Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2022/8179 E., 2025/4786 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/8179 E., 2025/4786 K. (23.06.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/8179
Karar No
2025/4786
Karar Tarihi
23.06.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2022/8179 E. , 2025/4786 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2015/24 E., 2021/12 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Kadastro sırasında Çanakkale ili, ... ilçesi, ... Köyü çalışma alanında bulunan 171 ada 5 parsel sayılı ve 2.213,09 m² yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden, tarla niteliğiyle davalı ... ve ... adlarına, 171 ada 6 parsel sayılı ve 2.288,11 m² yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden, tarla niteliğiyle davalı ... adına, 171 ada 7 parsel sayılı ve 4.779,68 m² yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden, tarla niteliğiyle davalı ... adına, 171 ada 8 parsel sayılı ve 114.807,28 m² yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden, antep fıstıklığı niteliğiyle davalı ... adına, 171 ada 10 parsel sayılı ve 10.427,82 m² yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden, tarla niteliğiyle davalı ... adına, 171 ada 11 parsel sayılı ve 2.113,65 m² yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden, tarla niteliğiyle davalı ... adına, 170 ada 8 parsel sayılı ve 9.134,31 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise Mart 1959 tarihli ve 9 sıra nolu tapu kaydına dayanılarak zeytinlik niteliğiyle davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazların orman içi açıklığı niteliğiyle orman sayılan yerlerden oldukları ve özel mülkiyete konu edilemeyecek yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır.

II. CEVAP Davalılar cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 01.12.2010 tarihli ve 2007/30 Esas, 2010/54 Karar sayılı kararıyla; dava konusu 171 ada 5, 6, 7, 8, 10, 11 ve 170 ada 8 parsel sayılı taşınmazlardan 171 ada 5, 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazların kullanılmadıkları gerekçesiyle davanın kabulüne, 171 ada 8, 10, 11 ve 170 ada 8 parsel sayılı taşınmazların ise kesinleşen orman kadastro sınırı dışında kaldığı, davalılar yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşulları oluştuğu gerekçesiyle bu parseller yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine tarafından 171 ada 8, 10, 11 ve 170 ada 8 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak ve davalı gerçek kişilerden ..., ..., ... ve ... tarafından ise 171 ada 5, 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 16.01.2012 tarihli ve 2011/11250 Esas, 2012/176 Karar sayılı kararıyla; "yöntemine uygun biçimde orman ve zilyetlik araştırmaları yapılması gerektiği" gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda yazılı sayılı kararı ile 171 ada 11 nolu parseldeki taşınmazın orman niteliği taşıdığı gerekçesiyle davanın kabulü ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline, 171 ada 5, 6, 7, 8 ve 10 nolu parsel ile 170 ada 8 nolu parsele ilişkin davanın reddi ile tespit gibi tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilen çekişmeli taşınmazların orman niteliğinde olduğu ve iktisap koşullarının şahıslar lehine oluşmadığını ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların orman sayılan veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığı, değilse davalılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428. maddesi, Anayasa'nın "Ormanların korunması ve geliştirilmesi" kenar başlıklı 169. maddesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı kanun) 14. ve 17. maddesi, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun ) 1. maddesi 3. Değerlendirme 1. Çanakkale ili ... ilçesi ... köyünde kain temyize konu 170 ada 8 parsel yönünden temyiz itirazları incelendiğinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Çanakkale ili ... ilçesi ... köyünde kain temyize konu 171 ada 5, 6, 7, 8 ve 10 parsel sayılı taşınmazlar yönünden yapılan temyiz itirazlarına gelince, dava kadastro tespitine itiraz istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince davalılar lehine zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleştiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan değerlendirme ve varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Taşınmazın zilyetlikle kazanılabilmesi için, öncelikle zilyetlikle iktisabı mümkün yerlerden olması, bundan sonra da 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddeleri uyarınca, emek ve para harcanmak suretiyle imar-ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilmesi ve bu işlemlerin tamamlanmasından sonra kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi zorunludur. Somut olayda, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 1969 yılında seri bazda yapılıp kesinleşmiş ve taşınmazlar 60 dekar büyüklüğünde bir bütün halinde 74 nolu iç parsel olarak orman sınırları dışında bırakılmıştır. Taşınmazların güneyinde bulunan komşu 171 ada 9 parsel sayılı taşınmaz ise tapu kaydına istinaden fıstıklık vasfıyla hükmen ... adına tescil edilmiştir. Bu haliyle çekişmeli taşınmazların orman içi açıklık vasfında olduğundan söz edilemez. Ne var ki, Hazine tarafından taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğu da iddia edildiğine göre, önceki bozmada işaret edildiği üzere taşınmazlar yönünden davalılar lehine zilyetlik yolu ile kazanım koşullarının da araştırılması gerekir. Mahkemece 13.05.2019 tarihli yapılan keşif sonucu dosya arasına alınan 27.08.2020 tarihli ziraat bilirkişi raporunun tetkikinde, çekişmeli 171 ada 5 parselin üzerinde 20-30 yaşlarında meşe ve kızılçam ağaçlarının, 1 adet ahlat üzerine aşılanmış armut ağacı ile 1 adet menengiç üzerine aşılanmış antep fıstığının bulunduğu, ağaçların kök yaşlarının 20 ancak aşı yaşının 10 olduğu, taşınmaz üzerinde 20-25 yıldır tarımsal faaliyet yapılmadığı belirtilmiş; 171 ada 6 parselin üzerinde 20-35 yaşlarında meşe ve kızılçam ağaçları, 3 adet delice üzerine aşılanmış zeytin ağacı ağacının bulunduğu, ağaçların kök yaşlarının 20 ancak aşı yaşının 10 olduğu, taşınmaz üzerinde 20-25 yıldır tarımsal faaliyet yapılmadığı belirtilmiş; 171 ada 7 parselin üzerinde 25-30 yaşlarında meşe ve kızılçam ağaçları, 3 adet delice üzerine aşılanmış zeytin ağacı ağacının bulunduğu, ağaçların kök yaşlarının 20 ancak aşı yaşının 10 olduğu, taşınmaz üzerinde 20-25 yıldır tarımsal faaliyet yapılmadığı belirtilmiş; 171 ada 8 parselin üzerinde dağınık olarak 20-30 yaşlarında meşe ağaçları, 31 adet menengiç üzerine aşılanmış antep fıstığı, 2 adet ahlat üzerine aşılanmış armut ağacı ağacının, 2 adet kendiliğinden yetişen erik ağacının bulunduğu ve ağaçların kök yaşlarının 25 ancak aşı yaşının 15 olduğu, taşınmaz üzerinde 10-15 yıldır tarımsal faaliyet yapılmadığı belirtilmiş; 171 ada 10 parselin üzerinde 174 adet menengiç üzerine aşılanmış antep fıstığı, 6 adet ahlat üzerine aşılanmış armut ağacı ile 3 adet kendiliğinden yetişen erik ağacının bulunduğu, antep fıstıklarının 100 tanesinin kök yaşının 40 ancak aşı yaşlarının 20 iken, 50 adedinin kök yaşının 30 ancak aşı yaşının 15-18 olup, 24 adedinin kök yaşının ise 20 ancak aşı yaşlarının 10 olduğu bildirilmiş, armut ağaçlarının ise kök yaşlarının 30 ancak aşı yaşlarının 15 olduğu ve taşınmaz üzerinde 10 yıldır tarımsal faaliyet yapılmadığı belirtilmiştir. Buna göre bu ağaçların keşif tarihi baz alındığında 2000-2010 yıllarında aşılandığı ve taşınmazların en erken 2000-2010 yılları arasında imar-ihyasının tamamlanmış sayılacağının kabulü gerekir. O halde imar-ihyanın en erken tamamlanmış sayılacağı 2000 yılı ile kadastro tespit tarihi olan 2007 yılı arasında zilyetlikle taşınmaz edinme koşulu için gereken 20 yıllık sürenin dolmadığı kuşkusuzdur. Hal böyle olunca; Mahkemece 171 ada 5, 6, 7, 8 ve 10 parsel yönünden davacı Hazinenin davasının kabulü ile bu taşınmazların Hazine adına aynı vasıfla tescillerine; taşınmazlar üzerinde bulunan ve kadastro tespitlerinden önce tesis edilen muhdesatların ise sahipleri adına 3402 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR 1. Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı Hazinenin temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının 170 ada 8 parsel yönünden ONANMASINA, 2. Yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı Hazinenin 171 ada 5, 6, 7, 8 ve 10 parsel sayılı taşınmazlara yönelen temyiz itirazlarının kabulü ile; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının bu parseller yönünden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 141128dc765085cf dfa4e80cf90da839

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı