Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/1466 E., 2025/3415 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1466 E., 2025/3415 K. (05.05.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1466
Karar No
2025/3415
Karar Tarihi
05.05.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2025/1466 E. , 2025/3415 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/50 E., 2024/148 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne DAVA TARİHİ : 20/02/2013 Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairemizce bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; K A R A R ...Mahallesinde kain 290, 295 ve 282 parsel sayılı taşınmazlar, 12.05.2011 tarihinde ihdasen Hazine adına tarla vasfıyla tespit edilmiş ve beyanlar hanesine "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun)1 2/B maddesi gereğince orman sınırı dışına çıkarılmıştır" şerhi yazılmıştır. Davacı ... ve arkadaşları dava dilekçesinde özetle;irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmak suretiyle, ... köyünde orman kadastrosu çalışmalarının yapıldığını, bu çalışmalarda kendilerine ait taşınmazların Hazine adına kaydının yapıldığını ileri sürerek, bu yerlere ait sınırlamanın iptali ile taşınmazların adlarına tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesince, "... çekişmeli taşınmazların orman ve mera vasfında olmadıkları, tarım arazisi niteliğinde oldukları ve davacılar lehine kazanım koşullarının oluştuğu ..." gerekçesiyle verilen, davanın kabulüne, 20.05.2013 tarihli bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfi ile belirtilen 45.285,93 ve 5.779,73 m² yüzölçümündeki taşınmazların kayısı bahçesi vasfıyla davacılardan ... adına; (C) harfi ile belirtilen 26.390,12 m² yüzölçümündeki taşınmazın kayısı bahçesi vasfıyla, (D) harfi ile belirtilen 3.730,77 m² yüzölçümündeki taşınmazın tarla vasfıyla davacı ... adına; (E) ve (F) harfi ile belirtilen 54.786,93 ve 20.386,71 m² yüzölçümündeki taşınmazların kayısı bahçesi vasfıyla davacı ... adın; (G) harfi ile belirtilen 31.460,84 m² yüzölçümündeki taşınmazın tarla vasfıyla, (H) harfi ile belirtilen 24.445,93 m² yüzölçümündeki taşınmazın kayısı bahçesi vasfıyla davacı ... adına tapuya tesciline dair önceki hüküm, davalı ... İdaresinin temyizi üzerine Dairemizin 2021/15354 Esas, 2022/13052 Karar sayılı ilamıyla; "... orman kadastrosunun iptali davalarında hasmın Orman İdaresi olduğu, ancak, somut olayda davacının tescil talebinin de bulunduğu, çekişmeli taşınmazların içinde yer aldığı parsellerin Hazine adına tapuda kayıtlı olduğu, tescil talebinin aynı zamanda tapu iptali talebini de kapsayacağı, tapu iptali ve tescil davalar��nın ise tapu maliki aleyhine karşı açılması gerektiği, İlk Derece Mahkemesince de davacı adına tescil hükmü kurulduğu dikkate alındığında, tapu kayıt maliki Hazinenin davada yer almaması doğru olmadığı gibi, 282, 290 ve 295 (yeni 921) sayılı parsellerin tapu kayıtlarının beyanlar hanesinde 2942 sayılı Kanun uyarınca konulan kamulaştırma şerhi bulunmakta olup eldeki dava nedeniyle şerh sahibinin de hakkı etkileneceğinden, davanın söz konusu şerh sahibine yöneltilmemiş olmasının da hatalı olduğu..." gerekçesiyle bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "... Türk Medeni Kanunu 713 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddelerindeki şartların davacılar lehine gerçekleştiği ..." gerekçesiyle davanın kabulüne ve 23.08.2023 tarihli fen bilirkişi raporunda krokide gösterilerek (A) harfi ile belirtilen 45.285,907 m² yüzölçümlü ve (B) harfi ile belirtilen 5.779,73 m² yüzölçümlü taşınmazların davalılardan Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile *********** T.C. kimlik numaralı ... adına susuz tarla vasfıyla, (C) harfi ile belirtilen 26.367,41 m² yüzölçümlü ve (D) harfi ile belirtilen 5057,15 m² yüzölçümlü taşınmazların davalılardan Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile susuz tarla vasfıyla *********** T.C. kimlik numaralı ... adına, (E) harfi ile belirtilen 53.072,32 m² yüzölçümlü ve (F) harfi ile belirtilen 15.849,10 m² yüzölçümlü taşınmazların davalılardan Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile (E) harfi ile belirtilen taşınmazın susuz tarla vasfıyla, (F) harfi ile belirtilen taşınmazın kayısı bahçesi vasfıyla *********** T.C. kimlik numaralı ... adına, (G) harfi ile belirtilen 21.476,41 m² yüzölçümlü ve (H) harfi ile belirtilen 21.334,94 m² yüzölçümlü taşınmazın davalılardan Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile *********** T.C. kimlik numaralı ... adına kayısı bahçesi vasfıyla son parsel numaraları verilerek kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince imar-ihya ve zilyetlik hususunun yeterince araştırılmadığını, eksik inceleme ve araştırma yapıldığını, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesi gerektiğini beyanla, hükmün bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu kararın usule ve hukuka aykırı olduğunu, mahkemece gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Dava, 2004 yılında orman kadastro çalışmaları sonucu tahdit içerisine alınıp, 2011 yılında Hazine adına ihdasen tapu kaydı oluşan taşınmazlara ilişkin olarak tapu iptal tescil ve 6831 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca yapılan orman kadastrosu ve anılan Kanun' un 2/B maddesi uygulamasının iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davacı tarafça dava 15.02.2013 tarihinde yani 6831 sayılı Kanun'un 11/1. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığından, taşınmazların orman olup olmadığının kesin olarak belirlenebilmesi için çekişmeli taşınmazların bulunduğu bölgeye ait en eski hava fotoğrafları ile bu hava fotoğraflarından yararlanılarak üretilen memleket haritaları ve varsa amenajman planı ve fotogometri yöntemiyle kadastro çalışmalarına altlık olarak düzenlenen kadastro paftasının ilgili kurumlardan getirtilerek, söz konusu belgelerin çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin tespit edilmesi gerekmekte olup, somut olayda yöreye ait en eski hava fotoğrafı olan 1952 yılına ait memleket haritasının yapımına esas alınan hava fotoğrafı getirtilerek bilirkişilere usulünce inceleme yaptırılmadığından yöntemine uygun şekilde orman araştırması yapıldığından söz edilemez. Öte yandan; zilyetlik hususunda da yeterli araştırma yapılmamış, bu kapsamda hava fotoğrafları üzerinde jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi tarafından inceleme yapılarak, taşınmazın üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresinin ve sürdürülüş biçiminin belirlenmesi gerektiği halde, bu yönde her hangi bir araştırma ve inceleme yapılmaksızın mahalli bilirkişilerin soyut beyanlarına dayanılarak hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile 1952 yılına ait memleket haritasının yapımına esas olan hava fotoğrafı, amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, üç ziraat mühendisi, bir fen ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler jeodezi ve fotogrametri mühendisi ile uzman orman bilirkişisi eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını, eski belgelerde görülen ağaçların orman ağacı olup olmadığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Yapılan araştırma sonucu dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden veya orman içi açıklık olmadığı saptandığı takdirde bu kez, zilyetlikle kazanım koşullarının incelenmesi gerektiğinden, bu cümleden olarak; keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; fen bilirkişisinden, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 42aadd21e71dca27 5b7cacbbdc7d95d3

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı