Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Temmuz 2025 › 2024/5876 E., 2025/5088 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5876 E., 2025/5088 K. (01.07.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5876
Karar No
2025/5088
Karar Tarihi
01.07.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2024/5876 E. , 2025/5088 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/66 E., 2023/118 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine Taraflar arasındaki kullanım kadastrosu davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili, davalı ..., davalı ..., davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kullanım kadastrosu sonucunda .... Mahallesi çalışma alanında bulunan 134 ada 15 ve 22 parsel sayılı sırasıyla 5.308,63 ve 3.063,83 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Kanun'un (2/B) maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 1981 tarihinden itibaren ...'ın fiili kullanımında bulunduğu ve taşınmaz üzerindeki fındık ağaçlarının ...'a ait olduğu şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına, 134 ada 18 parsel sayılı 6.049,57 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Kanun'un (2/B) maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 2006 tarihinden itibaren ... ile ... Evlatları ..., ..., ... ve ...'ın fiili kullanımında bulunduğu ve taşınmaz üzerindeki iki katlı kargir ev, ahır ve fındık ağaçlarının adı geçen kişilere ait olduğu şerhi yazılarak tarla vasfıyla önce Hazine adına tespit ve tescil edilmiş daha sonra 6292 sayılı Kanun uyarınca satın alma nedeniyle 60000/604957 payı ... adına tescil edilmiştir. 134 ada 19 parsel sayılı 7.509,71 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Kanun'un (2/B) maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 1981 tarihinden itibaren ...'ın fiili kullanımında bulunduğu ve taşınmaz üzerindeki tek katlı kargir ev ile fındık ağaçlarının ...'a ait olduğu şerhi yazılarak tarla vasfıyla, 134 ada 20 parsel sayılı 6.996,70 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 1981 tarihinden itibaren ...'ın fiili kullanımında bulunduğu ve taşınmaz üzerindeki iki katlı kargir ev, ahır ve fındık ağaçlarının ...'a ait olduğu şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., taşınmazın müşterek muristen intikal ettiği ve tüm mirasçıların hak sahibi olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece verilen önceki tarihli hüküm Yargıtay'ca bozulmuş olup bozma ilamında özetle; "....çekişmeli 134 ada 18 parselde tapu kaydının beyanlar hanesinde davalı ...'ın yanında dava dışı ... evlatları ..., ..., ..., ...'ın da zilyetliğinde bulunduğu belirtildiği halde; adı geçenlerin davaya dahil edilmemesinin isabetsiz olduğu ve taraf teşkilinin bu parsel yönünden eksik bırakıldığı, öte yandan çekişme konusu parseller yönünden zilyetliğin tespiti bakımından yapılan araştırmanın da yetersiz olduğu açıklanarak; yöntemice taraf koşulu sağlandıktan sonra; taşınmazlar başında yeniden fen bilirkişisi, yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarının katılımı ile keşif yapılması, yerel bilirkişiler ve tanıklardan öncesi tarafların murisine ait olan davaya konu taşınmazların zilyetliğinin muris tarafından davalılara devredilip devredilmediği, murisin ölümüne kadar taşınmazda kimin, hangi sebeple zilyet olduğu hususlarında maddi olaylara dayalı, ayrıntılı bilgi alınması, yargılama boyunca dinlenen bilirkişi ve tanık beyanları arasındaki çelişkilerin yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılması, bundan sonra çekişmeli 134 ada 18 parsel sayılı taşınmazın 60000/604957 payının dava tarihinden önce 04.03.2014 tarihinde 6292 sayılı Kanun gereğince satılarak dava dışı ... adına tescil edilmiş olması nedeniyle bu pay yönünden şerhe yönelik davanın dinlenme olanağı bulunmadığı göz önüne alınarak; bu taşınmazın geriye kalan ve Hazine adına tescilli bulunan 544957/604957 payı yönünden ise davanın şerh davası olarak görülmesi, murisin ölüm tarihinden önce paylaştırma nedeniyle zilyetliğin devredildiğinin kanıtlanamaması halinde ölüm tarihinde taşınmazların kullanımının murise ait olduğunun kabulü gerekeceğinin göz önünde bulundurulması ...." gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda;"....davaya konu tüm taşınmazların evveliyatında muris ...'a ait olduğu hususunda bir tereddüt olmadığı, murisin vefatından sonra tüm mirasçıların katılımı ile aralarında mal paylaşımı yapmadıkları, 134 ada 18 parsel sayılı taşınmazı muris tarafından sağlığında kadastro tarihinden önce oğlu ... 'a 134 ada 19 parsel sayılı taşınmazı ise yine kadastro tarihinden önce oğlu ...'a ev yapımı amacıyla verdiği ve zilyetliğini devrettiği, tapusuz taşınmazların devrinde zilyetliğinin devrinin yeterli olduğu herhangi bir resmi şekil şartının olmadığından bu taşınmazlar yönünden kadastro tutanağının hatalı olmadığı anlaşıldığından bu taşınmazlar yönünden açılan davanın reddine karar vermek gerektiği, diğer 134 ada 15,20,22 parsel sayılı çekişmeli taşınmazların ise davacı dışındaki diğer mirasçılar tarafından murisin vefatından sonra paylaşıldığı, davacının miras hissesi gözetilmeden diğer mirasçılara arasında yapılan paylaşımın davacının miras payı oranında geçersiz olduğu, bu nedenlerle davacının davaya konu taşınmazlardan ... Mahallesi 134 ada 15,20,22 parsel sayılı taşınmazların beyanlar hanesinin miras payı oranında iptal edilerek miras payı oranında davacının kullanımında olduğunun beyanlar hanesine yazılmasına karar vermek gerektiği; şeklindeki gerekçe ile davacının davasının kısmen kabulüne; 134 ada 15 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydındaki beyanlar hanesinin iptali ile tapunun beyanlar hanesine:" 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır. Bu parsel 1981 yılından beri 16/80 hissesinin ... kızı ...; kalan 64/80 hissenin ... oğlu ... in kullanımındadır ve parsel üzerinde bulunan fındık ağaçları adı geçenlere aittir." şerhlerinin yazılmasına, 134 ada 20 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydındaki beyanlar hanesinin iptali ile tapunun beyanlar hanesine:"6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi gereğince ... adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır. Bu parsel 1981 yılından beri 16/80 hissesinin ... kızı ... kalan 64/80 hissenin ... o��lu ...'ın kullanımındadır ve parsel üzerinde bulunan iki katlı kargir ev, ahır ve fındık ağaçları hisseleri oranında adı geçenlere aittir." şerhlerinin yazılmasına, 134 ada 22 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydındaki beyanlar hanesinin iptali ile tapunun beyanlar hanesine: "6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır. Bu parsel 1981 yılından beri 16/80 hissesinin ... kızı ..., kalan 64/80 hissenin ... oğlu ...'ın kullanımındadır ve parsel üzerinde bulunan fındık ağaçları adı geçenlere aittir." şerhlerinin yazılmasına, 134 ada 18 parsel aynı yer 134 ada 19 parsel sayılı taşınmazlar yönünden açmış olduğu davanın ise reddine karar verilmiş; hüküm davalı Hazine tarafından esasa ve vekalet ücretine yönelik olarak; davalı ... tarafından 134 ada 20 parsele yönelik olarak; davalı ... tarafından 134 ada 15 ve 22 parsellere yönelik olarak; davacı ... vekili tarafından ise 134 ada 18 ve 19 parsellere yönelik olarak temyiz edilmiştir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ...'ın; davalı ...'ın ve davacı ... vekilinin tüm; davalı Hazine vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Davalı Hazine vekilinin vekalet ücretine yönelik sair temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6100 (sayılı Kanun) 332. maddesi gereğince, yargılama giderlerine Mahkemece resen hükmedilir. Yargılama gideri tutarının, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında gösterilir. Öte yandan vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti de 6100 sayılı Kanun'un 323/1-ğ maddesi gereği yargılama giderlerinden olup aynı Kanun'un 326/1. maddesi gereği kanunda yazılı hâller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Bu itibarla, Mahkemece, davacının çekişmeli 134 ada 18 ve 19 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak açmış olduğu dava reddedildiğine ve davanın niteliğine göre mahkemece kendisini vekille temsil ettiren davalı Hazine yararına karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, vekalet ücreti takdir edilmemiş olması isabetsiz ise de, bu eksikliğin giderilmesi yargılama yapmayı gerektirmediğinden bozma nedeni yapılmamış ve hükmün, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. SONUÇ : Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle; Temyiz itirazlarının davalı Hazine yönünden kabulü ile hüküm fıkrasının sonuna “9- Karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalı Hazine'ye verilmesine” ibaresinin eklenmesine ve Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 304. maddesi (1086 sayılı Kanun'un 438/7. fıkrası) gereğince DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA, 1. bentte gösterilen nedenlerle davalı ...'ın; davalı ...'ın ve davacı ... vekilinin tüm, davalı Hazine vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,01.07.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 3de02b160f754309 50208450cb4694f6

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Temmuz 2025 kararlarının tamamı