8. Hukuk Dairesi 2024/280 E. , 2025/2842 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2394 E., 2022/1745 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/75 E., 2021/536 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8 inci maddesi gereğince yapılan kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 249 ada 295 parsel sayılı 4.216,96 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Hazineye ait yerlerden olduğu, 1979 yılından beridir davacı ... tarafından kullanıldığı, aynı yıl davacının taşınmaz üzerine 16,00 m² yüzölçümünde bağ evi inşa ettiği, yine üzerinde yer alan zeytin ağaçlarının 1980 yılında davacı tarafından dikildiği açıklanarak Hazine adını tespit ve tescil edilmiştir. Davacı vekili, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tescilini istemiştir. İlk Derece Mahkemesinin 16.05.2018 tarihli ve 2015/628 Esas, 2018/313 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 03.01.2019 tarihli ve 2018/766 Esas, 2019/2 Karar sayılı kararıyla; "Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, orman bilirkişi raporu ekindeki haritalarda dava konusu taşınmazın koordinatları olmaksızın gelişigüzel işaretlendiği, gerek komşu parsellerin gerekse orman tahdit noktalarının haritalarda gösterilmedği, fen bilirkişisinin keşfe katılmaksızın dosya üzerinden raporunu düzenlediği, dava konusu taşınmazın eski tarihli haritalarda orman yahut tarım-zeytinlik alanda kaldığı konusunda orman bilirkişi raporunun kendi içinde çelişkili olduğu gibi fen bilirkişi raporuyla da çeliştiği, yine fen bilirkişisinin 1958 tarihli memleket haritasında taşınmazın zeytinlik olduğu yönündeki tespitinin ziraat bilirkişisinin zeytin ağaçlarının yaşının 30-35, en eskisinin ise 40-45 yaşında olduğu konusundaki tespiti ve tanık anlatımlarıyla da çelişkili olduğu, ayrıca taşınmazın eğimi konusunda orman ve ziraat bilirkişilerinin farklı oranlarda tespitlerde bulundukları, eğimin klizimetre ile ölçülüp ölçülmediği konusunda herhangi bir bilgiye raporlarında yer vermedikleri, diğer yandan mahkemece Kadastro Müdürlüğünden 1963 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazın hangi niteliğiyle tespit harici bırakıldığının sorulmadığı, 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 1744 sayılı Kanun'a göre 1978 yılında yapılarak kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulamasına ilişkin tutanak, ilan, harita ve belgelerin dosyaya celp edilmediği" gerekçesiyle, istinaf talebinin kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-a.6 ncı maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı sonrası İlk Derece Mahkemesin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "hükme esas alınan bilirkişi raporları ve tanık beyanları uyarınca dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı, davalı lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu" gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "yapılan keşif sırasında dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıkların zilyetliği doğruladığı, kaldırma öncesinde alınan ziraat bilirkişi raporunda taşınmazlar üzerinde sıralı dikilmiş 30-35 yaşlarında zeytin ağaçları bulunduğunun bildirildiği, gerek kaldırma kararı öncesi gerekse kaldırma kararı sonrası alınan bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın yörede yapılan ve kesinleşen orman tahdit sınırları dışında orman sayılmayan yer olarak bırakıldığının ve imar/ tespit tarihinden geriye doğru 20 yıl öncesine ait hava fotoğraflarında tarım alanı/zeytinlik olduğunun bildirildiği, emsal Yargıtay kararları uyarınca taşınmazın, evveliyatı itibariyle, 6831 sayılı Kanun'un 1/J maddesi kapsamında eğimi % 12' yi aşan (toprak muhafaza karakteri taşıyan) çalılık niteliğinde olduğunda ihtilaf bulunmamakla birlikte, bu tür yerlerde taşınmazın orman kadastrosunda orman sınırları dışarısında bırakılma tarihinden sonra sürdürülen zilyetliğe kıymet verilmesinin gerektiği, taşınmazın orman sınırları dışarısında bırakıldığı tarihten 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesine göre yapılan kadastro tespit tarihine kadar kazanmaya yeterli zilyetlik süresinin geçtiği, her ne kadar taşınmaz üzerinde ki muhdesatlar kamulaştırılmış ise de zemin yönüyle bir kamulaştırma bulunmadığı gibi taşınmazın halen DSİ adına tahsis de edilmediği ve böylelikle davacı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği" gerekçesi ile davalı Hazine vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, bu kez davalı Hazine vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 3116 sayılı Kanun'a göre 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1744 sayılı Kanun'a göre 1978 yılında yapılarak kesinleşen aplikasyon ve 2 nci madde uygulaması ile 1987 yılında 3302 sayılı Kanun'a göre yapılan 2/B uygulaması vardır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/280 E., 2025/2842 K. (10.04.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/280
- Karar No
- 2025/2842
- Karar Tarihi
- 10.04.2025
- Konu
- Tapu
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5296 E., 2025/2836 K. 10.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2251 E., 2025/2838 K. 10.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5122 E., 2025/2840 K. 10.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/4608 E., 2025/2844 K. 10.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/6019 E., 2025/2846 K. 10.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5789 E., 2025/2793 K. 09.04.2025