8. Hukuk Dairesi 2023/779 E. , 2025/2813 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/94 E., 2022/73 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ...köyü ... ada ... parsel sayılı 7175,11 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ve ... ada ... parsel sayılı 38945,25 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı; ... ili ... ilçesi ...köyünde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 19.660 m² yüzölçümlü taşınmazın ... ada 3 parsel numarası ile adına tespit edildiğini, bu taşınmazın yaklaşık 15 dönüm kadar kısmının da ... ada ... ve ... parsel numarası ile Hazine adına tespit edildiğini, taşınmazın kadimden beri hüküm ve tasarrufunda tarım arazisi olarak kullandığını, taşınmazın tamamının 35 dönüm olduğunu, tamamına her yıl arpa, buğday ve benzeri ürünleri ekmek suretiyle tarım yaptığını, taşınmaz üzerinde ayrıca badem ağaçlarının mevcut olduğunu beyan ederek, kadastro çalışmaları sırasında hatalı olarak ... ada ... ve ... parsel şeklinde Hazine adına yapılan tespitin iptali ile yaklaşık 15 dönüm miktarındaki taşınmazın adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 20.03.2015 tarih ve 2013/82 Esas, 2015/42 Karar sayılı kararla; dava konusu edilen ... ada ... parsel ile ... ada ... parselin keşifte belirlenen kısmının davacının babasına ait olduğu, madde 14'te düzenlenen 20 yıldan fazla süredir malik sıfatıyla zilyet olma şartının gerçekleştiği, davacının babasının duruşmada taşınmazları oğlu olan davacı ...'a devrettiğini, artık taşınmazların malikinin davacı ... olduğunu ve halen davacının zilyetliğinde bulunduğunu beyan ettiği, davacı ve davacının babasının madde 14'te düzenlenen tüm şartları taşıdığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, ... ili ... ilçesi ...köyü ..mevkinde bulunan ... ada ... ve ... parsellere ait kadastro tespitlerinin iptaline, ... ada ... no.lu taşınmazın tarım arazisi vasfıyla aynı ada ve parsel numarasına davacı .. oğlu .. TC kimlik numaralı ... adına kayıt ve tesciline, ... ada ... no.lu taşınmaz açısından; aynı adaya yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle dosyada mevcut fen bilirkişisi ..'e ait 07.11.2014 tarihli teknik raporuna ekli krokide (A) rumuzu ile gösterilen 11060,47 metrekarelik alanın tarım arazisi vasfıyla davacı .. .. TC kimlik numaralı ... adına kayıt ve tesciline, kalan kısmın aynı vasıf ile aynı ada ve parsel numarası ile tespit gibi tesciline karar verilmiştir. Hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 05.11.2018 tarihli ve 2018/3774 Esas, 2018/7040 Karar sayılı ilamıyla; ".... mahkemece yöreye ait ve nizalı taşınmazı gösteren en eski tarihli hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan üretilen memleket haritaları ve amenajman planları bulundukları ile kadastro tarihinden 15-20 yıl öncesine (1990-1995’li yıllara) ait hava fotoğrafları ve bu fotoğraflardan üretilen memleket haritaları ve komşu Kırmatepe köyü kadastro paftası ve ... sayılı parselin komşu Kırmatepe köyünde bulunan komşu taşınmazları tespit edilip bu parsellerin kadastro tutanakları ve varsa dayanakları bulundukları yerlerden getirtildikten sonra daha önceki keşiflerde görev yapmamış ve halen bakanlık ve bağlı kuruluşlarında görev yapmayan bir orman yüksek mühendisi veya orman mühendisi bilirkişi ile bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi bilirkişi ile yerinde yapılacak keşifte, getirtilen hava fotoğrafları ve memleket haritaları (memleket haritası hava fotoğrafından üretilmiş olmalı), amenajman planları, inceleme ve uygulamada kullanıldığı belirtilen 1984 tarihli hava fotoğrafları, memleket haritası ve kadastro paftası zemine uygulanarak, hava fotoğrafları, memleket haritaları, amenajman planları ölçekleri kadastro paftası ölçeğine, kadastro paftası ölçeği de bu taşınmazların ölçeğine çevrilip, denkleştirilip birbiriyle çakıştırıldıktan sonra, taşınmazın ve yakın çevresinin bu belgelerde ne olarak gözüktüğü, hangi işaretle gösterildiği, memleket haritalarının hava fotoğraflarıyla uyumlu olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmeli, hava fotoğrafları stereoskop aletiyle ayrı ayrı çok boyutlu incelenmeli, bu belgelerde taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsü, üzerinde varsa ağaçların cinsi, adedi, kapalılık durumu tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmeli, öncesinin orman olup olmadığı, ormandan kazanılmış olup olmadığı tespit edilmelidir; taşınmazın öncesinin orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde zilyetlik şartları araştırılmalıdır. Bu bapta 20 yıl önceki hava fotoğraflarında taşınmaz üzerinde kullanım olup olmadığı, kullanım varsa niteliği ve tasarruf sınırlarının bulunmadığı araştırılmalı; tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davacı adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, zilyetlik var ise çekişmeli taşınmazların ne kadarlık kısmının zilyetlikle kazanmaya elverişli olduğu belirlenerek toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; yargılama sırasında mahallinde delillerin tespiti için keşif yapılmasına karar verildiği, her bir keşif gideri için kalem kalem hesaplama yapılarak, duruşmada hazır bulunan davacıya bakiye 2.177,00 TL keşif delil avansını keşif gününden bir gün öncesine (keşif hazırlıkları için) kadar mahkeme veznesine veya en yakın mahkemeler veznesine yatırması, aksi halde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi gereği keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ve mevcut delil durumuna göre karar verileceği hususunda ihtaratın yapıldığı, verilen süre ve yapılan ihtara rağmen davacı tarafından eksik keşif delil avansının yatırılmadığı, davacı taraf kalem personelince keşif gününden bir gün önce telefonla aranarak gerekli bilgilendirmenin yapıldığı, bu durumun keşif erteleme tutanağında belirtildiği, bu süreçte davacı taraf ihtaratlı kesin süreye rağmen keşif delil avansını duruşma tarihine kadar da yatırmadığı, bu haliyle davacının keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılarak ve dosyada mevcut delil durumuna göre karar verilmesi gerektiği anlaşılmış olup 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu, yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190. maddesi uyarınca; ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerektiği, davacının davanın dayanağını teşkil eden davaya konu taşınmazların kadastro tutanaklarının aksini ispatlayamadığı gerekçesiyle davasının reddine, davaya konu ... ili ... ilçesi ...Mahallesi .. mevki ... ada ... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, davaya konu ... ili ... ilçesi ...Mahallesi .. mevki ... ada ... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, 07.07.2021 tarihli celsede delillerin tespiti için 21.09.2021 tarihinde keşif yapılmasına ve keşif avansının yatırılması için davacıya kesin süre verilmesine karar verildiği, davacı tarafından 14.09.2021 tarihinde keşif avansının yatırıldığı, 21.09.2021 tarihli keşif erteleme tutanağında "... ... Kadastro Müdürlüğüne ve Ergani Tapu Müdürlüğüne müzekkereler yazıldığı, ancak müzekkere cevaplarının henüz tamamlanmadığı ..." gerekçesiyle keşfin ertelendiğinin belirtildiği, yargılamanın 9. celsesinde 25.05.2022 günü keşif yapılmasına karar verildiği, 25.05.2022 tarihli keşif erteleme tutanağında "... orman mühendisi bilirkişilerin keşif günü itibariyle başka bir keşifte görev alınması şeklinde sebeplerle temin edilemediğinden ..." keşfin yapılamadığının belirtildiği, 14.09.2022 tarihinde yapılmasına karar verilen keşfin "... davacı tarafından keşif masraflarının yatırılmaması nedeniyle ..." yapılamadığının belirtildiği, 23.11.2022 tarihli keşif erteleme tutanağında ise "... keşif delil avansının yatırılmaması sebebiyle ...." keşfin yapılamadığının belirtildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Tutanaklarda belirtilen keşfin yapılamaması sebeplerinin davacının kusurundan kaynaklanmadığı, hukuka aykırı olacak şekilde davacı aleyhine karar verilmesinin hakkaniyete de uygun olmayacağı anlaşıldığından, ortaya çıkacak bakiye yargılama giderlerinin gerekirse suçüstü giderlerinden karşılanmak suretiyle esas hakkında hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 175f3df756ba4758 d16534a3e2040d55
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/779 E., 2025/2813 K. (10.04.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/779
- Karar No
- 2025/2813
- Karar Tarihi
- 10.04.2025
- Konu
- Tapu
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3922 E., 2025/2805 K. 10.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4792 E., 2025/2807 K. 10.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/91 E., 2025/2809 K. 10.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/533 E., 2025/2817 K. 10.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/536 E., 2025/2821 K. 10.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5392 E., 2025/2823 K. 10.04.2025