8. Hukuk Dairesi 2023/5875 E. , 2025/5198 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/277 E., 2022/836 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sarız Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/79 E., 2021/191 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
I. DAVA Davacı ... vekili 22.09.2017 tarihli dilekçe ile; tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak Kayseri ili ... ilçesi .... Mahallesi 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 6.184,00 m² yüzölçümlü bölümünün müvekkili adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Daha sonra davacı vekili 24.09.2021 tarihli dilekçe ile; fen bilirkişi raporunda (A) ile işaretlenen taşınmazın ...’ın mirasçıları adlarına tapuya tescile karar verilmesini istemiştir. ...’in diğer mirasçıları davaya muvafakat etmişler ve kendilerini vekil ile temsil ettirmişlerdir.
II. CEVAP Davalılar; davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararı ile; 101 ada 1 parselin fen bilirkişi tarafından düzenlenen raporda (A) ile işaretlenen kesiminin dava edildiği, davaya konu yerin 1985 yılından önce kullanımının terk edildiği, dayanak tapu kaydının sınırlarının kaybolduğu, tapunun hukuki kıymetini kaybettiği, çekişmeli taşınmazın 1985 yılında terk edilmesiyle alanda yeniden orman bitki örtüsünün yetişmeye başladığı, bu durumun taşınmazın öncesinin orman olduğunu gösterdiği, ormanların tapu kaydı ve zilyetlikle kazanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; "davacının dayandığı 14.12.1967 tarih 12 sıra nolu tapu kaydı incelendiğinde; 14.06.1955 tarih 33 sıra nolu tapu kaydından tefrikle oluştuğu, kök 14.06.1955 tarih 33 sıra nolu tapu kaydının ise Sarız Sulh Hukuk Mahkemesinin 13.10.1953 tarih 1953/307E.-1953/343K sayılı tescil ilamıyla oluştuğu, tescil ilamında Hazine, Orman İdaresi ve Köy Tüzel Kişiliği’nin taraf olarak yer almadığı, 14.06.1955 tarih 33 sıra nolu tapu kaydının ifraz yoluyla 14.12.1967 tarih 12, 13 ve 14 parsellere ayrıldığı, 14.12.1967 tarih 13 ve 14 nolu tapu kayıtlarının kadastro sırasında davacıların annesi olan ... adına tapuda kayıtlı 146 ada 2 parsele revizyon gördüğü, davacıların dayandığı 14.12.1967 tarih 12 sıra nolu tapu kaydının ise revizyon görmediği tespit edilmiştir. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık anlatımları, raporları hükme dayanak yapılan fen bilirkişi ile jeodezi –fotogrametri uzmanı bilirkişi tarafından ifraz krokisindeki cephe ölçüleri, kroki üzerindeki bilgiler ve komşu parsellerin kayıt ve belgeleri gözetilerek yöntemine uygun şekilde yapılan uygulama sonucunda davacı tarafın dayandığı tapu kaydının 101 ada 1 parselin (A) ile işaretlenen kesimini, (B) ile işaretlenen yolu ve 146 ada 2 parselin (C) ile işaretlenen kesimini kapsadığı belirlenmiştir. Ne var ki dayanak tapu kaydının geldisi 14.06.1955 tarih 33 sıra nolu tapu kaydı Sarız Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 13.10.1953 tarih 1953/307E.-1953/343K sayılı tescil ilamıyla oluşmuş olup, bir örneği dosyada bulunan tescil ilamında Hazine, Orman İdaresi ve Köy Tüzel Kişiliği taraf olarak yer almadıklarından anılan ilamın davalılar Hazine ve Orman İdaresi bağlamayacağı, tescil ilamının oluştuğu tarihten öncesine ilişkin zilyetlik yönünden güçlü delil oluşturacağı açıktır. Keşifte dinlenen yerel bilirkişiler, kadastro tespit bilirkişileri ve tanıklar; çekişmeli yerlerin davacının dedesi ...’tan davacının babası ...’a kaldığını, ...’ın 2007 yılında ölümüyle çocuklarına kaldığını, 1979 yılında taşınmazın içinde kalan Dallıkavak-Kırkısrak yolu yapılırken yol çalışmasında kullanılmak üzere bu taşınmazda bulunan toprağın alınmasıyla dava konusu yerin kullanılamaz hale geldiğini, bu yerin 1980 yılından bu yana tarım arazisi olarak kullanılmadığını, ancak yol çalışmasına kadar davacının murisleri tarafından kullanıldığını, hatta davalı yerde aile mezarlığının olduğunu bildirmişlerdir. Jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi ve fen bilirkişi tarafından ortak düzenlenen raporda; dayanak tapu kaydına ait tescil krokisinin uygulanma kabiliyetinin olmadığını, dayanak tapu kaydının 101 ada 1 parselin (A) ile işaretlenen kesimini, (B) ile işaretlenen yolu ve 146 ada 2 parselin (C) ile işaretlenen kesimini kapsadığını, 1955, 1985 ve 1999 yıllarına ait hava fotoğraflarının stereoskop aleti ile incelendiğini, çekişmeli yerlerin 1955 tarihli hava fotoğrafında tarım arazisi olarak gözüktüğünü, 1985 ve 1999 tarihli hava fotoğraflarında yolun gözüktüğünü, yolun kuzeyinde (A ile işaretlenen yerde) herhangi bir kullanımın olmadığını, yolun güneyinde (146 ada 2 parselde) kullanımın devam ettiğini belirtmişlerdir. Ziraat bilirkişi raporunda; çekişmeli 101 ada 1 parselin orman vasfında olduğunu, makineli tarıma elverişli olmadığını, çeşitli ağaçlar olsa da büyük kısmının meşe ağaçlarıyla kaplı olduğunu, 146 ada 2 parselde ev ve meyve ağaçları bulunduğunu, (A) ile işaretlenen yerin 101 ada 1 parselde kaldığını, üzerinde çok sayıda meşe ve kuşburnu çalıları olduğunu, bitki yoğunluğunun orman parselinin diğer kesimlerine göre seyrek olsada tarımsal amaçlı kullanıldığına dair belirti bulunmadığını, alanın engebeli olduğu için makineli tarıma elverişli olmadığını, hayvanlar ile arazi işlemenin yapıldığı 1970 ve öncesinde kullanılıyorsa da terk edilmiş ve orman vasfı kazanmış durumda olduğunu, (B)’nin Sarız-Kırkısrak Yolu olduğunu, geçmişte tarımsal kullanım olduğuna dair izin bulunmadığını belirtmiştir. Bu durumda çekişmeli taşınmazın 1979 yılından itibaren kadastro tespit tarihine kadar nizasız fasılasız malik sıfatıyla ekonomik amacına uygun olarak kullanılmadığı, üzerinde 30-35 yaşlarında meşe türünde orman ağaçlarının bulunduğu, nitekim taşınmaz üzerindeki meşe ağaçlarının yaşları da 1980’li yıllardan itibaren çekişmeli yerin kullanılmadığını kanıtladığı, davacı tarafın ve miras bırakanlarının kadastro tespit tarihinden geriye doğru 20 yıl süreyle nizasız fasılasız malik sıfatıyla zilyetlikleri bulunmadığından, iradi terk söz konusu olup Hazine ve Orman İdaresinin taraf olarak yer almadığı hasımsız tescil ilamı yoluyla oluşan tapu kaydına hukuken değer verilemeyeceği, diğer taraftan hükme dayanak yapılan 03.08.2021 tarihli orman bilirkişi raporunda; (A) ile işaretlenen yerin 101 ada 1 parselde kaldığı, %12-14 eğimli olduğu, üzerinde 30-35 yaşlarında 6-8 metre boyunda meşe ağaçlarıyla kuşburnu çalısının bulunduğu, (B)’nin yol olduğu, yolun şevinde meşe ağaçlarının bulunduğu, dava edilen yerlerin evveliyatı orman olduğu için faydalanmanın azalmasıyla toprak içinde bulunan meşe köklerinin sürgün verdiği, kendiliğinden yetiştiği, bu yerlerin 1955-1963 yıllarında (hava fotoğrafları ve memleket haritasında) tahrip edildiğinden açık alan olarak gözüktüğü, orman sayılan yerlerden olduğu belirtilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında da (2008/5389E.-2008/8060K. sayılı ilamı vb) meşe ağacı tohumunun, ağır tohumlu ağaçlar grubu içerisinde yer aldığı ve tohum kanatlarının olmaması nedeni ile rüzgar v.s. gibi etkenlerle taşınarak çimlenip yetişmesinin mümkün olmadığı, taşınmaz üzerindeki meşelerin daha önceki yıllarda tahrip edildiği, bu tarihlerde hava fotoğrafları çekildiğinden açık alanda gözüktüğü, ancak daha sonraki yıllarda toprak altında kalan kök ve yüzeyde bulunan gövde kesitlerinden çıkan kök ve sürgünlerinden yeniden bugün üzerinde görülen meşe ağaçlarının meydana geldiği kabul edilmektedir. Öncesi itibariyle orman olan taşınmazlar, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği, hal böyle olunca dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler ile kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan incelemede davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı" anlaşılmakla davacılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ..., ..., ... ve ...vekili ile davacı ... vekili ayrı ayrı verdikleri temyiz dilekçelerinde; taşınmazın orman sayılan alanda kalmadığını, müvekkillerinin mahkeme kararıyla edindikleri tapularının olduğunu, zilyetliğin kesintiye uğramadığını, tapuya değer verilmesi gerektiği halde usul ve kanuna aykırı verilen kararın bozulması gerektiğini beyan etmişlerdir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava; tapu kaydına dayalı tapu iptali tescil ve orman kadastrosuna itiraza ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3402 sayılı Kanun’un 5304 sayılı Kanun’la değişik 4.maddesi hükmü uyarınca yapılan orman kadastrosu vardır. Dosya kapsamından; 2007 yılında 3402 sayılı Kanun’un 5304 sayılı Kanun’la değişik 4.maddesi hükmü uyarınca orman sayılan alanlarda yapılan kadastro sırasında 101 ada 1 parsel sayılı 2.848.471,22 m² yüzölçümündeki taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tespit edildiği, askı ilanının 29.06.2007-30.07.2007 tarihleri arasında yapıldığı görülmüştür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! ac86d5c1ae19c5f0 41fa914f61ea03cf