Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2024/1741 E., 2025/5966 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1741 E., 2025/5966 K. (24.09.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1741
Karar No
2025/5966
Karar Tarihi
24.09.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2024/1741 E. , 2025/5966 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/931 E., 2024/27 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/420 E., 2023/266 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 01... parsel (yeni 1 01... parsel) sayılı 53.956.196,15 m² yüzölçümündeki taşınmaz, orman vasfıyla Maliye Hazinesi adına tespit edilmiştir. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyü 1 01... parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sonucunda orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, ne var ki bu taşınmazın bir bölümünün orman değil davacının murisi ...’e ait tarım arazisi olduğunu, murisin ölümünden sonra yapılan taksimde davacıya isabet eden çekişmeli taşınmazın yaklaşık elli yılı aşkın süredir davacı ve murislerinin nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla zilyetliği altında bulunduğunu, davaya konu taşınmazın doğuda hali arazi, batıda ...ve ...’e ait arazi, kuzeyde ...’a ait arazi ve güneyde ise ... ile ...’a ait arazi ile çevrili olduğunu, yaklaşık 5.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın 1 01... sayılı orman parselinin bir bölümünü oluşturduğunu, davaya konu taşınmazın bulunduğu ... mevkinin kadimden beri insanların ev ve ağıl yapıp yaşadıkları, tarım ve hayvancılık yaptıkları bir yer olduğunu, taşınmazın sulanabilir tarım arazisi vasfı taşıdığını, gerek dava konusu taşınmazda gerekse de komşu arazilerde genellikle patates ve fasulye yetiştirildiğini, yıllardır işlenen ve ekilip biçilen taşınmazın davalı tarafa bırakılmasının hatalı olduğunu, çekişmeli taşınmazın hava fotoğrafları, amenajman planı ve fiili durumu itibarıyla ormanla herhangi bir alakasının bulunmadığını beyanla, 1 01... parsel sayılı taşınmazın yukarıda sınırları tarif edilen yaklaşık 5.000,00 metrekare yüzölçümündeki bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevabında; davaya konu taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) hükümleri uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sonucunda orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazın fiilen tarla olarak kullanılmasının orman vasfını ortadan kaldırmayacağını, davaya konu taşınmazın Devlet ormanına bitişik olup ormanla aynı yapı ve özellikleri gösterdiğini, üzerinde zirai faaliyet olsa dahi sırf orman toprağının buranın orman sayılması için yeterli olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Hazine vekili cevabında; taşınmazın kültür arazisi vasfında olup olmadığının araştırılması gerektiğini, zamanaşımı ve hak düşürücü süreden sonra dava açıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu taşınmazın orman içi açıklık vasfında olduğu, taşınmazın zilyetlikle iktisap edilemeyeceği ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, kamu düzenine aykırı bir hususun tespit edilememiş olmasına, istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplere, istinaf edenin sıfatına ve tüm dosya kapsamına göre, yerel mahkeme kararının usul ve kanuna uygun olduğu ..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nn temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı