Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2025/2197 E., 2025/4636 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2197 E., 2025/4636 K. (17.06.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2197
Karar No
2025/4636
Karar Tarihi
17.06.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2025/2197 E. , 2025/4636 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1628 E., 2025/301 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/107 E., 2023/38 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1713 ada 30 parsel sayılı, 1.247,18 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak, tarla niteliği ile davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili, İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 1713 ada 30 parsel sayılı taşınmazın zilyetlikle kazanım şartları gerçekleşmeden davalılar adına tespit edildiğini belirterek, yapılan kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tespit ve tescilini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacı taraf lehine zilyetlike kazanım şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davacı Hazinenin davasının reddine, dava konusu İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi 1713 ada 30 nolu parselin tespit gibi aynı vasıf ve miktarla tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş olup; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine dair verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1944 yılında 3116 sayılı Kanun kapsamında yapılan orman kadastrosu, daha sonra 1977 yılında yapılan eski tahdidin aplikasyonu ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1744 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulaması, 2010 yılında 3402 sayılı Kanun'un 5831 sayılı Kanun ile getirilen Ek-4. maddesi gereğince yapılan 2/B madde alanlarının ölçü ve tespit çalışması, son olarak da 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi kapsamında yapılan evvelce tespit harici bırakılan yerlerin kadastro çalışması vardır. Arazi kadastrosu ise 1975 yılında yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince her ne kadar davalılar lehine zilyetlikle kazanım şartlarının oluştuğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmak için yeterli değildir. Şöyle ki; parsel sorgu uygulaması üzerinden yapılan incelemede dava konusu taşınmazın çevresinde yer alan taşınmazların da davalı olduğu hatta 1713 ada 31 parsele ilişkin dava dosyasında alınan raporun dosya arasında getirtildiği ancak ortaya çıkan çelişkiler giderilmeden karar verildiği anlaşılmıştır. Eldeki dosyada alınan kök ve ek raporlarda 1940, 1976, 1992, 2006 ve 2013 tarihli hava fotoğrafları incelenmiş ve özetle taşınmazın 1940'lı yıllardan beri sürekli bir şekilde kullanıldığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Keşif sırasında Mahkeme gözlemi olarak, dava konusu taşınmazın komşusunda parsellerle bütünlük arzettiği, taşınmazın boş olduğu, hafif otların büyüdüğü belirtilmiştir. Komşu 1713 ada 31 parselin kendi dosyasında alınan raporda 1955, 1968, 1973, 1984, 2006, 2013 ve 2017 tarihli hava fotoğraflarının incelendiği ve taşımazın 1955-1968 yılları arasında kullanılmadığı, 1968-1973 yılları arasında tarla olarak kullanıldığı, 1973-2017 yılları arasında boş olup, üzerinde çayırlık oluştuğu, 1984 hava fotoğrafında 1713 ada 31 parselin bitişiğindeki tarlalarla birlikte kullanılmadığı, sonuç olarak 31 parselde 1973 yılından keşif tarihine kadar tarımsal kullanımın olmadığı, keşif sırasında da kısmen boş, çayırlık, kısmen yulaf ekili olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. İncelenen hava fotoğraflarında dava konusu taşınmaz ve 1713 ada 31 parsel benzer şekilde göründüğü ve Mahkeme gözleminde de komşu parsellerle bütünlük arz ettiği belirtildiği halde kullanım açısından ortaya çıkan çelişki giderilmemiştir. Hal böyle olunca; dava konusu taşınmazın evveliyatı, ekonomik amaca uygun ve kesintisiz bir zilyetlik sürdürülüp sürdürülmediği hususlarının tereddüde yer vermeyecek şekilde ortaya konulmadığı ve eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiği anlaşılmıştır. O halde İlk Derece Mahkemesince komşu 1713 ada 28, 29 ve 31 parsellere ilişkin açılan davalar dikkate alınarak, dava konusu taşınmaz belirtilen taşınmazlarla birlikte değerlendirilerek, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun), 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. SONUÇ: 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 39ddd77fb0753b8c d87158e0c927d5e8

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı