Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2025/2276 E., 2025/4348 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2276 E., 2025/4348 K. (02.06.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2276
Karar No
2025/4348
Karar Tarihi
02.06.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2025/2276 E. , 2025/4348 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/105 E., 2024/37 K. : 3-Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanlığı KARAR : Davanın aktif husumetten reddine, davanın dava şartı yokluğundan reddine, Hazinenin tescil talebinin kabulüne Taraflar arasındaki tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davacının davasının aktif husumetten reddine, asli müdahilin davasının dava şartı yokluğundan reddine, Hazinenin tescil talebinin ise kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili 27.02.2013 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; sınırlarını bildirdiği, Kahramanmaraş ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan tapusuz taşınmazın içerisinde bulunan ufak çaplı taşların bir kısmının müvekkili olan davacının ölen babası, bir kısmının da davacı tarafından temizlenerek ekonomik amaca uygun hale getirildiğini, 1982 yılından önce uzun süre davacının babası tarafından tarım arazisi olarak kullanıldığını, 1982 yılında babasının ölmesi üzerine davacının bu taşınmazı kullanmaya başladığını, davacının ve babasının zilyetlik süresi eklendiğinde 50 - 60 yıldır bu yerin üzerinde tasarrufun söz konusu olduğunu ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği şartlarının oluştuğunu belirterek, taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmış; yargılama sırasında davacının kardeşleri olan ... 18.04.2018, ... Bayar ise 08.10.2024 tarihlerinde dava konusu taşınmazın vefat eden babaları ...’a ait olduğunu, diğer mirasçıların bilgisi dışında davacının yeri kendi adına tescil ettirmek istediğini belirterek, yerin muris ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesi istemiyle davaya katılmışlardır. Davalılar cevaplarında davanın reddini savunmuşlar, davalı Hazine ise ayrıca taşınmazın adına tescilini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, 04.05.2015 tarihli fen bilirkişi ek raporunda (A1) harfi ile gösterilen 27.572,06 m²'lik alanın davacı adına tapuya tesciline, (A2) harfi ile gösterilen 23,59 m²'lik alanın orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline ilişkin önceki hüküm, davalı Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 01.11.2017 tarihli ve 2016/4968 Esas, 2017/8711 Karar sayılı ilamıyla; “Hüküm tarihinden önce, 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun'un 1. maddesi gereğince, taşınmazın bulunduğu ... İlçe Belediye Başkanlığı'nın ve bağlı olduğu Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın da davada yer almasının sağlanması” gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; bozma sonrası ...’ın asli müdahale talebinde bulunduğu, 21.06.2018 tarihli duruşmada asli müdahale talebinin kabulüne karar verilmiş ise de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 65. Maddesinin 1. fıkrası uyarınca, bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden 3. kişinin hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabileceği ve 2. fıkra uyarınca asli müdahale davası ile asıl yargılamanın birlikte yürütülüp karara bağlanacağı, gerekçeli kararın temyiz üzerine bozulması, bozmaya uyulması sebebiyle 18.10.2018 tarihli duruşmada asli müdahale talebinin kabulüne ilişkin ara karardan dönülerek, asli müdahale talebinin reddine karar verildiği açıklanarak, tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, fen bilirkişisinin 04.05.2015 tarihli ek raporunda (A1) harfi ile gösterilen 27.572,06 m²’lik alanın davacı adına tapuya tesciline, (A2) harfi ile gösterilen 23,59 m²’lik alanın orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine ve asli müdahale talebinde bulunan ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 26.09.2022 tarihli ve 2021/9222 Esas, 2022/7334 Karar sayılı ilamıyla; "Asli müdahale talebinde bulunan ...’ın temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacı ..., çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde önce babasının, babasından sonra ise kendisinin zilyetliğinin bulunduğu iddiasına dayanarak, taşınmazın adına tescili istemiyle dava açtığı, asli müdahale talebinde bulunan Salih Bayarın ise, çekişmeli taşınmaz bölümünün babalarından mirasçılarına intikal ettiğini ve tüm mirasçıların taşınmaz bölümü üzerinde haklarının bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazın tarafların ortak murisi olan ... mirasçıları adına tescili istemiyle davaya katılmak istediği, 6100 sayılı HMK’nın 65. maddesinin; “Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir.” hükmünü ihtiva ettiği, bu durum karşısında, müdahale talebinde bulunan ... tarafından, bozma sonrası hüküm verilinceye kadar harcını yatırmak suretiyle dava konusu edilen yerin aslında babasından tüm mirasçılara kaldığı ve mirasçılar adına tescil edilmesi gerektiği yönünde yapmış olduğu asli müdahillik talebinin kabul edilerek, ileri sürdüğü iddiaları yönünden de araştırma yapılması gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu yazılı gerekçeyle müdahale talebinde bulunan ...'ın müdahillik talebinin reddedilmesinin yerinde olmadığı, yine davacının aktif husumetinin bulunup bulunmadığı yönünden dava konusu taşınmazın babasından davacıya hangi hukuksal nedene dayalı olarak kaldığı ve adına müstakilen tescil talebinde bulunduğunun açıklattırılması ve ispatına imkan sağlanması, bu şekilde davacının tek başına dava açma hususunda aktif dava ehliyetinin bulunduğunu ispatlaması durumunda, davacı yönünden yargılamaya devam edilmesi ve asli müdahale talebinde bulunan ...'ın davasının reddine karar verilmesi; davacının, tek başına dava açma ehliyeti bulunduğunu ispatlayamaması durumunda ise davacının davasının, aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmesi, yine davacının davasının aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılması halinde, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi uyarınca, tereke adına açılıp takip edilen davaların ya tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması ya da tüm mirasçıların açılan davaya muvafakatlarının sağlanması veya davanın terekeye mümessil tayin edilerek sürdürülmesi zorunlu olduğundan ve dosya kapsamında bulunan nüfus kayıt örneğinden muris ...’ın, davacı ... ve asli müdahale talebinde bulunan ... dışında ..., ..., ..., ..., ... ve ... isimlerinde mirasçılarının bulunduğu anlaşıldığından, asli müdahale talebinde bulunan davacının kardeşi ...’ın davası yönünden, adı geçen mirasçıların davaya katılımlarının veya muvafakatlerinin sağlanması yada terekeye temsil atanması suretiyle davanın sürdürülmesinin ve böylelikle dava şartının sağlanmasının gerektiği, öte yandan Hazinenin temyiz itirazlarının incelenmesi yönünden ise usulüne uygun orman ve zilyetlik araştırması yapılması, kabule göre de; davalı Hazine vekilinin 19.02.2015 havale tarihli dilekçesiyle, taşınmazın (A1) ile gösterilen orman sınırları dışında kalan bölümünün Hazine adına tescilini talep etmiş olmasına rağmen HMK’nın 26.maddesinde yer alan; “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.” hükmü göz ardı edilerek, kesinleşen orman kadastrosu sonucu orman sınırları içinde kalan ve fen bilirkişisi tarafından A2 harfi ile gösterilen kısımla ilgili tescil hükmü kurulmasının da isabetsiz olduğu" belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Bozma sonrası yapılan yargılamanın ilk celsesinde asli müdahil talebinde bulunan ...'ın talebinin kabulüne karar verilerek mirasçıları davaya dahil etmesi yahut terekeye temsilci ataması için iki haftalık kesin süre verilmiş olup verilen kesin süre içerisinde usulü eksikliği tamamlamadığı, yine bozma sonrası yapılan yargılamanın ilk celsesinde davacıya dava konusu taşınmazın kendisine babasından ne şekilde kaldığına ilişkin beyanda bulunmak üzere süre verildiği, davacı vekili tarafından verilen beyan dilekçesinde, dava konusu taşınmazın babalarından bütün mirasçılara kaldığını, taşınmazı mirasçılarla ortak kullandıklarını beyan ettiği, asli müdahil yönünden yapılan değerlendirmede, asli müdahile taraf teşkili açısından verilen kesin süre içerisinde eksikliği tamamlamadığı, davacının davası yönünden yapılan değerlendirmede ise, davacının davayı tek başına açtığı, ilerleyen aşamalarda dava konusu taşınmazı mirasçılarla ortak kullandığını beyan ettiği, davacının iş bu davayı tek başına açma ehliyetine sahip olmadığı hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının davasının aktif husumetinin bulunmadığı" gerekçesiyle, davacının davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, asli müdahilin talebinin dava şartı yokluğundan reddine, davalı Hazine temsilcisinin karşı tescil talebinin kabulüne, dava konusu Kahramanmaraş ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan fen bilirkişisi ...'ün 04.05.2015 tarihli krokili raporunda etrafı kırmızı kalemle çizili (A1) harfi ile gösterilen 27.572,06 m²'lik taşınmazın 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi gereğince tarla vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu Kahramanmaraş ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan fen bilirkişisi ...'ün 04.05.2015 tarihli krokili raporunda etrafı kırmızı kalemle çizili (A2) harfi ile gösterilen 23,59 m² lik taşınmazın 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi gereğince tarla vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 30.03.2003 tarihinde kesinleşen 6831 sayılı Kanun'a göre yapılmış orman kadastrosu ve (2/B) madde uygulaması mevcut olup, arazi kadastrosunun 1975 yılında yapıldığı ve dava konusu yerlerin orman olarak tapulama harici bırakıldığı anlaşılmaktadır. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince, davalı Hazinenin 4721 sayılı Kanun'un 713/6. maddesi uyarınca taşınmazın tamamına yönelik son celsedeki tescil talebi dikkate alınarak, fen bilirkişi raporunda hem (A1), hem de (A2) ile gösterilen taşınmazların tarla niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de; dosya kapsamında bulunan orman bilirkişi raporuna göre (A2) ile gösterilen yerin kesinleşen orman sınırları içinde olduğu anlaşılmakla, bu bölüme ilişkin olarak tarla niteliğiyle tescil karar verilmesi isabetsizdir. Ne var ki; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kamu düzeni kuralları da gözetilmek suretiyle düzeltilerek onanması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davacı vekilinin, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kamu düzenine ilişkin kurallar da gözetilerek kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının 5 numaralı bendinde yer alan "Tarla" ibaresinin hükümden çıkarılarak, yerine "Orman" ibaresinin eklenmesine, kararın düzeltilmiş bu şekli ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı