Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/949 E., 2025/3423 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/949 E., 2025/3423 K. (05.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/949
Karar No
2025/3423
Karar Tarihi
05.05.2025
Konu
Tazminat, Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2024/949 E. , 2025/3423 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1255 E., 2023/269 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/431 E., 2020/551 K. Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde 721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun) 1007. maddesi uyarınca tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; ...mevkinde 2 pafta 13 ada 6 parsel sayılı 21.200 m² alanlı taşınmazın 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu çerçevesinde 22.12.1954 tarihinde 31 no.lu Toprak Komisyonunca hazırlanan dağıtım cetvelleri sonucunda davacının evveli murisi ... adına tespit ve tahsis edildiğini ve Valilik Makamının onayı ile kesinleştiğini ancak tapuda işlem görmediğini, konuyla ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.09.1992 tarihli 1992/8- 428 Esas 1992/484 Karar sayılı ilamında, 4716 ve 5618 sayılı Kanun çerçevesinde Toprak Tevzi Komisyonlarınca hazırlanan dağıtım cetvellerinin vilayet tarafından onaylanması halinde mülkiyetin Hazineden çıkacağını, yapılan işlemlerle taşınmazların gerçek kişilere tahsis edilmiş olması nedeniyle bu taşınmazlar bakımından üçüncü kişiler tarafından açılan davaların dinlenemeyeceğini ancak tazminat davasının söz konusu olabileceğinin belirtildiğini, yine aynı nitelikte Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 24.02.2011 tarihli 2010/1514 Esas 2011/1055 Karar sayılı ilamında Hazinenin tapu iptali tescil davasında, davanın reddine karar verildiğini ve kayda dayalı mülkiyetin onay günü itibariyle oluştuğu yönüyle karar verildiğini belirtilerek, taşınmazın davacının murisi adına tahsisi yapılan taşınmazın Hazine adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tesciline, tescilin mümkün bulunmaması halinde tespit edilecek taşınmaz bedelinin davalı Hazineden tahsiliyle davacıya ödenmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... ...köyünde kadastro çalışmalarının 1962 yılında yapıldığı, taşınmazın tamamının 3293 parsel içerisinde kalmakta olduğu, eski 3108 parsel sayılı Hazine adına hükmen tescil edilen taşınmazın 12.12.2001 tarih ve 7488 yevmiyeli işlemle ifraz edilerek 3290,3292 ve 3293 parsel sayılı taşınmazlar oluştuğu, işbu davaya konu 3293 parselin orman vasfıyla davalı Hazine adına tapuya kayıtlı olduğu, dayanak kayıtlar ve tapunun beyanlar hanesinde davacının miras bırakanının kullanıcı olarak herhangi bir kaydının bulunmadığı, murisin imzalatılan borç senedini ödeyip ödemediğinin açık olmadığı, taşınmazın İstanbul Orman İşletme Müdürlüğünün yazı cevaplarından anlaşıldığı üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edildiği, taşınmazın da Orman İdaresi tarafından teslim alındığı, zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığı ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacılar vekili tarafından, "dağıtım cetvellerinin tapuda işlem görmediği, ancak bu cetvellerin onaylanmış olmakla taşınmaz Hazinenin mülkiyetinden çıktığı, dava konusu taşınmazın davacıların murisi adına tahsisi yapılmış ve bu tahsisi kesinleşmiş olmakla Hazine adına olan tapusunun iptaliyle davacı müvekkil adına tescili gerektiği, mahkeme tarafından verilecek tapu iptal ve tescil kararının kurucu nitelikte değil açıklayıcı nitelikte bir karardan ibaret olacağı, orman vasfında olmasının sonucu değiştirmeyeceği, davanın kabulü yönünden karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin yasal dayanaktan yoksun olduğu" iddiasıyla istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... davacının murisine ait eski tevzi tapusunun valilik onayı ile birlikte hak sahipliği kazanılmış ise de sözkonusu tapunun 1957 yılında yörede yapılan arazi kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın fundalık niteliğinde olması nedeniyle revizyon görmediği, taşınmazın tescil harici bırakıldığı, 1990 yılında Milli Emlak Müdürlüğünün talebi üzerine yapılan kadastro çalışması sonucu hazine adına tespit edilen 3108 nolu parsele davacı ve murisleri tarafından 10 yıllık hak düşürücü süre içinde herhangi bir tespite itiraz davasının açılmadığı, taşınmazın 1998 yılında hazine adına tescil edildiği, davacı ve murisi evveli adına arazi kadastrosu sonucu oluşan herhangi bir tapu kaydı bulunmadığı, arazi kadastro çalışmaları sırasında tescil harici alanda olması nedeniyle revizyon görmeyen ve işleme tabi kayıt niteliği kalmayan eski tapu kaydı hukuki değerini yitirmiş olup 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi gereğince hukuki değerini yitiren tapu kaydına dayanılarak tazminat talep edilmesi mümkün olmadığını, kaldı ki tapunun hukuki değerini yitirdiği 1990 yılından davanın açıldığı tarihe kadar 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş bulunduğunu, bir an için davacının eski tevzi tapu kaydına dayalı olarak tazminat talep hakkı bulunduğu kabul edilse bile, Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 başvuru no.lu 25.07.2017 tarihli kararı gereği 18.11.2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolmuş bulunan eldeki dava yönünden Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli kararından yaklaşık 5 yıl sonra 03.10.2014 tarihinde dava açıldığından 18.11.2009 tarihinden itibaren oluşan iç hukuk yolu itibarıyla davanın makul süre içinde açıldığının kabulü mümkün olmadığı, İlk Derece Mahkemesince terditli tazminat talebi değerlendirilmeden tapu iptal davası yönünden değerlendirme yapılarak davanın reddine karar verilmiş ise de somut olayda tazminat koşullarının oluşmadığı, verilen hükmün sonucu itibariyle usul ve kanuna uygun olduğu ..." gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf itirazlarının reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından "istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle" temyiz edilmiştir. Dava konusu eski 3108 parsel 1957 yılında yapılan ilk tesis kadastro çalışmalarında taşınmaz tescil harici bırakılmıştır. Daha sonra 1990 yılında Milli Emlak Müdürlüğünün talebi ile kadastroya tabi tutularak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Yapılan tespite dava dışı gerçek kişiler tarafından tapu kaydına dayalı itirazda bulunulmuş, Eyüp 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/140 Karar numaralı karar ile 3108 parselin 983.637,48 metrekare yüzölçümüyle Hazine adına tapuya tesciline ilişkin karar verilmiş, bu karar Yargıtay denetiminden de geçerek 25.12.1998 tarihinde kesinleşmiş ve Hazine adına tapu kaydı oluşmuştur. Bu parselde 12.12.2001 tarihinde yapılan ifraz işlemi sonunda 3293 parsel 649.533,04 metrekare olarak tarla vasfıyla Hazine adına ifrazen kayıt edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelerle, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! ac5725d98b076808 9f85cf179da30fd2

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı