Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Temmuz 2025 › 2024/3717 E., 2025/5193 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3717 E., 2025/5193 K. (03.07.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3717
Karar No
2025/5193
Karar Tarihi
03.07.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2024/3717 E. , 2025/5193 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/29 E., 2023/5 K. İlk Derece Mahkemesince verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı Hazine, Andırın Sulh Hukuk Mahkemesine ibraz etmiş olduğu 21.01.2009 havale tarihli dilekçesinde özetle; ... köyü 159 ada 74 parsel numaralı taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olmakla beraber kayıp ve yitik kişiden Hazineye intikal etmesi gerektiği, ancak kadastro tespiti sırasında davalı adına tescil edildiğini belirterek, taşınmazın kadastro tespitinin iptaliyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Andırın Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/413 Esas - 2011/254 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir. Karar, Andırın Mal Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 19.11.2012 tarihli ve 2012/3994 Esas - 2012/12917 Karar sayılı ilamıyla; Andırın Kadastro Mahkemesinin görevli olduğuna dair verilen kesin kararıyla, dosya Andırın Kadastro Mahkemesine tevzi edilmiştir.

II. CEVAP Davalı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, Hazine tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi 2016/13015 Esas, 2019/3178 Karar numaralı ilamında özetle; "hükme dayanak yapılan ziraat ve orman bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın eğiminden bahsedilmiş ise de eğimin neye göre belirlendiği, klizimetre ile ölçülüp ölçülmediği açıklanmamış, taşınmazın niteliğinin saptanması bakımından taşınmazların bulunduğu yeri kapsar en eski tarihli ve tespit tarihinden 15-20 yıl öncesini gösteren resmi belgeler getirtilerek keşifte usulünce uygulama yapılmadığı gibi raporlar denetime elverişli olmadığından taşınmazların evveliyatının orman olup olmadığı ve gerçek kişiler lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda tereddüt oluştuğu, dosya arasında bulunan tapu kayıtları usulünce uygulanmadığı, çekişmeli taşınmaza komşu 159 ada 75 ve 76 nolu parsellerin kadastro tutanakları varsa tapu kayıtları ile davalı olup olmadıkları araştırılmadığı, dava konusu taşınmazın orman içi açıklık vasfında olup olmadığı değerlendirilmediği, dava konusu taşınmazın sınırında dere bulunduğu halde keşfe jeoloji mühendisi götürülmediği ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi kapsamında araştırma yapılmamış olması doğru görülmeyerek" kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamı sonrasında yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Harita jeodezi ve fotoğrametre uzmanı, orman bilirkişisi, fen bilirkişisi, jeoloji bilirkişisi ve ziraat bilirkişisi eşliğinde keşif yapıldığı, keşifte mahalli bilirkişiler ve tespit bilirkişileri yeminli beyanlarında özetle; dava konusu taşınmazın evvelinden köy halkından duyduklarına göre davalı ...’in dedesi olan ...’dan ...’a yaklaşık 65 sene önce miras paylaşımı dolayısıyla intikal etmiş olduğunu, bu paylaşımdan dolayı bütün mirasçılara belirli bir pay düşmüş bu duruma itiraz eden olmadığını ve bu paylaşıma bütün mirasçılar katılmış olduğunu, ...’un 2007 yılına kadar arpa, buğday ekmek süretiyle dava konusu taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunduğunu, 2007 yılında ... ölmeden 15 sene evvel mirasının taksim etmiş her bir mirasçıya belirli bir pay düşmüş bu duruma itiraz eden olmadığını ve ...'un 8 çocuğunun da miras paylaşımına katılmış olduğunu, dava konusu 159 ada 74 parselin ise ...'e miras hissesi nispetinde düştüğünü, 15 seneden bu yana ... namına eşi ... arpa, buğday ekmek suretiyle tasarrufta bulunmakta olduğunu, dava konusu taşınmazın Ermenilerden kaldığına dair iddiaya ilişkin bir bilgilerinin olmadığını, ... ve ... kim olduğunu bilmediklerini beyan ettikleri, Jeololoji bilirkişisi raporda; 159 ada 74 numaralı parselden oluşan dava konusu taşınmazın zemini ile taşınmazın kuzey ve doğu sınırından geçen dere yatağı zemininin farklı jeolojik özellikler taşıması, taşınmazın zemininde jeolojik olarak kumtaşı-kiltaşı-çakıltaşı ardalanmasından oluşan kayaçlar bulunurken dere yatağında ise kum ve değişik boyuttaki çakıldan oluşan alüvyonun yer alması, davaya konu taşınmaz geçmiş yıllarda dere yatağından akan sel sularının dere yatağı kıyısında bulunan araziler üzerinde oluşturduğu sel oyuntuları ve su akış çizgisinin dışında yer alması, bahse konu taşınmazın aktif dere yatağı alanın dışında olması ve taşınmazın jeolojik olarak oluşumunda derenin her hangi bir etkisinin bulunmaması, taşınmazın kotunun dere yatağı kotundan ortalama 3-4 metre daha yüksekte bulunması, taşınmazın zemininde dere yatağına ait kayaçların bulunmadığı; Fen bilirkişi tarafından hazırlanan rapor ve krokide 159 ada 74 numaralı parsel olarak gösterilen davaya konu taşınmazın dere yatağına ait olmadığını ve dere yatağından kazanılmadığını göstermekte olduğunu, orman bilirkişisi ve harita jeodezi ve fotoğrametre uzmanı düzenlemiş olduğu denetime elverişli bilimsel verilere uygun raporda özetle; dava konusu 159 ada 74 parselin orman sayılmayan alan olduğuna yönelik rapor sunulduğu, ziraat bilirkişisi raporunda özetle; dava tarihi dikkate alındığında dava konusu 159 ada 74 parselin tarımsal kullanım yönüyle imar ihya gören yerlerden olduğu, zilyetlikle iktisabının mümkün olduğunu beyan ettiği, uzman fen bilirkişisi raporda özetle; 159 ada 74 numaralı parselin 3817.67 metrekare miktarında ve tarla niteliğinde olduğu, dosya içerisinde bulunan 29.03.1950 tarih cilt 44 ...26 no:8 ve hudutları bununla aynı olan 25.08.1962 tarih cilt:52 say:4 no:9 ve t.sani 1926 cilt:4 say:26 no:44 ve 22.06.1949 tarih cilt 43 say 126 19 sıra numaralı tapu kayıtlarında yazılı olan sınırları itibari ile uygulanan tapu kayıtlarının dava konusu olan 159 ada 74 numaralı parseli iki hududun yerinin tam olarak bilinip gösterilemediğinden tapu kayıtlarının kapsamına girip girmediği tespit edilememiş olduğunu, dosya içerisinde bulunan Nisan 1289 tarih SHF/cilt 81/7414 203 sıra numaralı tapu kaydında yazılı olan sınırları itibari ile uygulanan tapu kaydının dava konusu olan 159 ada 74 numaralı parseli kapsamına alıp almadığı tespit edilemediğini beyan ettiği, mahalli bilirkişilerin beyanlarına göre kaçak ve yitik kişilerden gelip gelmediği tam olarak bilinmediği, ayrıca zilyetliğin iktisap sağlaması için çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla tespit tarihine kadar en az 20 yıl sürmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta 100 yıl öncesinden bugüne kadar zilyetliğin devam ettiğine kanaat getirilerek davacı Hazinenin hakkını dayandırdığı olguları ispat edemediğinden" davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın evveliyatı itibarıyla devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, karara dayanak bilirkişi raporlarının aydınlatıcı olmadığını, davalı tarafın eklemeli zilyetlik sürelerine dayanmakta ise de önceki zilyetlerden kendisine kadar olan geçişleri somut belgelerle ispatlayamadığını, usul ve kanuna aykırı verilen kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan davacı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Temmuz 2025 kararlarının tamamı