8. Hukuk Dairesi 2024/2787 E. , 2025/4507 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/830 E., 2024/1103 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/316 E., 2018/255 K. ... olarak İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen mülhak vakfın mazbut vakıflar arasına alınması davası sonucunda verilen hükme karşı vakıf evladı olduklarını ileri süren ilgililer vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, ilgililer vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili ... olarak açtığı dava ile 2005 yılından bu yana ... (VGM) tarafından emaneten yönetilen Mülhak ... ... Vakfının davacı idare Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilmek üzere mazbut vakıflar arasına alınmasını istemiştir. İlk Derece Mahkemesince; davacı kurum tarafından İstanbul'da kurulu bulunan Mülhak ... Vakfının mülhak vakıf iken 09.03.2005 tarihinden itibaren Vakıflar Genel Müdürlüğünce temsilen idare edildiği, Vakıflar Kanunu'nun 7. maddesine göre emaneten yönetim süresinin en fazla 10 yıl olacağı, 10 yıllık temsilen idare edilme süresi dolduğundan ... tarafından yönetilmek ve temsil edilmek üzere mazbut vakıflar arasına alınması gerektiği, vakfın Eskişehir ili ... ilçesi ... Mahalesinde bulunan 12959 ada, 1 parsel sayılı 730,36 metrekare yüzölçümlü ... niteliğindeki taşınmazının bulunduğu, davaya konu vakfın mazbut vakıflar arasına alınmasına ilişkin yasal şartların oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulü ile; "İstanbul'da kurulu bulunan Mülhak ... Vakfı'nın mazbut vakıflar arasına alınmasına, Vakıf mevcudunun Eskişehir İli, ... İlçesi, ... Mah. bulunan 12959 ada, 1 parsel sayılı 730,36 metrekare yüzölçümlü ... niteliğindeki taşınmaz olduğunun tespitine" karar verilmiştir. İlgililer (dava konusu vakfın evladı olan bir kısmı da bu konuda dava açmış kişiler) vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. İlgililer vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek müvekkillerinden ...'un, Kadıköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/263 Esas ve 1972/742 Karar sayılı 09.12.1972 tarihli kararı uyarınca ... Vakfının ön batında yer alan vakıf evlatlarından olduğunu, diğer müvekkili ...'un ise diğer müvekkili ...'un yeğeni olup dolayısıyla onunda Vakfedenle arasında soybağı ilişkisi bulunduğunu, her iki müvekkilinin de ... Vakfının tevliyetine ehil vakıf evladı olduklarının tespiti için tarafından İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/57 Esas sayılı dosyası ile açılan dava dosyası devam etmekte iken davacı ... tarafından müvekkillerinin gıyabında Vakfın mazbutaya alınma süreci için İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/316 Esas sayılı dosyası ile açılan dava dosyası neticelendirilerek vakfın mazbut vakıflar arasında alındığını, kendileri tarafından açılan dava dosyasının 28.09.2023 tarihli celsesinde vakfın mazbut vakıflar arasına alınmış olduğu gerekçesi ile tevliyete ehil olma taleplerinin reddine karar verildiğini, Davacı VGM'nin aynı vekili ile yürütmüş olduğu dava süreçlerinde; bir taraftan Vakfa yönetici atanmadığı gerekçesi ile mülhak nitelikteki vakfın mazbut vakfa dönüşmesi talebinde bulunduğu diğer taraftan ise tevliyet taleplerine ilişkin İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava dosyasının varlığından Sayın Mahkeme haberdar edilmeyerek çekişmesiz nitelikte görülen dosyanın neticelenmesinin sağlandığını, devam eden tevliyet talepli dosyanın, mazbutaya alınma davasının sonucunu etkileyeceğinden davalarının neticelene kadar vakfın mazbut vakıflar arasına alınmaması gerektiğini, davacının bu konuda mahkemeye bilgi vermeden çekişmesiz yargıya konu davayı sonuçlandırmasının Vakıflar Genel Müdürlüğünün 04.02.2020 tarih ve 17675 sayılı Genelgesine aykırılık teşkil ettiği gibi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereği dürüstlük kuralına da aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. Dava, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 7.maddesi kapsamında on yıl süreyle yönetici atanamayan veya yönetim organı oluşturulamayan mülhak vakfın, Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilip temsil edilebilmesi için mazbut vakıflar arasına alınması istemine ilişkindir. 5737 sayılı Kanun'un 3. maddesinde mülhak vakıf, Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin (Mülga 743 sayılı Kanun) yürürlük tarihinden önce kurulan, yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilen ve bu kişiler tarafından; mazbut vakıf ise, bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce kurulan ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanun'un 6 ve 7. maddelerinde ise mazbut vakıfların ... tarafından yönetilip temsil edileceği, 7. maddenin birinci fıkrasında on yıl süreyle yönetici atanamayan veya yönetim organı oluşturulamayan mülhak vakıfların, mahkeme kararıyla Genel Müdürlükçe yönetilip temsil edileceği, maddenin ikinci fıkrasında ise bu Kanun'un (5737 sayılı Vakıflar Kanunu) yürürlüğe girmesinden önce mazbut vakıflar arasına alınan vakıflarla, bu Kanuna göre mazbut vakıflar arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamayacağı hükme bağlanmıştır. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için mazbut vakıflar üzerinde durulması gerekmektedir. Mazbut vakıflar, Osmanlı Devleti döneminde de var olup, bu dönemde hanedan üyelerine ait olan ve Evkaf-ı Hümayun tarafından yönetilen vakıflar ile idare edecek kimsesi bulunmaması sebebiyle el konulan vakıflardır. Ancak günümüzde mazbut vakıflar, kısaca ... tüzel kişiliği tarafından yönetilen eski vakıfları ifade etmektedir. Zira bu durum 5737 sayılı Kanun'un 6. maddesinin birinci fıkrasında; “Mazbut vakıflar, Genel Müdürlük tarafından yönetilir ve temsil edilir” denilmek suretiyle ifade edilmiştir. Mazbut vakıfların kendi içinde bir yöneticisi veya yönetim kurulu bulunmamakta, bulunması da mümkün olmamaktadır. Öyle ki, 5737 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrasında "Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce mazbut vakıflar arasına alınan vakıflarla, bu Kanuna göre mazbut vakıflar arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamaz." denilmiştir. Bu sebeple, mazbut vakıflarda hem yönetim hem olası bir uyuşmazlık hâlinde açılan davada temsil, ... tarafından yerine getirilmektedir. Mülhak vakıfların, mazbutaya alınması 27.02.2008 tarihli ve 26800 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5737 sayılı Vakıflar Kanunu (5737 sayılı Kanun) ile 5737 sayılı Kanunun 80.maddesi ile yürürlükten kaldırılan (Mülga) 05/06/1935 tarihli ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu'nda (Mülga 2762 sayılı Kanun) birbirinden farklı düzenlemeler bulunmaktadır. Mülga 2762 sayılı Kanunun 1. maddesinde sayılan mazbut vakıflar yanında; 21. maddenin ikinci fıkrası gereği; “Mütevelli olması lâzımgelenlerden kimse sağ kalmamışsa o vakıf mazbut vakıflar arasına alınır.” yine 36 ncı madde gereği; “Müddeti içinde kısmen veya tamamen kütüğe kaydettirilmiyen vakıflar mazbut vakıflar arasına alınır.” Ayrıca 39 uncu madde gereği; “Bu kanunun birinci maddesinde Umum Müdürlük tarafından idare edileceği gösterilen ve bu kanunun neşri tarihine kadar mazbutiyet altına alınmış olan vakıfların mazbutiyetleri kaldırılmaz. On seneden beri mütevelliliği kimseye tevcih edilmemiş olan vakıflarda artık tevcih yapılmaz.” düzenlemeleri gereği Kanunda sayılan koşulların oluşması halinde mülhak vakıflar (Cemaat ve Esnaf Vakıfları da mülhak vakıf statüsünde kabul edilmiş) Vakıflar İdare Meclisi kararı ile mazbut vakıflar arasına alınmakta ve Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği "Umum Müdürlüğün idare ve temsil ettiği vakıflar da bir kül halinde hükmî şahsiyet sayılır.” düzenleme ile mazbut vakıfların tamamını bir bütün olarak tüzel kişi kabul edilmiştir. 5737 sayılı Kanun ile öncelikle Cemaat (Azınlık) Vakıfları ile Esnaf Vakıfları mülhak vakıflar arasında sayılmamış olup mülhak vakıf; 5737 sayılı Kanun'un 3. maddesindeki tanımdan da anlaşılacağı üzere (Mülga 743 sayılı Kanun) yürürlük tarihinden önce kurulan, yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilen ve bu kişiler tarafından yönetilen vakıf olduğu; 7. madde gereği mazbut vakıflar arasına alınacak vakıfların ise iş bu tanımdaki mülhak vakıflar olduğu anlaşılmaktadır. 5737 sayılı Kanun'daki en büyük değişiklik Mülga 2762 sayılı Kanun'dan farklı olarak mülhak vakfın idari bir karar ile mazbut vakıflar arasına alınması yönteminden vazgeçilerek bu kararın Mahkemece verilmesi olmuştur. 5737 sayılı Kanun'un 7. maddesi gereği; "On yıl süreyle yönetici atanamayan veya yönetim organı oluşturulamayan mülhak vakıflar, mahkeme kararıyla Genel Müdürlükçe yönetilir ve temsil edilir./ Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce mazbut vakıflar arasına alınan vakıflarla, bu Kanuna göre mazbut vakıflar arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamaz." düzenlemesi ile ifade edilmiştir. Somut uyuşmazlık; mülhak vakfın, 7. madde kapsamında mazbutaya alınmasına ilişkin olması nedeni ile konunun mevzuat ve uygulama açısından değerlendirilmesi gerekmektedir. 5737 sayılı Kanundaki düzenleme ile doğrudan on yıl süre ile yöneticisi olmayan ve emanaten ... tarafından yönetilen mülhak vakıfların mazbut vakıflar arasına alınmasının hedeflenmediği, "on yıl süreyle yönetici atanamayan veya yönetim oluşturulamayan" ifadesi ile on yıllık süre mazbutaya alma için ön şart olup bu süre, vakfın tek başına mazbut vakıflar arasına alınması için yeterli olmamaktadır. Düzenleme ile imkansızlık hali yani irade dışı durum sebebi ile yönetici atanamayan veya yönetim oluşturulamayan ifade edilmiş olup bilerek ve isteyerek bir eylemin yapılmaması düzenlenmemiştir. Kuşkusuz kanun koyucu tarafından bu ifadeler gelişi güzel yazılmış bir ibareden öte bilinçli bir tercih olarak ifade edilmiş olup, bunun tüm uğraşlara rağmen sonuç alınamaması olarak anlamak gerekir. Nitekim davacı idare ... 04.02.2020 tarih ve 17675 sayılı Genelgesinde de; "8. Temsilen yönetilen mülhak vakıfların mazbutaya alınma işlemleri; Bölge Müdürlüğünce temsilen yönetilen mülhak vakıflar mazbutaya alınmadan önce; a) Evlatlarının tevliyete ilişkin devam eden davalarının olup olmadığı, b) Kesinleşmiş mahkeme kararı ile vakıf evladı veya galleye müstahak vakıf evladı olup olmadığı, c) Reşit olmayan, hastalığı sebebiyle veya bir yıl ya da daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olma durumu gibi kısıtlılık hallerinde bulunan vakıf evladı olup olmadığı, d) Daha önce vakıf yöneticiliği yapmış ancak 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 9. ve 10. Maddeleri gereğince görevinden alınan ve 5 yıllık kanuni bekleme süresi dolan evladının bulunup bulunmadığı hallerinin tespit edilmesi durumunda; (a) maddesi ile ilgili olarak; açılan bir davanın tespiti halinde dava sonucu beklenecek, (b) maddesi ile ilgili olarak, galleye müstahak veya vakıf evladı olan kişilerin tespiti durumunda, kişilerin tevliyete ehil evlat davası açması yönünde; batın tertibi olan vakıflarda ise yaşı çok ileri olan evlatları bir sonraki batındaki evlat lehine haklarından feragat edebilecekleri hususunda bilgilendirilecek, (c) maddesine ilişkin olarak, kısıtlı bir evladın bulunması halinde, kısıtlılığın kalkabileceği durumlarda tevliyete esas vakıf evlatlık davasının açılması yönünde bilgilendirilecek, (d) maddesi ile ilgili olarak ise kanuni süre beklenerek, vakfa yönetici olabileceği yönünde bilgilendirilecektir. 9. Temsilen yönetim süresi (10 yıl) dolan mülhak vakıflarda 8. maddede belirtilen şartlar incelenecek, herhangi bir sonuca ulaşılamadığı takdirde Genel Müdürlükten talimat beklenmeksizin Bölge Müdürlüğünce mazbutaya alma davası açılacak,..." mülhak vakıfların mazbut vakıflar arasına alınması öncesinde yapılması gereken işlemleri ayrıntılı bir şekilde ifade edilmiştir. Konuya dair Anayasa Mahkemesinin 2014/5871 Başvuru numaralı 06.07.2017 tarihli ... başvurusunda yaptığı değerlendirmede; "Başvuru konusu olayda başvurucunun "..."nda miras yoluyla vakıf evladı olduğu, açmış olduğu davada Derece Mahkemelerince kabul edilmiştir. Vakıf evladının vakfiyede öngörülmek kaydıyla belirli ekonomik menfaatlerden yararlanabilmesi mümkün olabilmektedir. Bunun yanında ayrıca tevliyet hakkının verilmesi, vakıf evladına vakfın yönetimi yetkisi vermektedir. Vakfın idare edilmesi ise vakfın malları ve gelirleri üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi tanıması bakımından önem taşımaktadır. Her ne kadar mülhak ve mazbut vakıfların ancak vakfiyelerindeki şartlara göre idare edilebilmesi mümkün ise de tevliyet hakkı alınmak suretiyle vakfın idaresinin kamu gücü kullanılarak zapt edilmesinin tevliyet hakkına sahip olan vakıf evlatları yönünden mülkiyet hakkı kapsamında tanınan tasarruf yetkisini kısıtladığı kuşkusuzdur. Ayrıca tevliyet hakkının alınmasıyla kişiler, vakfiyeye göre ödenmesi muhtemel tevliyet ücretinden de yoksun kalmaktadırlar. Somut olayda uyuşmazlık konusu "..."nın tevliyet hakkının evlatlarına şart kılındığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu mülhak Vakfın mütevellisinin uzun bir süredir belirlenememesi nedeniyle Genel Müdürlük tarafından mazbut vakıflar arasına alınması, tevliyet hakkına sahip olabilecek vakıf evladı olan başvurucu yönünden mülkiyet hakkına müdahale teşkil etmektedir." demiştir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; temyiz kanun yoluna başvuranlardan ...'un, Kadıköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.12.1972 tarihli ve 1972/263 Esas, 1972/742 Karar sayılı kararı uyarınca ... Vakfının ön batında yer alan vakıf evlatlarından olduğu, incelemeye konu davanın açılmasından (27.07.2016) önce temyiz yoluna müracaat eden ...'un 20.05.2015 tarihli dilekçesi ile vakfa mütevelli olmak isteğini ...'ne iletmiş, VGM İstanbul Vakıflar 1. Bölge Müdürlüğünce 12.06.2015 tarih ve 16100 sayılı cevap yazısı ile vakfın evladı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı gönderilmesi halinde talebin değerlendirilebileceğinin dilekçe sahibine bildirildiği, bunun üzerine kanun yoluna başvuranlar ile arkadaşları tarafından İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/57 Esas sayılı dosyası (BAM kaldırma kararından sonra 2023/491 Esas numarasını almıştır.) üzerinden tevliyete ehil ve galle fazlasına müstahak olduklarının tespiti için dava açıldığı, 28/09/2023 tarihli karar ile incelemeye konu karar (vakfın mazbutaya alınması) gerekçe gösterilerek tevliyete ehil vakıf evladı talebi reddedilmiş, batın şartı nedeni ile birleşen dosya davacısı ...'un galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğu, asıl dosya davacılarının ise vakıf evladı olduklarının tespitine karar verilmiştir. Davacı İdare dava açmadan önce 04.02.2020 tarihli ve 17675 sayılı Genelge doğrultusunda herhangi bir işlem ve araştırma yapmadığı gibi Mahkemece'de bu yönde herhangi değerlendirme yapılmamış, vakfın on yıldan fazla süre emaneten yönetilmesi yeterli görülerek davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Yapılan açıklamalara göre; yönetimi evlada şart kılınmış vakıfların evlatlar tarafından yönetilmesi asıl (kural) olup, Kanunda sayılan durumların varlığı halinde vakfın, ... tarafından yönetilmesi ise istisnadır. Çünkü Vakıflar Genel Müdürlüğünün asıl görevi, vakıflar üzerinde gerekli denetimi yapmaktır. Bir vakfın aynı kişi veya kurum tarafından hem yönetilmesi hem de denetlenmesi sağlıklı sonuçlar doğurmayacaktır. Bunun için; öncelikle Vakıflar Kanunu 7. maddesinde; on yıl süre ile yönetici atanmaması veya yönetim organı oluşturulmaması değil; gerekli tüm araştırma ve işlemlere rağmen, (vakfın evladının kalmaması, var olan evlatların vakfiyede öngörülen şartları taşımaması, tevliyet şartını taşıyan evlat var ise haberdar ve teşvik edilmesine rağmen tevliyet görevini üstlenmemesi vb.) olumlu netice alınamaz ise, yani yönetici atanamaması veya yönetim organının oluşturulamaması sonucu yönetimsiz kalan vakfın, daha fazla emaneten yönetilmemesi yönü ile mazbut vakıflar arasına alınması gerekir. Mazbutaya alma kararı, vakıf evlatlarının yönetimden mahrum kalma, varsa tevliyet ücretini alamama gibi haklardan mahrum bırakacağı için verilecek karardan evlatların hakları etkileneceğinden (AYM’nin 2014/5871 Başvuru numaralı 06.07.2017 tarihli ... başvurusu) ... açılan davada vakfın evlat listesinde bulunan evlatlar davadan haberdar edilerek, davaya katılmak isteyen olur ise beyan ve delilleri toplanıp, Vakıflar Genel Müdürlüğünün 04.02.2020 tarihli ve 17675 sayılı Genelgesi de birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 6f60dbe653b75bbf 02bb2cdeca9474ae
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2787 E., 2025/4507 K. (04.06.2025) – Miras
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2787
- Karar No
- 2025/4507
- Karar Tarihi
- 04.06.2025
- Konu
- Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2789 E., 2025/4511 K. 04.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2785 E., 2025/4514 K. 04.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2412 E., 2025/4515 K. 04.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1928 E., 2025/4510 K. 04.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1077 E., 2025/4512 K. 04.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1894 E., 2025/4513 K. 04.06.2025
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı