8. Hukuk Dairesi 2024/4699 E. , 2025/3383 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/248 E., 2023/638 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R ...köyünde 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 6. maddesi ile Değişik 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) 22. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi hükmüne göre yapılan kadastro haritalarının yeniden düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin yapılması çalışmaları sırasında, tapuda davalılar adına kayıtlı bulunan 395 parsel sayılı 7.300 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 204 ada 23 parsel numarasıyla ve 6.814,83 m² yüzölçümlü olarak, yeni haritası ile malik hanesi “tapu kütüğünde olduğu gibi” şeklinde tespit edilmiş ve 3402 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre 08.03.2011 ilâ 06.04.2011 tarihleri arasında ilân edilmiştir. Davacı Orman İdaresi vekili 06.04.2011 tarihli dilekçeyle, taşınmazın bir bölümünün yörede 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) hükümlerine göre 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığını, daha sonra yapılan aplikasyon çalışmalarında da bu durumun değişmediğini ileri sürerek, tahdit içinde kalan taşınmaz bölümünün tespitinin iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi istemiyle Kadastro Mahkemesinde dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesince (Kadastro Mahkemesi) yapılan yargılama neticesinde; 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan çalışmaların kanun ve teknik ölçülere uygun olduğunın anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine, tapu iptali ve tescil istemi yönünden mahkemenin görevsizliğine, talep halinde dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve bu kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine dava dosyası tapu iptali ve tescil istemi yönünden Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. İlk Derece Mahkemesince (Asliye Hukuk Mahkemesi) verilen davanın reddine ilişkin önceki hüküm, davacı Orman İdaresi vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.11.2017 tarih ve 2016/13371 Esas, 2017/9307 Karar sayılı ilamıyla; “Hükme dayanak yapılan bilirkişi kurul raporunda, çekişmeli taşınmazın bulunduğu Gedelme mevkiinde 4999 sayılı Kanun uyarınca düzeltme işlemi yapıldığının, ancak henüz ilân edilmediğinin, tahdit haritalarının grafik yöntemle yapıldığından doğru olmadıklarının, davaya konu taşınmazların 1963 tarihli memleket haritasında ve 1958 yılı hava fotoğrafında açık alanda gözüktüğünün, Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 21. maddesinde açıklanan yöntemle yaptıkları hat uygulamasına ve düzeltme haritasına göre çekişmeli taşınmazın tahdit dışında kaldığının, orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirtildiği, ekli aplikeli memleket haritasında kısmen yeşil renkli ibreli ağaç rumuzlu ormanlık alanda kısmen açık alanda, hava fotoğrafında ise açık alanda işaretlendiği, memleket haritası ile hava fotoğrafı arasındaki bu çelişki üzerinde durulmadığı gibi, 1941 yılında yapılıp kesinleşen ilk orman kadastrosunun yapımında esas alınan en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritaları getirtilip çekişmeli taşınmazın anılan resmi belgelerdeki konumunun da belirlenmediği, diğer taraftan iade kararı üzerine aynı bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen ek rapor ekindeki 1958 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın farklı yerde ve kısmen koyu alanda işaretlendiği, bu haliyle uzman bilirkişi kurul raporunun yeterli olmayıp çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdidinde ne gibi işleme tâbi tutulduğu yönünde duraksama meydana geldiği açıklanarak, Mahkemece öncelikle 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro tutanaklarının düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile taşınmazın bulunduğu yerde 6831 sayılı Kanun'un 4999 sayılı Kanunla değişik 9. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işlemi ilân edilmiş ise anılan düzeltme işlemine ilişkin işe başlama, işi bitirme, çalışma ve sonuçları ilân tutanakları ile düzeltme haritasının orijinalinden çekilmiş renkli fotokopi örneklerinin bulundukları yerlerden getirtildikten sonra, bilirkişiler vasıtasıyla 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılan ve kesinleşen tahdit hattının belirlenmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; "Dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Kanun kapsamındaki orman tahdidi çalışmalarında, 766 sayılı Kanun kapsamındaki çalışmalarda ve 3402 sayılı Kanunun 22/A maddesi uygulaması çalışmalarından orman sınırları dışında orman sayılmayan alan içerisinde kaldığı, 1744 ve 3302 sayılı Kanunlar ile değişik 6831 sayılı Kanun uygulamalarında hatalı aplikasyon yapılması nedeniyle haritaların hatalı tersim edilmiş olduğu, fenni hataların giderilerek düzeltilmesinin gerektiği, 1958, 1981 ve 1992 tarihli hava fotoğraflarına, 1963, 1983 ve 1995 yıllarına ait memleket haritalarına ve 2002, 2011 ve 2018 tarihli uydu görüntülerine göre eskiden beri açık alanda (sarı alanda) veya fidanlık sembolü bulunan yeşil alanda (orman olmayan) kaldığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 07.11.2022 tarihli ve 2021/8818 Esas, 2022/8820 Karar sayılı ilamıyla; "Hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda, dava konusu 204 ada 23 parsel sayılı taşınmazın tamamının bilirkişi heyetince belirlenen orman tahdit hattının dışında, P.5 sayılı orman sayılmayan iç parselde kaldığı belirtildiği halde, rapor ekinde yer alan Ek-5 numaralı krokide gösterilen tahdit hattına göre çekişme konusu parselin bir kısmının orman sınırları içinde kaldığının anlaşıldığı, bu haliyle, bilirkişilerin rapor içeriğindeki ifadeleriyle Ek-5 numaralı krokide gösterilen tahdit hattı çeliştiğinden, söz konusu bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya uygun bulunmadığı, doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, dosyanın aynı bilirkişilere tevdii ile ek rapor aldırılarak bahsi geçen çelişkinin giderilmesi ve oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu şekilde kendi içinde çelişki ihtiva eden bilirkişi heyeti raporuna dayanılarak karar verilmesinin isabetsiz olduğu" belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Bozma ilamına uygun yapılan yargılama neticesinde daha önce aldırılan bilirkişi raporunun çelişkili olduğunun Yargıtay ilamında belirtildiği, bu çelişkinin giderilmesi için 23/05/2023 tarihli bilirkişi ek raporu aldırıldığı, aldırılan bilirkişi ek raporunda en doğru sınırlandırmanın 22/A uygulaması olduğu, uygulamada orman sınır hattına göre dava konusu yerin orman sınırları dışında olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; kesinleşen tahdide dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha önce sınırlaması yapılmayan ormanlarda 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun gözönünde bulundurularak 1984 yılında yapılan ve 11.12.1985 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu, ilk tahdidin aplikasyonu ve 2/B uygulaması, 22.04.1992 tarihinde ilân edilen, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması çalışmaları ile 766 sayılı Tapulama Kanunu hükümlerine göre yapılıp 1984 yılında kesinleşen genel arazi kadastrosu ile 2011 yılında kesinleşen 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları vardır. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın bulunduğu orman tahdit hattına ilişkin orman sınır noktalarının bulunamadığı, orman tahdit hattı aplikasyonunun mümkün olmadığı ve bu nedenle arazinin yapısına en uygun tahdit sınır hattının 3402 sayılı Kanun'un 22/A maddesi uygulaması sırasında belirlenen sınır hattı olduğu ve bu hatta göre, dava konusu taşınmazın orman sınırları dışında kaldığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, ulaşılan sonuç dosya kapsamıyla uyuşmamaktadır. Şöyle ki; somut uyuşmazlıkta esas olan, zemine göre en uygun sınırın belirlenmesi değil, 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılan tahdit çalışmasındaki sınırın, tahdit tutanaklarının da dikkate alınması suretiyle saptanmasıdır. Bu doğrultuda; bilirkişilerce dosyaya sunulan 23.05.2023 tarihli ek raporda, dava konusu taşınmazın bulunduğu, 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılan orman tahdit hattına ilişkin orman sınır noktalarının tutanaklarda tam tarif edilmeyip, mevki isimleri ile yer aldığı ve zeminde bulunamadığı, ancak tarifi yapılan tek OS noktasının 1221 numaralı nokta olduğu, 1941 tarihli tahdit zabıtnamesinde; "... kesme boğazı köprüsü üstündeki 1221 numaralı rasat noktasına gelinerek..." ifadesinin kullanılmış olduğu, bu ibarede kesme boğazı köprüsü ifadesi ile kesme boğazı eski köprüsünün anlaşıldığı ve halen bu köprünün mevcut olduğunun belirtildiği, bu çerçevede bilirkişilerce 1221 numaralı OS noktası olan kesme boğazı köprüsü üzerinden yapılan tahdit hattı uygulamasında belirlenen ve ek raporun 15.sayfası ile asıl rapora ekli Ek-5 numaralı krokide mavi renkli hattın solunda turuncu renk ile gösterilen orman tahdit hattının 1941 yılında yapılan orman tahdit hattı olduğu anlaşılmış olup, davacı Orman İdaresinin talebinin bu hatta göre belirlenmesi gerekmektedir. Zira bilirkişilerce, zeminde yeri belli olan 1221 nolu OS noktası baz alınarak, 1222 - 1223 OS noktası arasındaki açı ve mesafe düzeltmesi ile birlikte belirlenen turuncu renkli 3116 tahdit hattına göre; P.5 iç parsel poligonunun, tahdidin yapıldığı esnadaki araziye uygun olarak kapandığı, memleket haritaları, hava fotoğrafları ve arazi yapısının durumuna göre, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerden geçen 1223, 1252, 1253, 1254, 1255, 1256, 1257 nolu OS noktalarının da tahdit tutanaklarındaki tariflere uygun mevkilere geldiği, açı ve mesafelerinde hata olmadığı belirtilmiştir. Hal böyle olunca; dava konusu 204 ada 23 parselin bir kısmının turuncu hattın sağında yani kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince, tahdit hattı içinde kalan kısmın yüzölçümünün belirlenmesi suretiyle bu bölüme ilişkin tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddedilmiş olması isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! aae1f2397e215d19 62552d1ca2a17a4d
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4699 E., 2025/3383 K. (05.05.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4699
- Karar No
- 2025/3383
- Karar Tarihi
- 05.05.2025
- Konu
- Tapu
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/891 E., 2025/3369 K. 05.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2609 E., 2025/3374 K. 05.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1840 E., 2025/3379 K. 05.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2001 E., 2025/3385 K. 05.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/7424 E., 2025/3386 K. 05.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/4576 E., 2025/3387 K. 05.05.2025