8. Hukuk Dairesi 2023/6243 E. , 2025/6258 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/100 E., 2022/282 K. İlk Derece Mahkemesince verilen karar davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili Kadastro Mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; Antalya ili Kepez ilçesi ... köyü sınırları içerisinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (22/A) maddesi uyarınca yapılan arazi kadastro çalışmalarının tamamlanarak 09.06.2010 tarihinde askı suretiyle ilan edildiğini, ... köyünde ilk orman tahdidinin 3116 sayılı Kanuna göre 1946 yılında yapıldığını ve ilan edilerek kesinleştiğini, 6831 sayılı Kanuna göre Orman Kadastrosu ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. madde uygulaması ve aplikasyon işlemlerinin 7 nolu Orman Kadastro komisyonuna bağlı 3 nolu ekip tarafından yapıldığını, dava konusu 278 43... parsel sayılı taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisine alındığını, taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde kalan kısmının orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir Antalya Kadastro Mahkemesinin 08.07.2010 tarihli ve 2010/465 Esas, 2011/447 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.05.2013 tarihli ve 2012/14190 Esas, 2013/5416 Karar sayılı bozma ilamı ile dosya Antalya Kadastro Mahkemesine geri gönderilmiş, Antalya Kadastro Mahkemesinin 17.07.2014 tarihli ve 2013/431 Esas, 2014/344 Karar sayılı kararında, (22/a) yönünden davanın reddine, taşınmazın mülkiyetine ve niteliğine ilişkin davada görevsizlik kararı verilerek dosyanın Mahkemenin 2015/100 Esasına kaydı yapılmıştır.
II. CEVAP Davalı ... Arsa Yapı Koop. Vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre geçmişse esasının incelenemeyeceğini, davacı davasında haklı bile olsa hak düşürücü sürenin davanın özünü ortadan kaldırmış olduğunu, davanın esasına girilmeyeceğini ve davanın dinlenemeyeceğini, Kadastro Kanunlarının tasfiye amacını güttüğünü, kanun koyucunun kamu düzenini hak arama hürriyetinden daha önemli görerek hak düşürücü süreye üstünlük tanıdığını, davalının iyi niyetli olarak, tapuya güvenerek edindiği mülkiyetinin korunması gerektiğini belirterek, haksız olarak açılan davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; harita mühendisi ve orman yüksek mühendisi bilirkişiler 02.05.2018 tarihli 2. ek raporda, Kepez tapu müdürlüğünden celp edilen yazı ekinde, dava konusu parselin ilk tesisi olan 70 nolu kadastro parselinin tapulama tutanağında uygulanan 1952 tarihli ve 261 nolu tapu kaydı ile 1977 tarihli ve 4 nolu tapu kaydının tapu kayıt defterlerinin suretinde; ... köyünde dava konusu 278 43... nolu parselin geldisi eski 263 nolu parselin ve bunun da geldisi olan 70 nolu parselin 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu uyarınca Mart 1952 tarihli ve 261 sayılı tapu kaydına dayalı olarak ... oğlu ... adına tapuya kaydedildiği. ardından 1954 tarihinde ...'un vefatı ile varislerine intikal ettiği, 16.05.1978 tarihinde ... ve hissedarları adına tapu kütüğüne tescil edildiğinin görüldüğü, daha sonra satış yoluyla davalılar adına tapuya tescilinin sağlandığının tespit edildiğinin belirtildiği, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu ... Mahallesi 278 43... nolu parselin geldisi eski 263 nolu parsel ve bu parselin geldi kadastro parseli olan 70 nolu parselin bulunduğu sahada maki tefrik haritası ve tutanaklarında 5653 sayılı Kanuna göre maki tefrik çalışmasının 1950 yılında yapıldığının anlaşıldığı, dava konusu taşınmazın yasal anlamda geçerli olan maki tefrik sahası içerisinde kaldığı, bu nedenle kişiler adına tapu verildiği, Yargıtayın kararlı uygulamasına göre tapunun iptaline hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; yapılan keşifte parsellerin maki tefrik sahasında kaldığını, makilerin orman olmadığından zilyetlikle kazanılabilen yerlerden olduğu gerekçesi ile orman sınırlaması kesinleşen yerlerde bir yerin orman sayılan yer olup olmadığı, sınırlama harita ve tutanaklarının uygulanması sonucu belirlenir ilkesi ile de çeliştiğini belirterek, orman sınırları içinde kalan kısımların tapusunun iptaline karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kesinleşen tahdide dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede, 1947 yılında 3116 sayılı Kanun Kapsamında yapılan orman tahdidinde taşınmazın tamamının orman sınırları içinde kaldığı, 1979 yılında yapılan aplikasyon ve 2.madde uygulamasında taşınmazın bir kısmının tahdit içinde kaldığı, 1953 yılında 5653 sayılı Kanuna göre yapılan maki tefrik işleminde taşınmazın makilik alan içinde kaldığı, 1963 yılında yapılan Genel Arazi Kadastro çalışmasında, 70 parsel numarasıyla Mart 1952 tarihli ve 261 nolu tapu kaydı esas alınarak iktisabında "4753 yasa ile çiftçiyi Topraklandırma Kanunu gereği ... oğlu ...'a borçlandırma suretiyle verildiği, ...'un 1956 yılında ölümü sebebiyle mirasçıları adına tespiti yapıldı" denilmek suretiyle şahıslar adına tapu kaydının oluştuğu, daha sonra ifraz yoluyla 356,59 metrekarelik yüzölçümündeki çekişmeli parselin oluştuğu, satış yoluyla davalılar adına tapuya tescili edildiği anlaşılmıştır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresi'nden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! b8bd61a0f04ff2bd b85dc327004795b1