8. Hukuk Dairesi 2025/2370 E. , 2025/4346 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/882 E., 2025/97 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/33 E., 2023/6 K. Taraflar arasındaki davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili 21.07.2020 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Manisa ili ... ilçesi ... Mahallesinde kain 101 ada 60 nolu orman parseli içindeki taşınmaz bölümlerinin 25.12.1975 tarihli ve 99 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığını, zilyetliğinin de müvekkilinde bulunduğunu ileri sürerek, dava konusu yerlerin tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep ve dava etmiştir. Davalılar cevaplarında davanın reddini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "Tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; kadastro öncesi zilyetlik ve imar-ihya sebebine dayalı tapu iptali ve tescil talepli davada; yargılaması devam eden ceza davalarına ilişkin dosyalarda dava konusu edilen taşınmazlar ile dava konusu taşınmazın nitelik ve konumlarının belirlenmesi ve bölgede 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi gereğince çalışma yapıldığı hususu da dikkate alındığında, davacının iddiasının mülkiyete mi yoksa kullanım tespitine mi ilişkin olduğu da sorulup saptanarak davacının iddialarının araştırılması yönünde mahallinde bilirkişiler, yerel bilirkişiler ve teknik bilirkişiler ile taraf tanıklarının katılımı ile keşif yapılarak delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, keşif yapılıp, tarafların iddia ve delilleri toplanıp değerlendirilmeden eksik inceleme sonucu karar verilmesinin isabetsiz olduğu" belirtilerek, istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kaldırılmış ve dosya mahalline gönderilmiştir. Davacı vekili vermiş olduğu 21.09.2022 tarihli dilekçesinde; bu dosyadaki taleplerinin orman parseli içinde görünen ve müvekkilinin kullanımında olan taşınmazların kullanım tespitine dayalı kullanım hakkı tescili olduğunu beyan etmiştir. İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda; "Dava konusu tapu kaydının incelenmesinde Manisa ili ... ilçesi ... mahallesi, 101 ada 60 parsel sayılı taşınmazın, kullanım kadastrosu sonucu aynı yerde kayıtlı 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazdan oluştuğunun Kadastro Müdürlüğü yazı cevabı ve kadastro tutanaklarından anlaşıldığı, 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro ve tespit tutanakları incelendiğinde; daha öncesinde orman kadastrosu yapılmamış olduğundan, ... mahallesinde yapılan arazi kadastrosu çalışmaları sırasında, 5304 sayılı Kanunla değişik 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 4. maddesi gereğince yapılan sınırlandırma sonucu orman niteliği ile Hazine adına tescil edildiği, taşınmaza ait kadastro tutanakları 27.01.2010 tarihi ile 01.03.2010 tarihleri arasında askıda kaldığı ve süresi içerisinde itirazda bulunulmaması sebebiyle 02.03.2010 tarihinde kesinleştiği, ifraz sonucu oluşan 101 ada 60 parselin de 2/B çalışması sonrasında yine orman vasfında Hazine adına tescilli olduğunun görüldüğü, (101 ada 60 parselin orman dışına çıkarılmayan yerlerden olduğunun anlaşıldığı) yapılan keşif neticesinde düzenlenen orman bilirkişi raporunda da dava konusu edilen alanın orman sayılan yerlerden olduğunun tespit edildiği, davacının iddiasının (İstinaf kaldırma kararı sonrasında bu şekilde beyanda bulunulmuştur) imar ihya iddiasına dayalı olsa dahi orman sayılan yerlerin zamanaşımı ile kazanımının mümkün olmadığı, diğer taraftan dayanılan tapu kaydına ulaşılamadığı, bu kapsamda keşif neticesinde tespit edilen hususlar ve kadastro tutanakları ile oluşan tapu kayıtları dikkate alındığında dava konusu yerin zamanaşımı ile kazanımına imkan bulunmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesi neticesinde; "Tüm dosya kapsamına göre; dava konusu taşınmazda kullanıcı tespiti talebiyle açılan davanın yargılaması sonunda; dava konusu edilen ve zeminde sınırları gösterilen taşınmazın, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve krokide (A), (B) ve (C) harfleri ile gösterilen yerler olduğu, 101 ada 1 parsel olarak orman niteliğinde Hazine adına tespit edilen ve tespiti 01.03.2010 tarihinde kesinleşen taşınmazın, 2010 yılında ifraz edildiği, dava konusu edilen taşınmazın, ifraz yoluyla oluşan orman niteliğindeki 101 ada 60 parseli sınırları içinde kaldığı, beyanlar hanesinde orman sınırları dışına çıkarıldığı açıklanan taşınmazda 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesi gereğince kullanım kadastrosu yapılmadığı anlaşılmış olup, orman niteliğinde olan ve tespiti 01.03.2010 yılında kesinleşen dava konusu taşınmazda, davacının kullanıcı olduğunun tespiti talebi yönünden, dava konusu taşınmazda kullanım kadastrosunun yapılmaması nedeniyle davada hukuki yararının bulunmadığının anlaşıldığı" gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle, davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; işbu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 2010 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca yapılmıştır. 2019 yılında ise 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca yapılan çalışma bulunmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2370 E., 2025/4346 K. (02.06.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2370
- Karar No
- 2025/4346
- Karar Tarihi
- 02.06.2025
- Konu
- Tapu
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2026 E., 2025/4340 K. 02.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6636 E., 2025/4341 K. 02.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/332 E., 2025/4343 K. 02.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2276 E., 2025/4348 K. 02.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3056 E., 2025/4351 K. 02.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1881 E., 2025/4358 K. 02.06.2025
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı