına davalı şerhi verilmediği ve bu parseller hakkında hüküm kurulmadığı görülmektedir. Bununla birlikte, hükme esas alınan fen bilirkişi heyetine ait raporda sonuç olarak; 1955, 19 92... tarihli hava fotografları, tesis kadastrosu teknik evrakları, uygulama kadastrosu teknik evrakları üzerinde yapılan incelemede, 1 81... parsel ve komşu parsellerdeki yüzölçümü farklılığının nedeninin tesis kadastrosu esnasında grafik yöntem ile üretilen paftanın üretim tekniğine bağlı tersimata bağlı poligon ve buna bağlı parsel sınırlarının teknik evrakları ile uyumlu tersimatlarının yapılmaması, tesis kadastrosu esnasında hatalı tersimata konu pafta üzerinde elde edilen hatalı taşınmaz alanlarının tescile konu olmasından kaynaklandığı, 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesince yapılan uygulama çalışmalarının tesis kadastrosundan kaynaklı ölçü, tersimat ve sınırlandırma hatalarının tesis kadastrosundan bu yana kullanılan kadim değişmeyen sınıra uyularak düzeltilmesi sonucu dava konu parselin ve komşu parselin yüzölçümlerinin düzeltildiği, dava konusu parselin tesis kadastrosu teknik evrakları doğrultusunda yüzölçümünün 100588.91 metrekare olması gerekirken yenileme kadastrosu sonucu yüzölçümünün 109987.84 metrekare olarak hesaplandığı, dava konusu taşınmazın yüzölçümünün azalmadığı arttığı, uygulama çalışmaları ile tesis kadastrosunda oluşturulan tersimat ve yüzölçüm hatalarının düzeltildiği ve taşınmaz sınırlarının zeminle uyumlu hale getirildiği belirtilmiştir. Ne var ki; bilirkişi raporunda tesis kadastro paftası ile uygulama kadastro paftasının çakıştırılmasında, her iki pafta sınırlarının birbiriyle uyumlu olmadığı ve uygulama kadastrosu neticesinde bazı sınırlarda davacı Hazineye ait 1 81... parsel sayılı taşınmaz aleyhine azalma meydana geldiği görülmektedir. Yine, bilirkişi raporunun içeriğinden, kroki üzerinde çakıştırması yapılan takeometrik ölçü değerleri ile oluşan parsel sınırı ifadesiyle kastedilenin ne olduğu ve bunun neye göre belirlendiği anlaşılamamaktadır. Ayrıca; davacı Hazine'ye ait eski 1549 (yeni 1 81... ) parsel saylı taşınmaz, 1547 (yeni 1 81... ), 1548 (yeni 1 81... ) parsellerle birlikte 1282 kadastro parselinin hükmen ifrazı sonucu oluştuğu halde ifraz haritası ile çakıştırma yapılmamış, taşınmazların ifraz sonucu oluşan sınırları ile uygulama kadastrosu sonucu sınırlarının örtüşüp örtüşmediği kroki üzerinde gösterilmemiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişilerce davacı Hazineye ait taşınmaz ile komşu taşınmazlar sınırında ne bulunduğuna dair beyanda bulunulmamış, ancak fen bilirkişi heyetinin raporunda 1955, 19 92... yılı hava fotoğraflarında taşınmazın sabit sınırının bulunmadığı ifade edilmiştir. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle davacı Hazineye dava konusu ettiği komşu parselleri açıklaması ve bu taşınmazların maliklerini davaya dahil etmesi için süre ve imkan tanınmalı ve dahil ettiği takdirde bu taşınmazlar ile dava konusu 1 81... ve 210 parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastrosu tutanak asılları getirtilip dosya içerisine alınarak, taşınmazların tapu kaydına şerh verilmesi suretiyle davalı hale getirilmeli; bundan sonra, harita mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında seçilecek üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan önceki tarihli bozma ilamında da detaylı şekilde açıklandığı üzere, tesis paftası, ifraz krokisi ve uygulama kadastro paftası denetime elverir şekilde çakıştırılmalı; hava fotoğraflarının değerlendirilmesi neticesinde önceki bilirkişi raporunda belirtildiği gibi, tesis kadastrosu sırasında taşınmazlar arasında sabit kabul edilebilecek duvar, bina vb. herhangi bir sınırın bulunmadığının kesin olarak belirlenmesi halinde uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı, aslolanın, taşınmaz sınırlarının tesis kadastrosu sonucu oluşan sınırlar esas alınarak belirlenmesi olduğu gözetilerek, dava konusu taşınmazların tümü hakkında infazı kabil şekilde karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, hükmüne uyulmasına karar verilen bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeden ve belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmiş olması isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, hakkında komisyon kararı bulunan dava konusu 1 81... parselin uygulama tutanağına atıfla tarihi de yanlış yazılmak suretiyle hüküm kurulması ve hüküm yerinde 1 81... parsel yerine 1 81... parsel yazılması da usul ve yasaya uygun bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nin geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.