Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/1362 E., 2025/4191 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1362 E., 2025/4191 K. (27.05.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1362
Karar No
2025/4191
Karar Tarihi
27.05.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2025/1362 E. , 2025/4191 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/20 E., 2023/41 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu davanın kabulüne dair önceki karar, Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle ; " ... tarafların dayandığı tapu kayıtlarının ifraz haritaları ve oluşum belgeleri ile birlikte tesisinden itibaren tüm tedavüllerinin, revizyon gördüğü taşınmazların kadastro tutanakları ve oluşmuş ise tapu kayıtlarının onaylı suretleri ve revizyon gördüğü taşınmazlar ile bu taşınmazlarla komşu taşınmazları da bir arada gösterecek birleşik harita, dava konusu taşınmazlara komşu olan taşınmazların tespit tutanaklarının onaylı suretleri ve dayanaklarının Tapu ve Kadastro Müdürlüklerinden getirtilmesi, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, taraf tanıkları ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılması, bu keşif sırasında tarafların dayandığı tapu kayıtlarının haritasının zemine uygulanarak kayıtların kapsamının3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesi uyarınca haritasına göre belirlenmesi, tapu kaydının haritası temin edilemiyorsa veya uygulama kabiliyeti yok ise tapu kayıtlarında belirtilen sınırlar ile taşınmazlar arasındaki doğal ya da sabit nitelikteki sınır yerlerinin yerel bilirkişi ve tanıkların yardımıyla belirlenmesi, yerel bilirkişilerin zeminde gösterdiği hudutların teknik bilirkişiye harita üzerinde işaretlettirilmesi, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişiler tarafından zeminde gösterilemeyen sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanının sağlanması, bu suretle kayıtların kapsamının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve bundan sonra, davacı vekilinin 15.12.2015 tarihli oturumda davalıların hak sahibi oldukları bölümün yaklaşık 450,00 metrekare olduğuna dair beyanı da değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi ..." gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... tarafların tutunduğu Mart 1955 tarihli 18 ve 19 sayılı tapu kayıtlarının dava konusu 168 ada 1 ve 2 parsel ile dava dışı 164 ada 2 ve 3 parsel numaralı taşınmazları kapsamına aldığı, bu tapu kaydının ifraz edilerek, 07.03.1957 tarihli 1 ve 2 numaralı tapu kayıtlarının oluştuğu, 07.03.1957 tarih ve 1 numaralı kaydın dava konusu 168 ada 2 parsele, 07.03.1957 tarih 2 numaralı kaydın ise dava konusu 168 ada 1 parsele uyduğu, 168 ada 2 parsel numaralı taşınmazın köy tüzel kişiliği tarafından ........oğlu ............. a satıldığı ve o tarihten beri de bu şahıs ve ailesi tarafından kullanıldığı, kadastro tutanağının edinme sütunundaki olayların yerel bilirkişi beyanları ve dosya kapsamıyla uyumlu olduğunun anlaşıldığı ..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu .................. Mahallesi 168 ada 1 parsel sayılı taşınmaza yönelik el atmanın önlenmesine, Trabzon ili ..................Mahallesi 168 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile 168 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları adına payları oranında tesciline, 168 ada 2 parsel sayılı taşınmazın ise ... ve müşterekleri adına hükümde belirtilen payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL 'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı