Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/4299 E., 2025/4214 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4299 E., 2025/4214 K. (27.05.2025) – Tescil

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4299
Karar No
2025/4214
Karar Tarihi
27.05.2025
Konu
Tescil, Çek

8. Hukuk Dairesi 2024/4299 E. , 2025/4214 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/66 E., 2024/422 K. KARAR : Davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/112 E., 2019/284 K. Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... ve arkadaşı vekili dava dilekçesinde; ...Mahallesi 27682 ada 4 parsel sayılı taşınmazın, imar geldisi olan eski 1405 ve 1406 parsellerin 1976 yılında orman sınırı dışına çıkarıldığını, bu hususa hükmen tesciline konu mahkeme kararında da değinildiğini, ancak taşınmazda 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi şerhi olmadığından davacıların satın alamadığını, ayrıca taşınmazın davacıların kullanımında olduğunu beyanla, taşınmazın Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olduğunun tapu kaydına şerh verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen, davanın kabulüne dair hüküm, davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmekle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 29.03.2019 tarihli ve 2018/890 Esas, 2019/176 Karar sayılı kararıyla; "... dava malvarlığına ilişkin bulunduğundan belirlenen taşınmaz değeri üzerinden eksik harcın tamamlatılması gerektiği...” belirtilmek suretiyle kaldırılarak dava dosyası İlk Derece Mahkemesine gönderilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve dava konusu ...Mahallesi 27682 ada 4 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına kayıtlı hissesi yönünden tapu kaydının beyanlar hanesine "6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi kapsamında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerdendir." şerhinin yazılmasına karar verilmiş, davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince; davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusununu esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca davanın yeniden esasına ilişkin olarak davanın kabulüne dava konusu ...Mahallesi 27682 ada 4 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına kayıtlı hissesi yönünden tapu kaydının beyanlar hanesine "6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi kapsamında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerdendir." şerhinin yazılmasına, davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince dava değeri üzerinden hesaplanan 131.648,56 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 26.04.2022 tarihli ve 2021/7015 Esas, 2022/4055 Karar sayılı ilamıyla; "... davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bakımından, Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de bilirkişi raporları ve aynı bölgeye ait Dairemizin temyiz incelemesinden geçen diğer dosyalardaki tahdit evraklarından çekişmeli taşınmazın 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre ilk kez 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırları içinde bulunduğu, Vakıflar İdaresinin Muratpaşa Vakfına ait tapu kaydına dayanarak 1942 tahdidine itiraz etmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih ve 208 sayılı iptal kararının sadece vakfın tapulu taşınmazlarına ilişkin olduğu, bu itibarla Vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden tahdidin kesinleştiği ve geçerliliğini sürdürdüğü, 1952 yılında makiye tefrik çalışmalarına konu edildiği, makiye tefrik işleminin bir tespit niteliğinde olup orman sınırları dışına çıkarma işlemi olmadığı, bu hususa 30.04.2010 tarihli ve 2004/1 Esas 2010/1 Karar sayılı İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında “3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp orman tahdidi içinde kaldığı kesinleşen, ancak, tapuya tescil edilmeyen yerlerde 5653 sayılı Kanun ile değişik 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre maki komisyonlarının yaptığı işlemlerin bir tespit niteliği taşıdığına, teknik ve hukuki anlamda orman kadastro (tahdit) sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığına” şeklinde de işaret edildiği, 1976 yılında orman kadastro komisyonunca “Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının 19.12.1947 tarihli ve 208 nolu hakem kararı gereğince eski tahdit hattı iptal edilen Devlet ormanının tekrar kadastrosu yapılmak üzere” nitelendirilmesiyle 03.06.1976 tarihli işe başlama tutanağı ile orman kadastrosuna başlanıldığı, bu çalışma kapsamında 1942 yılında yapılan orman tahdidinin tamamen iptal edildiği kabul edildiğinden, önce çekişmeli taşınmazın orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonra 14.07.1976 tarihinde ......... nolu parsel sahası olarak 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, tahdit ve 2. madde uygulamasının 15.07.1976 tarihinde ilan edildiği, süresi içinde itiraz edilmesi üzerine itirazları inceleme komisyonunca 09.11.1976 tarihli itirazları inceleme tutanağında belirtildiği üzere “2 nolu parselin 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesinin istisna fıkraları hükmüne giren yerlerden olduğu tespit edildiğinden, 2 nolu parsel ile içerisinde mevcut itirazlı sahanın 6831 sayılı Kanun'un orman saymadığı yerlerden olarak orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemin bu şekilde düzeltilmesine” karar verilmek suretiyle orman sınırları dışında orman sayılmayan yerde bırakıldığı, söz konusu komisyon tutanağının 09.12.1976 tarihinde ilan edildiği, daha sonra 1989 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışmalarına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan kanunlardaki hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle kesinleştiği, açıklanan orman kadastro çalışmaları ışığında dava konusu parselin içinde bulunduğu anlaşılan......nolu parselin, itirazları inceleme komisyonunca önceki ekip çalışmasının düzeltilmesine karar verilmiş olması nedeniyle 2. madde ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olmadığı ve daha sonra 1989 yılında yapılan çalışmalarda 2/B uygulamasına da konu edilmediği anlaşılmakta olup, çekişmeli taşınmazın hükmen tesciline ilişkin mahkeme kararının hüküm fıkrasında belirtilmeyen, ancak gerekçe kısmında yer verilen taşınmazın 2. madde ya da 2/B alanında olduğu yönündeki belirlemenin kesin hüküm olarak değerlendirilmesinin de hukuken mümkün bulunmadığı, zira, kesin hükmün varlığı için, her iki davanın taraflarının dava sebeplerinin ve ilk davadaki hüküm fıkrası ile diğer davadaki talep sonucunun aynı olması gerektiği gibi; kesin hükümle bağlılığın kural olarak hüküm fıkrasına münhasır olduğu, gerekçeye sirayet etmeyeceği açıklanarak, dava, tapu kaydının beyanlar hanesine 2/B şerhi verilmesine yönelik olduğuna ve taşınmazın 2. madde kapsamında veya 2/B alanında kalmadığı anlaşıldığına göre Bölge Adliye Mahkemesince bu hususlar dikkate alınarak taşınmazın 2/B ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğuna ilişkin şerh verilmesi yönündeki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsizliğine ..." değinilerek bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamı sonrası yapılan yargılama neticesinde 29.12.2022 tarihli 2022/1230 Esas, 2022/1464 Karar sayılı kararla; "... çekişmeli taşınmazın 1942 yılında yapılan tahditte orman sınırı içinde kaldığı, 1976 yılında yapılan işlemin aplikasyon kabul edilerek yine orman tahdidi içinde olduğu ve 1961 yılından önce nitelik yitirdiği kabul edilerek Hazine adına ........... nolu blok parseli içerisinde orman dışına çıkarıldığı, itirazları inceleme komisyonunun yalnızca kendisine gelen itirazlar yönünden karar vermesi gerekirken poligonun tamamı yönünden karar vermesinin geçerli olmayacağı gibi 1942 yılı tahdidinin kesinleştiği ve içerisinde kalan taşınmazları 6831 sayılı Yasanın 1 inci maddesinin istisnai fıkraları uyarınca orman dışında ziraat arazisi olarak bırakma yetkisi bulunmadığından yaptığı işlemin yok hükmünde olduğu, ayrıca Kadastro Mahkemesinde taşınmazın öncesi ve niteliğine yönelik kabulün tarafları bağlayacağının kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle adalete duyulan güvenin sarsılmaması ve aynı durumdaki kişilerin aynı hukuki durumu elde etmesi gereği nazara alındığında, taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Yasayla değişik 2 nci maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı kabul edilerek bu hususun tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesi gerektiği ..." gerekçesiyle bozma ilamının birinci bölümü yönünden önceki kararda direnilmesine karar verilmiş olup, direnme kararının davacılar vekili ve davalı Hazine vekili temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.10.2023 tarihli ve 2023/8-522 Esas, 2023/930 Karar sayılı ilamıyla; "... Bu kapsamda; yapılan orman tahdidinin sadece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı kararla Vakıflar İdaresinin dayandığı Muratpaşa Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan orman tahdidinin hâlen geçerliliğini sürdürdüğü, orman kadastro çalışmaları ışığında dava konusu parselin içinde bulunduğu anlaşılan II nolu parselin itirazları inceleme komisyonunca önceki ekip çalışmasının düzeltilmesine karar verilmiş olması nedeniyle 2 nci madde ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olmadığı ve 1989 yılında yapılan çalışmalarda 2/B uygulamasına da konu edilmediğinin açık olduğu, çekişmeli taşınmazın hükmen tesciline ilişkin mahkeme kararı incelendiğinde ise hüküm fıkrasında belirtilmeyen, ancak gerekçe kısmında yer verilen ve taşınmazın 2 nci madde ya da 2/B alanında olduğu yönündeki belirlemenin kesin hüküm olarak değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığı, ayrıca 1942 yılından beri orman sınırları içinde olan bir taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2 nci veya 2/B maddesi gereği orman sınırları dışına çıkarılmasının ancak idarece usulüne uygun şekilde yapılacak işlemle mümkün olduğu, idarenin yaptığı bir tasarruf olmadan mahkemelerin orman sınırı içinde kalan bir taşınmazı orman sınırı dışına çıkarmasının teknik olarak mümkün olmadığı, somut olayda her ne kadar 1976 yılında 7 numaralı orman kadastro komisyonu taşınmazları Hazine adına orman sınırı dışına çıkarmışsa da işleme itiraz edilmesi üzerine aynı komisyonun bu işlemi iptal ettiği, sonra da taşınmazları orman sınırı dışında bıraktığı, dolayısı ile çekişmeli taşınmazlar bakımından ayakta olan 2 nci madde çalışmasından söz edilemeyeceği, kesinleşen orman tahdidi içinde kalan bir taşınmazın orman sınırı dışında yani ziraat alanında bırakılmasının ise kanuni bir dayanağının olmadığı, dolayısı ile 7 numaralı komisyon tarafından yapılan hiçbir işleme değer verilemeyeceği ve çekişmeli taşınmazların hâlen 1942 yılında kesinleşen orman tahdit sınırları içinde olduğunun kabul edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, bu durumda, çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2 nci veya 2/B maddesi gereği orman sınırları dışına çıkarıltılan yerlerden olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği ..." gerekçesiyle, direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve arkadaşı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin 1. fıkrası uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacı ...'dan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 06b417eba8c04499 1b4394a35b66393d

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı