Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/4286 E., 2025/4586 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4286 E., 2025/4586 K. (16.06.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4286
Karar No
2025/4586
Karar Tarihi
16.06.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2024/4286 E. , 2025/4586 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/650 E., 2024/1192 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/240 E., 2024/25 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, ... ilçesi ... Mahallesi, 349 ada 4, 8, 20 parsel, 350 ada 6, 21, 41, 43, 82, 115 parsel, 301 ada 24 parsel , 363 ada 18 parsel ve 364 ada 19 parsel sayılı taşınmazların önceki malikleri ile birlikte 70-80 yıldır zilyedi olduğunu, ancak taşınmazların 2863 sayılı Kanun'un kültür ve tabiat varlıkları ile bunların koruma alanları ile sit alanlarının zilyetlik yoluyla iktisap edilemeyeceği şeklinde yorumlanarak tamamının davalı Hazine adına tespit edildiğini belirterek, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkil adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "davanın kısmen kabulüne, dava konusu 349 ada 4, 8, 20 parsel, 350 ada 6, 21, 41, 43, 82, 115 parsel, 301 ada 24 parsel sayılı taşınmazların tamamının Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, 363 ada 18 parselde kayıtlı taşınmazın 264,33 m²lik kısmı kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığından 264,33 m²lik kısım yönünden davanın reddi ile kalan 2.277,14 m²nin davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile iptal edilen kısmın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, 364 ada 19 parselde kayıtlı taşınmazın 416,74 m²lik kısmı kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığından 416,74 m²lik kısım yönünden davanın reddi ile kalan 402,78 m²nin davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile iptal edilen kısmın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiştir. Hükmün davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "Mahkemece yapılan keşifte çekişmeli 349 ada 4, 8, 20 parsel, 350 ada 21, 43, 82, 115 parsel sayılı taşınmazlarda zilyetliğin kesintisiz sürdüğü belirtilmesine rağmen ziraat bilirkişi kurulu raporunda taşınmazların uzun yıllardır zilyet edilmediği yönündeki çelişki üzerinde durulmadığı, yine ziraat bilirkişilerinin üzerinde meyve ağacı bulunduğunu belirttiği 301 ada 24 parselin rapora ekli fotoğrafında meyve ağacı bulunmadığı, dolayısıyla hatalı fotoğraf gösterilmiş olabileceği üzerinde durularak ek rapor alınmadığı, fen bilirkişisi tarafından güncel milli park sahası sınırlarının paftaya çakıştırıldığı haritanın tüm taş��nmazları gösterecek şekilde hakim denetimine açık olarak rapora eklenmediği, orman mühendisi bilirkişi tarafından hava fotoğraflarından yararlanılarak orman araştırması yapılmadığı, karar yerinde taşınmazların bulunduğu mahalle isimlerinin eksik yazıldığı gerekçeleriyle, istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi içinde dosyanın mahkemesine gönderilmesine" karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda; "davanın kısmen kabulü ile dava konusu 349 ada 4, 8, 20 parsel, 350 ada 6, 21, 41, 43, 82, 115 parsel, 301 ada 24 parsel sayılı taşınmazların tamamının Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, 363 ada 18 parselde kayıtlı taşınmazın 264,33 m²lik kısmı kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığından 264,33 m²'lik kısım yönünden davanın reddi ile kalan 2.277,14 m²nin davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile iptal edilen kısmın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, 364 ada 19 parselde kayıtlı taşınmazın 416,74 m²lik kısmı kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığından 416,74 m²lik kısım yönünden davanın reddi ile kalan 402,78 m²nin davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile iptal edilen kısmın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yine; "önceki kaldırma kararında belirtildiği halde kesinleşmiş orman kadastro tutanaklarının getirtilmediği, orman sınırlandırması dışında kalan taşınmazlar yönünden hava fotoğraflarından faydalanılarak orman araştırması yapılmadığı, komşu parsel tutanaklarının getirtilmediği ve fen bilirkişisi tarafından tüm dava konusu taşınmazların güncel milli park sahası sınırlarına göre konumunun gösterilmesi gerekmekte iken 363 ada 18, 350 ada 6 ve 41 parsellerin gösterilmemesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine" karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama neticesinde; "dava konusu taşınmazlardan 363 ada 18 parsel ve 364 ada 19 parsel sayılı taşınmazların bir kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı, bu kısımda kalan bölümlerin özel mülkiyete konu edilemeyeceğinden bu kısımlar yönünden davanın reddi gerektiği, dava konusu taşınmazların milli park ilan edildiği 1993 yılına kadar 37 yıl boyunca davacının doğrudan ve eklemeli zilyetliğinde olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde öngörülen 20 yıllık zilyetlik süresinin ispatlandığı, ayrıca yargılama sırasında bir kısım dava konusu taşınmazların milli park statüsünden çıkarıldığı, Milli Park statüsü devam eden Damla mevkiindeki taşınmazlar yönünden ise milli park ilan edildiği tarih itibariyle zilyetlik ile kazanım koşulunun oluştuğu, sadece milli park olmanın zilyetlik ile kazanıma engel olmayacağı yönünde Hukuk Genel Kurulu'nun 06.11.2015 tarihli ve 2014/8-201 Esas, 2015/2436 Karar sayılı ilamı da gözetildiğinde taşınmazın zilyetlik ile iktisabının mümkün olduğu, dava konusu taşınmazların 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 11/1. maddesi kapsamında yer almadıkları (Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilmedikleri, ayrıca birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanında bulunmadıkları), orman veya mera vasfında olmadıkları, tanık ve mahalli bilirkişi beyanları ile bilirkişi raporları bir bütün halinde değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazların davacının babasının ölümünden sonra kardeşleri ile yaptığı taksime göre davacıya kaldığı, eklemeli zilyetlik ile kazandırıcı zamanaşımını koşullarını sağladığı gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile dava konusu 349 ada 4, 8, 20 parsel, 350 ada 6, 21, 41, 43, 82, 115 parsel, 301 ada 24 parsel sayılı taşınmazların tamamının Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazların beyanlar hanesine “Doğal Sit-Nitelikli Doğal Koruma Alanı” olduğuna dair kayıt konulmasına, 363 ada 18 parselde kayıtlı taşınmazın 264,33 m²lik kısmı kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığından 264,33 m²lik kısım yönünden davanın reddi ile kalan 2.277,14 m²nin davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile iptal edilen kısmın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın beyanlar hanesine “Doğal Sit-Nitelikli Doğal Koruma Alanı” olduğuna dair kayıt konulmasına, 364 ada 19 parselde kayıtlı taşınmazın 416,74 m²lik kısmı kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığından 416,74 m²lik kısım yönünden davanın reddi ile kalan 402,78 m²nin davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile iptal edilen kısmın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın beyanlar hanesine “Doğal Sit-Nitelikli Doğal Koruma Alanı” olduğuna dair kayıt konulmasına," karar verilmiş; hükmün davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince kararın usul ve kanuna uygun bulunduğu belirtilerek istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla ger��ekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 0e44b46aba38f30d 80a6698ab90ae79c

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı