Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/4416 E., 2025/4224 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4416 E., 2025/4224 K. (27.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4416
Karar No
2025/4224
Karar Tarihi
27.05.2025
Konu
Tazminat, Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2024/4416 E. , 2025/4224 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/7 E., 2024/3 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki Genel Mahkemeden devredilen dava dolayısıyla yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili, davalı ... vekili, davalı .... vekili ile duruşmalı olarak davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne ve 27.05.2025 Salı gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Duruşma için tayin edilen günde temyiz eden Hazine vekili Avukat ............ vekili Avukat ..., ........A.Ş. vekili Avukat ... ve Avukat ......geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında .......... Mahallesi çalışma alanında bulunan 101 ada 257, 512 ve 599 parsel sayılı 355.36, 853.69 ve 11726.47 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan söz edilerek davalı Hazine adına tespit edilmiş, bilahare kadastro tespitinden önce Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek tutanak davalı hale getirilmiştir. Davacı ... vekili dava dilekçesinde, sınırları dava dilekçesinde belirtilen yaklaşık 4.000,00 m² yüzölçümündeki tarla vasıflı taşınmaza 30-35 yıldır zilyet olduğunu ancak taşınmazına kamulaştırma işlemleri nedeniyle müdahalede bulunulduğunu belirterek taşınmazın adına tesciline ve uğradığı zararın giderilmesine yönelik davalılar Hazine ve ... aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde zilyetliğe dayalı tescil ve tazminat davası açmıştır. Davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Fer'i müdahil ........ İnternational A.Ş. vekili müdahale dilekçesinde, taşınmaz üzerinde boru hatlarının bulunması nedeniyle davaya davalılar yanında katılarak haklarının korunmasına karar verilmesini istemiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda; "davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle davanın kabulüne doğusu ..........., batısı kır, kuzeyi ........, güneyi ..........tarlası ile çevrili olup ekli krokide haritası ve koordinatları bildirilen 4.773,942 m²'lik taşınmazın davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, ..... A.Ş. tarafından sehven idari tescil yolu ile edinilen 355,36 m²'lik mülkiyet ve 893,638 m²'lik daimi üst hakkının statüsü aynı kalmak şartıyla krokide gösterildiği şekilde tapu kaydına eklenmesine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili, davalı Hazine temsilcisi ve davalı ... Boru Hatları ve Petrol Taşıma A.Ş. vekili taraflarından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 09.02.2006 tarihli ve 2006/242 Esas, 2006/781 Karar sayılı kararıyla; "İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı belirtilerek, yöntemine uygun bir şekilde kadim/tahsisli mera araştırması yapılarak sonunca göre karar verilmesi" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Dava konusu taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlenmesinden sonra davacının tazminat talebine ilişkin talebinin dava dosyasından tefrik edilmesinden sonra mülkiyete ilişkin talepleri hakkında dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmış ve Kadastro Mahkemesinde taşınmazların kadastro tutanakları ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; "dava konusu taşınmazların bilirkişi raporuna göre mera niteliğinde olduğu ve zilyetlik ile iktisabının mümkün olmayacağı" gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 19.09.2013 tarihli ve 2013/6408 Esas, 2013/8533 Karar sayılı kararıyla; "İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı belirtilerek aktarılan tescil davasının açıldığı 30.06.2003 tarihinden 20-25 yıl öncesine ait çift taraflı bindirmeli ve yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan istenilmesi, eski tarihli memleket haritaları ve uydu fotoğrafları da getirtilerek dosyanın arasına konulması, dava konusu taşınmazlarla ilgili olarak.......tarafından yapılan kamulaştırmaya ilişkin krokide taşınmazların batı yönünde kalan taşınmazın ne sebeple mera olarak gösterildiği araştırılarak ilgili belgelerim dosya içine getirtilmesi, bundan sonra, komşu köylerden, seçilecek taşınmazın bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve aynı yönteme göre belirlenecek taraf tanıkları, 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu ve fen bilirkişisi aracılığıyla yapılacak keşifte, fen bilirkişi aracılığı ile kamulaştırmaya ilişkin harita ve dayanağı belgeler uygulanarak yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların öncesinin kadim mera olup olmadığı, ne zaman kamulaştırıldığı, kamulaştırma belgelerinde taşınmazlar hangi nitelikte gösterildiği, taşınmazlar üzerinde tarım yapılıp yapılmadığı, tarımsal faaliyet yapılmıyor ise otu biçilmek suretiyle kullanılan özel çayır niteliğinde olup olmadıkları, bir süredir kullanım olmaması halinde taşınmazın ne kadar süre ile kullanılmadığı, kullanmayışın terk iradesinden mi, yoksa zorunlu nedenlerden mi kaynaklandığı, taşınmazın çevresinde eylemli ve geleneksel anlamda mera bulunup bulunmadığı sorularak maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması; taşınmazın çevresinde mera olduğunun anlaşılması halinde dava konusu bölümle ne şekilde ayrıldığı, arada doğal ya da yapay ayırıcı unsur bulunup bulunmadığının belirlenmesi, ayrıca yukarıda sözü edilen hava fotoğrafları üzerinde jeodezi ve fotogrametri uzmanı harita mühendislerince stereskop aletiyle inceleme yapılarak dava konusu taşınmaz bölümlerinin niteliği, üzerinde tarımsal faaliyette bulunulup bulunulmadığı, etrafındaki taşınmazlarla aralarında farklılık bulunup, bulunmadığı hususunda ayrıntılı rapor vermelerinin sağlanması, 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan taşınmazın diğer bölümleri ile davaya konu bölümlerini karşılaştırılması, çekişmeli taşınmazların toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerini açıklayacak ve çekişmeli taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş; daha önceki bilirkişi raporlarını da irdeleyecek şekilde ayrıntılı raporun alınması, fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli rapor ve haritanın düzenlettirilmesi, taşınmazların çevresinde eylemli mera bulunmaması halinde özel mülkiyete konu taşınmazlarla çevrilen 4.725,04 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın kadim mera olup olamayacağı tartışılmalı, bundan sonra davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesinde öngörülen koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği yönünden iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş; davalı ... Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş. vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine aynı Dairenin 13.11.2014 tarihli ve 2014/16158 Esas, 2014/13027 Karar sayılı kararıyla karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "taşınmazlar üzerinde, davacı lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, 101 ada 257, 512 ve 599 parsel sayılı taşınmazların Hazine adına yapılan tespitinin iptali ile davacı ... adına tarla vasfıyla kayıt ve tesciline, fen bilirkişisinin 16.09.2015 tarihli krokili raporunda 101 ada 257 parsel üzerinde yeşil kalem ile taralı 355,34 m²'lik mevcut bağımsız ve sürekli nitelikli üst hakkının aynen korunmasına ve devamına karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine aynı Dairenin 22.03.2021 tarihli ve 2017/5662 Esas, 2021/2550 Karar sayılı kararıyla; "İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyulduğu halde bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediği belirtilerek, İlk Derece Mahkemesince öncelikle, taşınmaz bölümüne ait eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin harita sorgulama sayfasına girilerek, taşınmaz bölümünün bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya arasına alınmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğü'nden getirtilerek dosyanın arasına konulması, komşu parsellere ait tespit tutanakları ve dayanak belgeler celp edilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yerel bilirkişiler ve tanıklar ile üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu, fen bilirkişisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılması ve yapılacak bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadıkları, böyle yerlerden iseler imar-ihyalarının hangi tarihte tamamlandığı, üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin mevcut olup olmadığı, mevcut ise zilyetliğin hangi tasarruflarla sürüdürüldüğü, taşınmazlar üzerinde tarım yapılıp yapılmadığı, tarımsal faaliyet yapılmıyor ise otu biçilmek suretiyle kullanılan özel çayır niteliğinde olup olmadıkları, bir süredir kullanılmadıklarının anlaşılması halinde taşınmazların ne kadar süre ile kullanılmadıkları, kullanılmamanın terk iradesinden mi, yoksa zorunlu nedenlerden mi kaynaklandığı sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılması, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsellere ait tespit tutanağı ve dayanağı kayıtlarla denetlenmesi; ziraat mühendisleri bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazların tarımsal niteliğini, üzerlerindeki zilyetliğin sürdürülüş şeklini ve süresini duraksamasız şekilde ortaya koyan, komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde toprak yapısını, eğimini ve bitki desenini, imar ihyaya muhtaç yerlerden olmaları halinde imar ihya edilip edilmediğini, edilmişlerse imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını ve taşınmazların ne zamandır kullanılmadığını açıklayan, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli raporun alınması, taşınmaz ile çevresinin yakın plan ve panaromik fotoğraflarının çektirilip, üzerine taşınmazların sınırlarının işaretlenilmesinin istenilmesi; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden, hava ve uydu fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, çekişmeli taşınmazların kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle, çekişme konusu taşınmazların önceki ve şimdiki niteliği, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olmaları halinde imar-ihyalarının hangi tarihte tamamlandığı, ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmağı, kullanımın hangi tarihten itibaren başladığı, kullanıma ara verilip verilmediği ve ara verilmiş ise ne kadar süreyle ara verildiği hususlarında ayrıntılı rapor düzenlemesinin istenilmesi; fen bilirkişisine, keşfi denetlemeye ve takibe imkan verir ayrıntılı raporun ve krokinin düzenlettirilmesi ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi, kabule göre de, çekişmeli 101 ada 599 parsel sayılı taşınmazın 16.09.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2.843,19 metrekarelik kısmı dava konusu edildiği halde, taleple bağlılık kuralına aykırı olacak şekilde taşınmazın tamamının davacı adına tesciline karar verilmesi" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "keşifte dava konusu taşınmazlar başında dinlenen mahalli bilirkişilerin birbirini doğrulayan anlatımlarına göre davacının 101 ada 257 ve 512 parsel sayılı taşınmazların tamamı ve 101 ada 599 parsel içerisinde kalan 3.516,01 metrekarelik taşınmaz kısımlarını bir bütün halinde tarla vasfı ile ve malik sıfatıyla, keşif tarihinden geriye en az yetmiş yıl öncesinden itibaren ve bu suretle idari tescil yolu ile Hazine adına tescil tarihi olan 03.03.2003 tarihinden en az elli yıl öncesinden itibaren atalarından miras yoluyla intikalen kullandığı; bir bütün olarak kullanılan taşınmazlardan bir bölümünün (101 ada 257 parselin) Kamulaştırma Kanunu'nun 30. maddesi kapsamında Hazine tarafından ..........'a bağımsız ve sürekli üst hakkı tanınması sonrasında davacının taşınmazının zeminde üç kısıma ayrıldığı ve davacının taşınmazlarını ekip biçemediği ancak belirli aralıklarla taşınmazlarının kontrolünü yaptığı ve taşınmazlarını terk etmediği; gerek taşınmazların yüzölçümünü ve sınırlarını gösteren fen bilirkişisi raporu, gerek fotogrametri bilirkişisinin dava konusu taşınmazlara ilişkin 1969, 1980 ve 1989 yıllarında çekilmiş hava fotoğraflarını inceleyen raporu ve gerekse ziraat bilirkişi kurulu raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla anılan raporlar doğrultusunda dava konusu taşınmazların mera ile ilgisinin bulunmadığı, tarıma elverişli olup tarla vasfında bulundukları, yine devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı" gerekçesiyle davacının davasının kabulüne, taşınmazların Hazine adına yapılan tespitlerinin iptaline, 101 ada 512 parselin tamamı ile 101 ada 599 parselin fen bilirkişisinin 18.08.2023 tarihli raporuna ekli krokide (A) harfli rumuzu ile gösterilen 2.843,19 m²'lik kısmı ile (B) harfli rumuzu ile gösterilen 672,82 m²'lik kısmı olmak üzere toplamda 3.516,01 m²'lik kısmının aynı adada son parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına tarla vasfı ile tespit ve tesciline, 101 ada 599 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi raporuna ekli krokide (A1) rumuzu ile gösterilen 8.210,46 m² yüzölçümlü kısmın Hazine adına ham toprak vasfı ile tespit ve tesciline, fen bilirkişisinin raporuna ekli krokide mavi renkli kalem ile taralı 355,36 m² yüzölçümlü 101 ada 257 parsel sayılı taşınmazın davacı adına tarla vasfı ile tespit ve tesciline, fen bilirkişisi raporuna ekli krokide mavi renkli kalem ile taralı 355,36 m² yüzölçümlü 101 ada 257 parsel sayılı taşınmazdan geçen doğalgaz boru hattının Baku - ........ Company'e ait olduğunun tespitine ve 101 ada 257 parsel sayılı taşınmazın tapu kütüğünün beyanlar hanesine yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili, davalı ... vekili, davalı .... vekili ve davalı ... Company vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına ve taşınmazlar üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğunun anlaşılmasına göre davalı Hazine vekili, davalı ... vekili, davalı .... vekili ve davalı ... .... vekilinin aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) 1. maddesi uyarınca, kadastro hakimi, doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorundadır. Ne var ki, İlk Derece Mahkemesince hüküm kurulurken dava tarihinden önce kamulaştırılan 101 ada 257 parsel sayılı taşınmazın "petrol boru hattı" vasfıyla BOTAŞ adına tapuya tescili ile beyanlar hanesinde davalı ... ......lehine irtifak hakkının şerh edilmesine ve taşınmaz üzerinde davacı adına mülkiyetinin tespitine, 101 ada 599 parsel sayılı taşınmazın hükme esas alınan 18.08.2023 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli kroki de (A1) harfiyle gösterilen 8.210,46 m² yüzölçümlü kısmın "ham toprak" vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, 101 ada 599 parsel sayılı taşınmazın arta kalan kısımları olan (A) ve (B) ile gösterilen toplam 3.516,01 m² yüzölçümlü kısım ile 101 ada 512 parsel sayılı taşınmazın "tarla" vasfıyla davacı adına tapuya tesciline, 101 ada 599 parsel sayılı taşınmazın (B) harfiyle gösterilen 672,82 m² yüzölçümlü kısmı ile 101 ada 512 parsel sayılı taşınmazın (D) harfiyle gösterilen 220,77 m² yüzölçümlü kısmı üzerinde beyanlar hanesinde BOTAŞ lehine irtifak hakkının şerh edilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi davanın niteliği gereği yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerekirken davalılardan alınmasına karar verilmesi de isabetsiz olup hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı Hazine vekili, davalı ... vekili, davalı .... vekili ve davalı ......... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekili, davalı ... vekili, davalı .... vekili ve davalı ......... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f59dbd989a8f0044 2d682a37be754fe6

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı