8. Hukuk Dairesi 2024/2455 E. , 2025/4782 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2008/1 E., 2017/189 K. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 1991/438 ESAS SAYILI KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasında görülen orman ve arazi kadastrosuna itiraz (İlk Derece Mahkemesinden aktarılan) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... İdaresi vekili Avukat ..., 20 Aralık 1971 tarihinde Mersin Asliye Hukuk Mahkemesine ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ... ve ... isimli gerçek kişileri hasım göstererek açmış olduğu dava ile, Mersin ili ... köyünün ... mevkinde bazı şahısların Devlet ormanından tarla açtıklarını, açma fiili işleyen şahıslardan bir kısmının, taşınmazlarını tapudan aldıklarını beyan ettiklerini, idari tahkikat sonucu açılan yerler ve tapuların tetkik edildiğini, böylece ... (...) köyünde kain 8 Nisan 1967 tarihli ve 7 sıra no.lu tapu kaydının 1.469.875,200 metrekare iken Mayıs 1967 tarihli ve 22 sıra no.lu tapu ile 30.000 metrekaresinin ...'e satıldığı, Mayıs 1967 tarihli ve 23 sıra no.lu tapu ile 30.000 metrekaresinin Ağustos 1970 tarihli ve 20 sıra no.lu tapuya giderek ...'e satıldığı, Mayıs 1967 tarihli ve 24 sıra no.lu tapu ile 20.000 metrekaresinin Ağustos 1970 tarihli ve 21 sıra no.lu tapuya giderek ...'a satıldığı, Mayıs 1967 tarihli ve 25 sıra no.lu tapu ile 30.000 metrekaresinin Ağustos 1970 tarihli ve 22 sıra no.lu tapuya giderek ...'a satıldığı, bakiye kalan 1.359.875,200 metrekarenin ise (26 numaralı tapu) 3/9 payının yani 452.290/1.359.875,200 payının davalılardan Mehmet Nedim Ünlüer, ... ve ...'ya Haziran 1968 tarihli ve 19 sıra no.lu tapu ile eşit olarak satıldığını, kalan 906.585/1.359.875,200 metrekarelik payın ise malik davalı ... tarafından 100.000 metrekaresinin Mehmet Beşir'e, 10.000 metrekaresinin ...'e, 10.000 metrekaresinin ...'e, 25.000 metrekaresinin ...'e satıldığını ve geriye kalan 761.585/1.359.875,200 metrekarelik bölümün ise malik ...'in uhdesinde kaldığını, bu tapu kayıtlarının evveliyatlarının ise Temmuz 1328 tarihli ve 27 ile 28 sıra no ile 1600 dönümlük ... zeytinlik kaydına istinaden oluştuğunu, ancak bu kök tapuların ikisinin de iptal edilmesi gerektiğini, çünkü bu kök tapuların tapu kütüğünde değişik kalemlerle düzeltildiği ve mevki itibarıyla aynı adı ve geldi gittilerini taşımadığını, bu tapuların hukuken geçerli bir tesis sebebine dayanmadığını, bu tapuların hudutlarının şarken cebel, garben ..., şimalen güp gediği ve cenuben para yazısı ve yol olmakla birlikte bu yerin tamamen eski Devlet ormanı kapsamında kaldığını, çekişmeli bölümlerin evvelde orman iken tarla olmaya müsait kısımlarının zirai faaliyetlere konu edilerek ormandan açıldığını ve parça parça satıldığını, davalılardan ... bu taşınmazda kömür yakmak ve zeytin yetiştirmek için idareye müracaat ettiğini ancak bu sahanın orman olması sebebiyle izin verilmediğini, ormana tecavüz eden kişilere açılan ceza davalarının mahkumiyetle sonuçlandığını, velev ki bu tapuların oluşumu ve tedavülleri hukuken geçerli kabul edilse dahi tapunun 4785 sayılı Kanun uyarınca Devletleştiğini belirterek, Temmuz 1328 tarihli ve 27 ile 28 sıra no.lu tapuların tüm geldi ve gittileri ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili Avukat ... ... 25.01.1972 tarihli cevap dilekçesinde, iptali istenen tapuların yeni bir tapu olmayıp kökünün çok eskilere dayandığını, çekişmeli sahanın zeytinlik vasfında olduğunu ve bu surette idarece tevzi çalışmalarına dahi teşebbüs edildiğini, tapunun halen ayakta olup içinde birçok zirai faaliyette bulunulduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mersin Asliye Hukuk Mahkemesi 27.10.1981 tarihli ve 1971/1036 Esas, 1981/627 Karar sayılı kararı ile ... köyü Karşılıklı ... mevkinde bulunan ve Temmuz 1328 tarihli ve 27 numaralı tapu kaydı hudutları içerisinde kalan ve tapu fen memuru ... tarafından düzenlenen, 13.02.1978 tarihli krokide kadastrosu yapılmamış ve (B), (C), (D), (E), (F), (H) harfleriyle gösterilen altı parça zeytinlik ile kadastrosu yapılmış ve şahıslar adına tapuda tescilli bulunan krokide 405, 406, 407, 408, 416, 425 ve 426 sayılı parsel olarak gösterilen yedi parça yer olmak üzere toplam 241.550 m² yüzölçümündeki kısmın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1. maddesine göre orman sayılmayan yerlerden olduğunun tespitine, krokide bu kısımlar dışında kalan ve orman olarak gösterilen 1.758.250 m² yüzölçümündeki çam ormanı niteliğindeki bölüm ile ormandan açılan ve krokide (J) harfi ile gösterilen 61.250 m², orman deposu olarak kullanılan kısım ile krokide (A) harfi ile gösterilen 5.625 m², (G) harfi ile gösterilen 22.375 m² olmak üzere toplam 1.847.500 m² yüzölçümündeki bölümün 6831 sayılı Kanun'un 1 inci maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğunun tespitine ve bu kısımların tapu dışı bırakılmasına karar verilmiştir. Mersin Asliye Hukuk Mahkemesince verilen bu hükmün Orman İdaresi vekili ile ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 26.10.1982 tarihli ve 1982/5082 Esas, 1982/5917 Karar sayılı ilamıyla; "davacı vekilinin dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosunun yapıldığını ve davalıların dayanağını teşkil eden tapunun tesis kayıtlarının hukuken geçersiz olduklarını iddia ettiği, bu yönde bir araştırma ve incelemenin yapılmadığı, kayıtların tamamen getirtilmediği ve bölgede tapulama tespitinin yapılmasına rağmen tapulama tutanaklarının istenmediği, bu durumda uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için ilk önce ...’e ilişkin veraset belgesinde yazılı mirasçılarına husumet yöneltilmesi, hukukunu ilgilendirmesi bakımından iptali istenen tapu paydaşlarından, ...’nun davaya katılmasının sağlanması, orman tahdit sınırları içerisinde kalan tapulu ve tapusuz taşınmazların Hazinenin mülkü olacağı göz önünde bulundurularak dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosunun yapılıp yapılmadığının sorulması, olumlu cevap alındığında orman tahdit haritasının getirtilerek zemine uygulanması ve taşınmazın tahdit haritası kapsamında kalıp kalmadığının saptanması, orman kadastrosu yapılmamış ise, o zaman kontrol olanağı da sağlanmak üzere 07.09.1964 gün 15 numaralı tapuya kadar olan tesis ve tedavül kayıtları tüm nitelikleri yazılmak kaydıyla istenerek, gerektiğinde tapu kütüğü üzerinde inceleme yapılması, tapulama parsellerine ait tutanakların evrakı müsbitesi ile birlikte celbedilmesi, mevcut ve getirtilecek kayıtlar, çevreyi iyi bilen yaşlı ve tarafsız kimseler arasından seçilecek mahalli bilirkişiler aracılığıyla zemine uygulanması, onların bilemedikleri konularda taraflara arazi başında tanık dinletme olanağının sağlanması, iki orman yüksek mühendisi ve bir harita mühendisi veya tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılması, kendilerinden dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı hususunda gerekli rapor alınması, Tarım ve Orman Bakanlığının mütalaası ile çeliştiği takdirde bu çelişkinin giderilmesi, harita mühendisi veya tapu fen memuruna keşfi izlemeye ve infaza elverişli ölçekli kroki düzenlettirilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde hüküm kurulması" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozma ilamına uyularak ve gerçek kişilerin davaya dahil edilmesi suretiyle yapılan yargılama sonucunda, 2 Temmuz 1991 tarihinde 1983/131 Esas ve 1991/358 Karar sayılı kararla, ... Köyü Karşılıklı ... mevkinde bulunan ve tapunun Temmuz 1328 D. tarih 27-28 numaralı tapular ile bu tapuların gittileri olarak gösterilen Eylül 1964 tarih 15 ve bunun gittisi Nisan 1967 tarih 7 ve Mayıs 1967 tarih 22, 23, 24, 25, 26 numaralı ifraz tapuların ve bunlardan Mayıs 1967 tarih 23 numaranın gittisi olan Ağustos 1970 tarih 20 numaralı tapunun, keza Mayıs 1967 tarih 24 numaralı tapunun gittisi olan Ağustos 1970 tarih 21 numaralı tapunun ve Mayıs 1967 tarih 25 numaralı tapunun gittisi olan Ağustos 1970 tarih 22 numaralı tapunun ve Mayıs 1967 tarih 26 numaralı tapunun gittisi olan Haziran 1968 tarih 19 numara ve Eylül 1969 tarih 15 numaralı tapunun ve bunlardan Haziran 1968 tarih 9 numaralı tapunun gittisi olan Ağustos 1970 tarih 19 numaralı tapunun ve bunun gittisi olan Eylül 1970 tarih 1 numaralı tapunun, Eylül 1969 tarih ve 15 numaralı tapunun da gittisi olan Haziran 1970 tarih 17 numara münakale ile Ağustos 1970 tarih 19 numaralı tapuların geldi ve gittisi ile bu tapu hudutları içerisinde kalan ve tapu fen memuru ... tarafından verilen 13.02.1978 tarihli kroki ile bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından düzenlenen tarihsiz krokide kadastrosu yapılmamış ve (B)-(C)-(D)-(E) ve (F) harfleri ile gösterilen toplam (101.000) m² yüzölçümündeki zeytinlik ile kadastrosu yapılmış ve tapuda şahıslar adına tapuya tescil edilen 405, 406, 407, 408, 416, 425 ve 426 sayılı parseller olarak gösterilen toplam (130.425) m² yüzölçümündeki tarla olmak üzere toplam (231.425) m² yüzölçümündeki sahanın orman sayılmayan yerlerden olduğunun tespitine krokide (A)-(G)-(H) ve (J) harfleri ile gösterilen toplam (99.375) m² yüzölçümündeki saha ile 13.02.1978 tarihli krokide belirtilen 1.758.250 m² yüzölçümündeki orman sahası olmak üzere toplam (1.857.625) m² yüzölçümündeki sahanın orman sayılan yerlerden olduğunun tespitine bu kısımlar hakkındaki tapunun iptaline ve orman olarak Hazine adına tesciline karar verilmiştir. Verilen bu hükmün Orman İdaresi ile davalılar ..., ... vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... mirasçıları vekili, ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 19.06.1997 tarihli ve 1997/5359 Esas, 1997/6555 Karar sayılı ilamıyla; "yargılama aşamasında yörede arazi kadastrosu ile orman kadastrosunun yapılarak, kadastro tespitlerinin kesinleştirildiği dosyadaki belgelerden anlaşıldığı, 3402 Sayılı Yasanın 27. maddesi gereğince kadastro tutanaklarının kesinleşmesi söz konusu olamayacağından kesinleştirme işleminin yok hükmünde olduğu, davanın hem arazi kadastrosu hem de orman kadastrosuna itiraz davası olarak kadastro mahkemesinde görülmesi gerekirken görevsiz genel mahkemede esasın incelenerek hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Görevsizlik ile aktarma sonucu dosya kendisine gelen Mersin Kadastro Mahkemesi 31 Mayıs 2000 tarihinde 1997/93 Esas ve 2000/20 Karar sayılı kararla, davacı ... İdaresinin davasının reddine, 405, 406, 407, 408, 416, 425, 426 no.lu parsellerin iptali istenen tapu kayıtları kapsamı dışında kaldığı ve tespitleri kesinleşip tapuya tescil edildikleri gerekçesiyle yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Verilen bu hükmün Orman İdaresi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 20.11.2000 tarihli ve 2000/8634 Esas, 2000/9475 Karar sayılı ilamıyla; "yargılama aşamasında yörede arazi kadastrosu ile orman kadastrosunun yapılarak, kadastro tespitlerinin kesinleştirildiği dosyadaki belgelerden anlaşıldığı, 3402 Sayılı Yasanın 27. maddesi gereğince kadastro tutanaklarının kesinleşmesi söz konusu olamayacağından kesinleştirme işleminin yok hükmünde olduğu, davanın hem arazi kadastrosu hem de orman kadastrosuna itiraz davası olarak kadastro mahkemesinde görülmesi gerekirken görevsiz genel mahkemede esasın incelenerek hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda 29 Temmuz 2004 tarihli ve 2001/16 Esas, 2004/9 Karar sayılı kararla, tapu kayıtlarının kapsamında kalan yerler için 1328 tarihli ve 27 ile 28 sıra no.lu tapuların iptali ile bunun içinde yer alan yerlerin aynı orman tahdidi gibi orman olarak muhafazasına, 2/B bölümleri için 2/B işlemlerinin iptali ile bu bölümleri orman yapılmasına; tapunun ve tahdidin dışında kaldığı belirtilen 405, 406, 407, 408, 416, 425 ve 426 parsellerin ise zaten tutanağa da bağlandığı gözetilerek bunlar hakkında açılan davanın reddi ile şahıslar adına sicil oluşturulmasına karar verilmiştir. Verilen bu hükmün davacı ... Yönetimi vekili ile davalılar ... ve ... ile ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 08.05.2007 tarihli ve 2007/3186 Esas, 2007/5985 Karar sayılı ilamıyla; " 27.10.2003 tarihli raporun ekinde bulunan 1/5000 ölçekli harita da kahverengi renkle taralı olarak gösterilen ve kesinleşmeyen orman kadastrosunda büyük bölümü ... Köyü sınırları içindeki ... Devlet Ormanı ile ... Köyü sınırları içindeki ... I Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı, ... Devlet Ormanı sınırları içinde kalan XVI ve XXIV poligon numaraları ile ... I Devlet Ormanı içinde kalan XIII (kadastro parseli 1975-1976 nolu) ve XIV (Kadastro parseli 2404 numaralı) poligon numarası verilerek 2/B madde uygulaması sonucu orman rejimi dışına çıkartılan bölümler de dahil olmak üzere 1.507.720 m2 yüzölçümündeki taşınmazın uzman orman bilirkişiler tarafından resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada orman sayılan yerlerden olduğu gibi halende eylemli biçimde orman olduğu ve öncesi orman olan yerlere ait tapu kayıtlarına 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi hükmü karşısında değer verilemeyeceği saptanarak Orman Yönetiminin davasının kabulü ile orman sınırları içerisinde bırakılan bölümlerin aynen muhafazasına ve 2/B madde sahaları ile 2/B madde gereği Hazine adına tespit edilen 1975, 1976 ve 2404 parsel sayılı taşınmazların tespitlerinin de iptal edilerek orman sınırları içerisine alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalılar ..., ... ile ... mirasçıları olan ... ve arkadaşlarının, 27.10.2003 tarihli rapor ekindeki krokide kahverengi renkle taralı 1.507.720 m2 yüzölçümündeki taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu bölümler yönünden onanmasına/düzeltilerek onanmasına; temyize konu diğer bölümler yönünden ise "14. Hukuk Dairesinin bozma kararından önce, tapu kaydının kapsamının Fen Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 13.02.1978 tarihli krokide belirlendiği, kaydın güney hududunu gösteren “Para Yazısı” ve “yolun” 425, 426, 451 (157 ada 1) numaralı kadastro parselleri ile 1982 numaralı 2/B madde parselinin güneyinden geçen Fındıkpınarı Yolu olduğu konusunda tarafların leh ve aleyhlerinde usuli kazanılmış hak meydana geldiği, 13.02.1978 tarihli ... tarafından düzenlenen krokide 405-406-407-408-416-425-426 numaralı toplam 130.425 m2 yüzölçümündeki yerin de tapu kaydı kapsamında kaldığı bildirildiğine göre, bu parsellerin de, asliye hukuk mahkemesinden görevsizlik kararı ile aktarılan davanın konusu olduğu ve Dairenin 20.11.2000 gün ve 2000/8634-9475 sayılı bozma kararında işaret edildiği gibi bu parsellerin de kadastro tespitlerinin kesinleşmediği ve malik hanelerinin açık olduğunun kabulünün zorunlu olduğu, 408 numaralı parselin tespit tutanağının edinme sütununda 408 ila 416 sayılı parsellerin bir bütün olduğu, Mart 1325 D. tarih 82 numaralı tapu kaydı ile 113 tahrir numaralı vergi kaydı kapsamında kaldığının bildirildiği, 13.02.1978 tarihli krokide 407 ve 408 sayılı parsellerin doğusunda herhangi bir taşınmaz gösterilmeyerek ve o yönün açık bırakıldığı, 408 ila 416 numaralı parsellerin öncesinin bir bütün olduğu ve bu sebeple bu parsellerin de asliye hukuk mahkemesinden görevsizlik kararı ile aktarılan davanın konusu olması gerektiği, yine 425 parsele uygulanan Mayıs 1967 tarih 25 numaralı ... adına olan ifraz tapu kaydının güney sınırının Para yazısı okuduğu ve 425 numaralı parselin güneyindeki 426 numaralı parselin belgesizden ... adına tespiti yapıldığı, 426 numaralı parsel ile 2/B madde sahası olarak tespit edilen 1981-1982-1977-1978-1979-1971-1972-1973 ve 1974 sayılı parsellerin de asliye hukuk mahkemesinden aktarılan davanın konusu olduğu ve dava sırasında yapılan orman kadastrosunun da bu parseller yönünden kesinleşmediğinin kabulünün gerektiği belirtilerek; aktarılan davanın kapsamına 405, 406, 407 ve 408 sayılı parsel ile öncesi bütün olduğu bildirilen 409-410-411-412-413-414-415-416 sayılı parsellerin ve 425 ve 426 sayılı parsellerin ve yine 451 (157 ada 1) ve 1010 sayılı parseller ile davanın devamı sırasında yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması sonucu ya da kayıt miktar fazlası olması nedeniyle Hazine adına tespit edilen 1970, 1971, 1972, 1973, 1974, 1977, 1978, 1979, 1980, 1981 ve 1982 sayılı parsellerin de sokulması ve bu parseller hakkında yapılan kadastronun kesinleştirilmesinin hukukça değer taşımayacağı ve malik hanelerinin açık sayılacağının göz önünde bulundurularak husumetin yaygınlaştırılarak taraf oluşturulması; bundan sonra, taşınmazların eski belgelerde ne olduğunun keşfen tetkik edilmesi, taşınmazlarıın resmi belgelerde orman sayılmayan yerlerden olduğunun anlaşılması halinde, hükmü temyiz eden davalıların dayandığı Temmuz 1328 tarih 27 ve 28 numaralı tapu ile 408 ila 416 sayılı parsellere revizyon gören Mart 1325 D. tarih 82 numaralı tapu kaydı ve 451 (157 ada 1) sayılı parsele uygulanan Mart 1335 D. tarih 43 nolu tapu kaydı ve 408 ila 416 sayılı parsellere revizyon gören 113 numaralı vergi kaydı 425 sayılı parsele revizyon gören 13-14 nolu vergi kaydının uygulanması, tapu kayıtlarının çakışması halinde hangi tapuya değer verileceğinin tartışılması, Temmuz 1328 tarih 27 ve 28 numaralı tapu kaydı ile Mart 1325 D. tarih 82 ve Mart 1335 tarih 43 numaralı tapu kayıtlarının taşınmazlara uymaması halinde eski tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritalarında orman olarak görülmeyen bölümlerin 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi kapsamında orman içi açıklığı olup olmadığı tartışılması, öte yandan dava tarihinde kesinleşen 2/B madde uygulaması bulunmadığı ve Orman Yönetiminin orman savı ile açtığı dava gözetilerek, dava ve tespit tarihinde orman niteliğinde olan ve 2/B madde sahaları olarak işlem gören taşınmazların 2/B madde işlemleri iptal edilerek orman sınırları içerisine alınıp, orman niteliği ile Hazine adına tescile karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle hükmün bir bölüm yönünden onanıp, kalan bölüm yönünden bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda 17 Mayıs 2017 tarihli ve 2008/1 Esas, 2017/189 Karar sayılı kararla, davacılar Hazine ve Orman İdaresinin davasının kabulüne, diğer müdahil davacı ... davacıların davasının reddine, fen bilirkişiler ... ve ... tarafından düzenlenen 27.10.2003 tarihli rapor ekindeki krokide bulunan kahverenkli renkle taralı 1.507.720 m² yüzölçümündeki ... köyü ... Devlet Ormanı sınırları içindeki XVI ve XXIY numaralı 2/B madde poligonları ile ... köyü ... I Devlet Ormanı sınırları içinde kalan XIII (Kadastro Parseli 1975 ve 1976) ve XIV ( Kadastro Parseli 2404) numaralı iptal edilerek orman sınırları içine alan poligonlarda dahil edilen kısım yönünden daha önce Mahkememizce 2001/16 Esas ve 2004/9 Karar sayılı ilamı Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2007/3186 Esas ve 2007/5985 Karar sayılı onama ilamı ile Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2007/15419 Esas ve 2008/3040 Karar sayılı karar düzeltme ret kararı ile karar verilip kesinleştiğinden ayrıca karar verilmesine yer olmadığına; çekişmeli 405, 406, 407, 408, 409, 410, 411, 412, 413, 414, 415, 416, 425, 426, 451, 1010, 1970, 1971, 1972, 1973, 1974, 1977, 1978, 1979, 1980, 1981 ve 1982 parsellerin orman vasfıyla Hazine adına tesciline, fen bilirkişi ...'in 06.04.2016 havale tarihli fen bilirkişi raporu ve ekindeki krokiler ile fen bilirkişi ...'in 06.05.2015 havale tarihli fen bilirkişi raporu ve ekindeki krokilerin iş bu kararın eki niteliğinde sayılmasına karar verilmiş; hüküm, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... mirasçıları, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... mirasçıları, ... mirasçıları, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... mirasçıları, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Yapı Kooperatifi, ... ve ... tarafından 405, 406, 407, 408, 409, 410, 411, 412, 413, 414, 415, 416, 425, 426, 451 parsellere yönelik temyiz edilmiştir. Dava; orman ve arazi kadastrosuna itiraz (genel Mahkemeden aktarılan) istemine ilişkindir. Mahkemece, temyize konu 405, 406, 407, 408, 409, 410, 411, 412, 413, 414, 415, 416, 425, 426 ve 451 parsellerin, Orman İdaresi tarafından iptali istenen 1328 tarihli 27 ve 28 numaralı tapu kayıtlarının kapsamında kalmadığı ve hem orman sayılan hem orman içi açıklık vasfı taşıyan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, önceki bozmada işaret edildiği üzere çekişmeli taşınmazların, iptali istenen tapu kayıtlarının kapsamında kaldığının kabulü zorunludur. Öte yandan 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi gereğince, aynı Kanun'un 2 nci maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanların devletleştirildiği ve bu doğrultuda bu tarih öncesi oluşan tapu kayıtlarının anılan kanun karşısında hukuki değerini kaybedeceği de kuşkusuzdur. Ne var ki Mahkemece iptali istenen tapu kayıtlarının 1945 yılındaki hukuki durumları netleştirilmemiş, iptali istenen tapu kayıtlarının temyize konu bu parseller bakımından hukuki geçerliğinin bulunup bulunmadığı, diğer bir deyişle tapu kayıtlarının bu parseller yönünden ayakta olup olmadığı, Devletleşip Devletleşmediği tartışılmamıştır. O halde Mahkemece, en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ile yörede yapılıp eldeki dava sebebiyle kesinleşmeyen orman kadastrosuna ait tüm evraklar ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman yüksek mühendisi ve üç jeodezi ve fotogrametri uzmanı aracılığıyla yeniden keşif yapılmalı, yapılacak inceleme ve keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; taşınmazların 4785 sayılı Kanun karşısındaki durumu saptanmalı; hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazlar çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazların gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; en eski tarihli hava fotoğrafının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak bilhassa 1945 yılı itibarıyla temyize konu taşınmazların niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı, böylece dava konusu taşınmazların 1945 yılında orman sayılan yerlerden olup olmadığına dair yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınarak, çekişmeli taşınmazların 1945 yılındaki hukuki durumları net olarak saptanmalı, taşınmazların eski tarihli memleket haritasında ve hava fotoğrafında 1945 yılı itibarıyla açık alan olarak bulunduğunun anlaşılması halinde, tapunun halen ayakta olacağı ve Devletleşmediği gözetilerek dava çekişmeli ve temyize konu olan parseller yönünden reddedilmeli; taşınmazların memleket haritası ve hava fotoğraflarında 1945 yılı itibarıyla orman olarak gözükmesi halinde ise 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Kanuna göre Devletleştirilen ve iadeye tabi olmayan ormanlara ait tapu kayıtlarının hukuki değerlerini yitireceğinden dava kabul edilmeli, çekişmeli taşınmazların malik hanelerinin açık olduğu ve bu nedenle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30/2 nci maddesine göre re’sen malik tespiti yapılacağı da gözetilmek suretiyle infaza elverişli olacak şekilde karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalılara ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 5e3e30187dbd63ed 895acd97e2ee8858
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2455 E., 2025/4782 K. (23.06.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2455
- Karar No
- 2025/4782
- Karar Tarihi
- 23.06.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1025 E., 2025/4779 K. 23.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1632 E., 2025/4780 K. 23.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1654 E., 2025/4781 K. 23.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3901 E., 2025/4785 K. 23.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/8179 E., 2025/4786 K. 23.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3959 E., 2025/4787 K. 23.06.2025
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı