Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/3514 E., 2025/2970 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3514 E., 2025/2970 K. (15.04.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3514
Karar No
2025/2970
Karar Tarihi
15.04.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2024/3514 E. , 2025/2970 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/801 E., 2024/1036 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/16 E., 2024/2 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 15.04.2025 Salı gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Duruşma için tayin edilen günde davacılar ... ve müşterekleri vekili Avukat ... ile karşı taraftan davalı Hazine vekili Avukat ... geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 479 ve 824 parsel sayılı sırasıyla 205.400,00 ve 56.800,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malikhaneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir. Davacı Hazine vekili tarafından; çekişmeli taşınmazların tespitlerine esas olan ve 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu (4753 sayılı Kanun) gereğince davalı ... adına tapuda kayden intikal ettirilen tapu kayıtlarının bulunduğu taşınmazların davalı tarafından kullanılmadığı iddiasıyla, tapu kayıtlarının iptali ve Hazine adına tescili istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali ve tescil davasında yapılan yargılama sonucunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş; hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 26.10.1983 tarihli ve 1983/8578 Esas, 1983/9075 Karar sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiş; davalı vekilinin karar düzeltme talebi aynı Daire tarafından reddedilmiş; karar, 02.03.2022 tarihinde kesinleştirildikten sonra taşınmazlar toplulaştırma nedeniyle 148 ada 3 ve 211 ada 1 parsel numaralarıyla Hazine adına tapuya tescil edilmişlerdir. Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; çekişmeli 148 ada 3 ve 211 ada 1 parsel sayılı taşınmazların müvekkillerin murisi ... adına tescil edildiğini, taşınmazların nizasız ve fasılasız olarak müvekkillerin murisi tarafından vefat ettiği 14.04.2011 tarihine kadar, vefatından sonra da mirasçıları adına mirasçılardan ... tarafından kullanıldığını, davalı Hazine tarafından ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava nedeniyle, taşınmazların kadastro tutanaklarının davalı oldukları belirtilerek malik hanelerinin boş bırakıldığını, Yargıtay bozma kararından sonra verilen ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1982/357 Esas ve 1982/495 Karar sayılı davanın kabulüne dair karara yönelik temyiz ve karar düzeltme taleplerinin reddedildiğini, kararda, 4753 sayılı Kanun'un 57. maddesindeki şartların gerçekleşmiş olduğundan bahisle tapu kaydının iptali ve Hazine adına tesciline karar verildiğini, kararın yok hükmünde ve tescilin yolsuz olduğunu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 27. maddesi gereğince kadastro mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, 11.04.2022 tarihinde kanuni düzenlemeler ve müvekkillerinin kullanımları yok sayılarak taşınmazların Hazine adına tescil edildiğini, davalı Hazine tarafından açılan tapu iptali ve tescil davası Hazine lehine sonuçlanmış ise de 22.05.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3302 sayılı 31.08.1956 Tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu'nun (3302 sayılı kanun) geçici 9. maddesi ve 01.12.1984 tarihinde yürürlüğe giren 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun (3083 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinde getirilen düzenleme ile Hazine tarafından açılan davalar ve Hazinenin dava açma hakkının düştüğünü, bu nedenle kadastro tutanağında belirtilen davalı şerhinin hukuki değerinin kalmadığını ileri sürerek, taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ve müvekkilleri adına tescilini istemiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın usul ve kanuna aykırı olup, kesin hüküm, derdestlik, hak düşürücü süre/zamanaşımı nedeniyle ve evveliyatı itibariyle müvekkili adına tapuda kayıtlı olan taşınmazın zilyetlik yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "yörede yapılan Toprak Komisyonu çalışmaları sonucunda 6 ada 17 sayılı 60.000 m² yüzölçümündeki komisyon parselinin 08.12.1955 tarih ve 64 sıra, 11 ada 9 sayılı 200.000 m2 yüzölçümündeki komisyon parselinin 08.12.1955 tarih ve 15 sıra numarası ile Hazine adına tapu kaydına bağlandığı, komisyonun 17 sayılı parselinin 08.02.1956 tarih ve 61 sıra, 9 sayılı parselinin 08.02.1956 tarih ve 62 sıra numaralı tapu kayıtları ile davacıların miras bırakanı ...'a dağıtımının yapıldığı, ancak daha sonra ... adına olan tevzi tapu kayıtlarının ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1982/347 Esas ve 1982/495 sayılı kararıyla iptaline ve Hazine adına tesciline karar verildiği, davacılar vekilince, bahsi geçen iptal hükmünün, 22.11.1984 tarih ve 3083 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi ve 09.05.1985 tarih ve 3202 sayılı Kanun'un geçici 9. maddesi karşısında yasal dayanağının kalmadığı ve miras bırakan adına olan tevzi tapu kayıtlarının geçerli olduğu iddia edilmiş ise de; anılan Kanun maddelerinin, iptal hükmünün kesinleştiği 17.01.1984 tarihinden sonra yürürlüğe girdiği, kesinleşmiş olan mahkeme kararını etkilemeyeceği, davalı Hazine ile davacıların miras bırakanı arasındaki ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1982/347 Esas ve 1982/495 sayılı kararının tevzi tapu kayıtları yönünden kesin hüküm mahiyetinde olduğu, iptal edilen 08.02.1956 tarih, 61 ve 62 sıra numaralı tevzi tapu kayıtlarının, tespit sırasında dava konusu taşınmazlara revizyon gördüğü ve çekişmeli taşınmazları kapsadığına dair taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı (aynı hususun ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1982/347 Esas ve 1982/495 sayılı gerekçeli kararın hüküm kısmında da açıkça belirtildiği), mahallinde keşif yapılmasının usul ekonomisine uygun olmayacağı, davacı tarafın zilyetlik iddiası yönünden ise; çekişmeli taşınmazların öncesinin 08.12.1955 tarih, 15 ve 64 sıra numaralı tapu kayıtları ile Hazine adına tapulu olduğu, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1982/347 Esas sayılı dosyasında yapılan keşif ve dinlenen tanık beyanlarından çekişmeli taşınmazlar üzerinde davacıların miras bırakanının zilyetliğinin kendisine dağıtımın yapıldığı 1956 yılından sonra başladığının anlaşıldığı, yine ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1982/347 Esas ve 1982/495 sayılı kararıyla dava tarihi olan 30.12.1977 gününden önceki miras bırakan ... zilyetliğinin hükmen reddedildiği, 28.07.1981 tarihinde yapılan kadastro tespitinden sonra kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hükümlerinin işlemeyeceği anlaşılmakla, çekişmeli taşınmazların, Hazine adına dağıtımdan önce 08.12.1955 tarih, 15 ve 64 sıra numaralı, dağıtımdan sonra 08.02.1956 tarih, 61 ve 62 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında kaldığı, davacılar ve miras bırakanı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanma koşullarının oluşmadığı" gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli 824 (toplulaştırma işlemi sonucu 211 ada 1 parsel ve bu parselin ifrazı sonucu oluşan 211 ada 10 ve 11 parseller) ve 479 parsel (toplulaştırma işlemi sonucu 148 ada 3 parsel ve bu parselin ifrazı sonucu oluşan 148 ada 6, 7, 8, 9, 10 ve 11 parseller) sayılı taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "dosya içeriği, toplanan deliller ve özellikle dava konusu taşınmazların tapulama çalışmalarında revizyon gören 08.02.1956 tarih, 61 ve 62 sıra numaralı tapu kayıtlarının ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1982/347 Esas ve 1982/495 Karar sayılı dosyasında 17.11.1980 tarihli keşifte uygulanarak o dosyada dava konusu komisyon parsellerinin eldeki davada dava konusu olan 479 ve 824 parseller olduğunun anlaşılmasına göre, mahkemece yazılı gerekçe davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı" belirtilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kararın hukuka aykırı olduğunu, kadastro tutanağının tanzim edildiği 28.07.1981 tarihi itibari ile kesinleşmiş Asliye Hukuk Mahkemesi kararının bulunmadığını, bu nedenle Kadastro Mahkemesince, kadastrodan önceki döneme ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararından söz etmenin yasal dayanağının bulunmadığını, yerel mahkemenin Kadastro tutanağından önceki döneme ilişkin zilyetliğin mahkeme kararı ile kaldırıldığı gerekçesi ile davanın reddi yönündeki değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1982/357 Esas sayılı dosyasında mahkemenin görevsiz olması nedeni ile verilen kararın yok hükmünde olduğunu, iş bu dava ve birleşen davanın kadastro mahkemesinde görülmüş olmasının da ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1982/357 Esas sayılı kararının görevsiz olarak verildiğinin açık göstergesi olduğunu, davalı Hazine tarafından açıldığı belirtilen ve tescile dayanak teşkil eden dava hakkının kanun hükmü ile düşmüş olması nedeni ile hükmün infaz kabiliyetinin kalmadığını, dava konusu taşınmazlar üzerinde müvekkilleri lehine zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazlar üzerinde davacıların murisi lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı hususuna ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 28.000,00 TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan Hazineye verilmesine, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı