8. Hukuk Dairesi 2024/5993 E. , 2025/3506 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİKadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/48 E., 2024/49 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kullanım kadastrosu davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle, duruşma isteminin davanın niteliği itibarıyla reddine karar verilmiş; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kullanım kadastrosu sırasında ................. Mahallesi çalışma alanında bulunan 124 ada 7 parsel sayılı 3.339,68 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine; "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve krokisinde (A1) ile gösterilen 1.586,07 metrekare yüzölçümündeki kısmının ...; (A2) ile gösterilen 1.753,61 metrekare yüzölçümündeki kısmının ... kullanımlarında olup, üzerindeki zeytin ağaçlarının kullanıcılara ait olduğu" şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... vekili dava dilekçesinde, çekişmeli 124 ada 7 parsel sayılı taşınmazın müvekkili olan davacının fiili kullanımında bulunmasına karşın kullanım kadastrosu sırasında taşınmazın bir bölümünde davalı lehine kullanıcı şerhi verildiğini ileri sürerek, taşınmazın beyanlar hanesindeki kullanım şerhinin iptali ile taşınmazın tamamının davacı kullanımında olduğuna yönelik şerh verilmesini istemiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin verdiği karar Dairemizin 25.01.2023 tarihli ve 2021/14378 Esas, 2023/276 Karar sayılı kararıyla kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "Mahkemece, yaşlı, tarafsız, taşınmazı ve tarafları iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri, taraf tanıkları ve fen bilirkişisinin katılımı ile yeniden keşif yapılması, bu keşif sırasında mahalli ve tespit bilirkişileri ile taraf tanıklarından, davacı ile davalının eşinin müşterek miras bırakanına ait olduğu belirtilen çekişmeli taşınmaz bölümünün murisin sağlığında paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşım mevcut ise bu paylaşımın hangi tarihte yapıldığı ve paylaşımdan sonra çekişmeli taşınmaz bölümünün hangi süre ile kim tarafından kullanıldığı, yine paylaşım söz konusu olmayıp murisin ölümünden sonra taksim edilip edilmediği, taksim edilmiş ise taksimin hangi tarihte yapıldığı ve taksimden sonra taşınmazın hangi süre ile kim tarafından kullanıldığı, taşınmaz bölümünün paylaşım ya da taksim yoluyla davalının eşi ...'e ait olduğunun anlaşılması halinde bu kişi tarafından davacıya devredilip devredilmediği, bu kapsamda devrin taşınmazdaki hakkının devri mahiyetinde mi yoksa kullanımın bir süre devri mahiyetinde mi olduğu ve taşınmazın hangi tarihten beri davacı tarafın zilyetliğinde olduğu hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, önceki keşif sırasındaki beyanlar arasındaki çelişkiler ile yapılacak keşif sırasında beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle bu çelişkilerin giderilmesine çalışılması; çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığının gerekçeli kararda tartışılıp açıklanması; fen bilirkişisinden, keşfi ve uygulamayı izlemeye elverişli rapor alınması ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak; "tespit bilirkişileri ve yerel bilirkişi Sabri'nin paylaşım ve taksime dair net bilgi ve görgülerinin olmadığı, davacı ve davalı tanıklarının tam olarak birbirinden farklı beyanlarda bulunduğu, davalı tanığı ...'ın beyanları arasında çelişki oluştuğu, tarafsız ve kamu tanığı olan yerel bilirkişi ............ ve ............'ın davayı aydınlatıcı yeterli ve net beyanlarda bulunduğu, Mahkemece yerel bilirkişi ... ve ...ın beyanları gerek usul ekonomisi gerekse dava kapsamında yeterli görülerek beyanlarına üstünlük tanındığı, neticeten dava konusu 124 ada 7 parsel sayılı taşınmaz ve yanındaki Ek-4 taşınmazın davacının babası, davalının kayınpederi olan kök muris ...'den kaldığı, kök murisin sağlığında çocuklarına bu iki taşınmazı paylaştırdığı, dava konusu 124 ada 7 parsel sayılı taşınmaz davacı ile davalının eşine kaldığı, davalının eşi ...'in payını taşınmaz ile uğraşmak istememesi ve davacı en küçük kardeşin ortak muris ile ilgilenmesi sebebiyle davacı kardeşine kayıtsız şartsız devrettiği, davacının da dava konusu taşınmazı zeytinliğe çevirerek kullanmaya başladığı, taşınmazın kadastro tespit tarihi ve öncesi itibariyle salt davacının kullanımında olduğu, üzerindeki zeytinlerin davacı tarafından dikildiği, taşınmazın fiili durum itibariyle de bir bütün olduğu, davalının taşınmazda kullanımının bulunmadığı kanaatine varıldığı" gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli 124 ada 7 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile tespitteki yüzölçümü vasfı ve şekli ile beyanlar hanesinde; 6831 sayılı Orman Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, parselin kullanımının ve üzerindeki zeytin ağaçlarının davacı ...'e ait olduğu gösterilmek sureti ile Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmiş; davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5993 E., 2025/3506 K. (07.05.2025) – Miras
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5993
- Karar No
- 2025/3506
- Karar Tarihi
- 07.05.2025
- Konu
- Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1927 E., 2025/3517 K. 07.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1736 E., 2025/3514 K. 07.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4631 E., 2025/3511 K. 07.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/607 E., 2025/3504 K. 07.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6155 E., 2025/3503 K. 07.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/788 E., 2025/3502 K. 07.05.2025