8. Hukuk Dairesi 2023/6057 E. , 2025/5208 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/412 E., 2023/505 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacılar vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili 17.09.2002 tarihinde; İstanbul ili .... ilçesi .... Mahallesi çalışma alanında 1967 yılında yapılan kadastro sırasında tespit harici çalılık olarak bırakılan ve 14.06.2002 tarihinde idari yoldan 1238 parsel numarasıyla 89.798,55 metrekare yüzölçümlü olarak tarla vasfı ile Hazine adına tescil edilen taşınmaz hakkında, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, tapu iptali ve adına tescili istemiyle dava açmıştır. Yargılama sırasında, ... Başkanlığı, davalı Hazine yanında davaya müdahil olmuştur. Davalı Hazine cevabında; davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, İstanbul ili .... ilçesi ... 1238 parsel sayılı 89.798,55 m² olan taşınmazda harita bilirkişilerinin 10.03.2015 tarihli ve 03.06.2014 tarihli raporunda (B1) ile gösterilen 17.837,30 m²'lik kısmın davalı hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline, yine aynı raporlarda ve 03.06.2014 tarihli harita bilirkişi raporunda (B2) ile belirtilen 9.084,58 m²'lik kısımla ilgili ve (A) ile işaretli 3.796,49 m²'lik kısımla ilgili talebin reddine karar verilmiş; hükmün, davacılar vekili ile davalı Hazine vekili ile feri müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16.Hukuk Dairesinin 27.01.2021 tarihli ve 2020/1895 Esas, 2021/385 Karar sayılı ilamıyla; "Yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmak için yeterli olmadığı, dosya kapsamında alınan ziraat raporlarının çelişkili olduğu, bu çelişkinin giderilmediği, zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında yapılan araştırmanın yeterli olmadığı, taşınmazların sınırında orman bulunduğu ancak orman araştırması yapılmadığı, komşu parsel uygulaması yapılmadığı, dava konusu parselin başka dosyalarda da davalı olduğunun görüldüğü, ancak bu dosyaların getirtilip incelenmediği, imar planı kapsamına alınıp alınmadığının araştırılmadığı belirtilerek, anılan bu eksikliklerin giderilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Tüm dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları, mahalli bilirkişi beyanları ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu taşınmazda fen bilirkişi raporunda belirlenen B1 alanının ekilip biçildiği, taşınmazın 1970 yılından beri orman örtüsü ile örtülü olmadığı, 1976-1982 yıllarından itibaren taşınmazda b1 alanında ekim biçim emarelerinin bulunduğu, ziraat bilirkişilerce yapılan incelemede b1 alanının yüzeyinin doğal otsu bitkilerle kaplı olduğu, yem bitkileri yetiştiriciliği için yeterli derinliğe sahip olduğu, son 2-3 yıllık tarım bulunmadığı ancak 10 yıldır kültür bitkilerinin ziraatının yapıldığının rapor edildiği, yargıtay bozma ilamı doğrultusunda yapılan inceleme sonrasında alınan bilirkişi raporları doğrultusunda TMK 713 e dayalı olarak açılan tapu tescil davasında gerekli tescil şartlarının sağlandığı" gerekçesiyle, açılan davanın kısmen kabulüne, İstanbul ili .... ilçesi .... 1238 parsel sayılı 89.798,55 m² olan taşınmazda harita bilirkişisinin 12.01.2023 tarihli raporunda (B1) ile gösterilen 17.810,46 m²'lik kısmın davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline, 12.01.2023 tarihli fen bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına, yine aynı raporlarda (B2) ile belirtilen 9.072,53 m²'lik kısımla ilgili ve (A) ile işaretli 3.796,49 m²'lik kısımla ilgili talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1943 yılında 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılan orman tahdidi, daha sonra 1977 yılında 1744 sayılı Kanuna göre yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması, 2896 sayılı Kanuna göre yapılıp 15.08.1985 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon, sınırlama dışı kalmış ormanların orman kadastrosu ve (2/B) çalışması ile 3302 sayılı Kanun'a göre yapılıp 04.09.1990 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon, sınılama dışı kalmış ormanların orman kadastrosu ve (2/B) uygulaması vardır. İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava konusu yerler bölgede 1967 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında çalılık olarak tespit dışı bırakılmış olduğundan taşınmazların bu haliyle imar-ihyaya muhtaç yerlerden olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple taşınmaz bölümlerinin imar planı içinde içinde kalıp kalmadığı da önem arz etmektedir. Dosya arasında bulunan Sancaktepe Belediyesinin müzekkere cevabında dava konusu parselin 2010 tarihli uygulama imar planı içinde kaldığı belirtilmiş ise de çekişmeli taşınmaz bölümlerinin daha eski tarihlerde imar planı kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmemiştir. Bu sebeple ilgili belediyelerden dava konusu taşınmazların geçmiş tarihler itibarıyla imar planı kapsamında olup olmadığı, özellikle taşınmazların İstanbul Metropolitan imar planı kapsamında kalıp kalmadığı belirlenerek eğer dava tarihi olan 2002 yılından önceki bir imar planı kapsamında kalıyor ise bu imar planı tarihine kadar sürdürülen zilyetliğe değer verilmelidir. Bundan ayrı olarak, dava konusu taşınmazlar hakkında davalı Hazine tarafından yerlerin mütegayyip şahıslardan kaldığına ilişkin iddia söz konusu olup, 15.05.2006 tarihli keşifte dinlenen davacı tanıklarından 1940 doğumlu ...'un da bu yönde beyanları olduğu dikkate alındığında, bu hususta yeterli araştırma yapılarak tereddütün giderilmesi gerekirken, giderilmediği, (B2) bölümüyle ilgili 23.05.2023 tarihli jeodezi ve fotogrametri uzmanı ....'un ek raporunda 1976 yılı hava fotoğrafı üzerinde ekim biçim emareleri görüldüğünün belirlenmesine rağmen İlk Derece Mahkemesince taşınmaz bölümü ile ilgili neden ret kararı verildiğinin gerekçe yerinde açıklanmadığı, yine bozma ilâmı gereklerinden olan usûlüne uygun orman araştırması yapılmadığı, zira 1943 yılında yörede yapılan ilk tahditte dava konusu yer tahdit dışında kalmış olsa da, tahdit 4785 sayılı Kanun hükümleri gözetilmeksizin 1945 yılından önce yapıldığından yerin orman olup olmadığının belirlenmesi açısından en eski tarihli hava fotoğraflarının incelenmesi gerekirken bu yönde incelemede bulunulmadığı, ayrıca dava konusu (B1) ve (B2) ile gösterilen taşınmazların dosyada incelemesi yapılan 1970 ve 1976 hava fotoğraflarında koyu göründüğü ancak bu koyulukların neden kaynaklandığının da açıkça belirlenmediği anlaşılmıştır. Eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için; öncelikle dava konusu taşınmazların geçmiş itibarıyla kapsamında kaldığı tüm imar planları araştırılmalı, özellikle İstanbul Metropolitan imar planı kapsamında kalıp kalmadığı ilgili yerlerden sorularak buna dair evraklar dosya içine alınmalı, bundan sonra, yöreye ait en eski tarihliden başlayarak tüm hava fotoğrafları ilgili yerlerden getirtilerek yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bir orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, en eski tarihli hava fotoğrafı uygulanarak stereoskopik inceleme ile dava konusu taşınmaz bölümlerinin öncesinin orman olup olmadığı, diğer bir deyişle zilyetlikle kazanıma elverişli yerlerden olup olmadığı saptanmalı, dava konusu taşınmazların öncesinin orman olmadığının anlaşılması durumunda dava tarihinden önce imar planı kapsamında kaldı ise bu tarihten, eğer dava tarihinden önce herhangi bir imar planı kapsamında kalmadıysa, dava tarihinden geriye doğru tüm hava fotoğrafları, bilhassa 15-20-25 yıl öncesi hava fotoğrafları jeodezi ve fotogrametri uzmanınca incelenerek ekonomik amaca uygun zilyetliğin bulunup bulunmadığı belirlenmeli, yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı mevcut mahalli bilirkişi beyanları da göz önünde bulundurularak tam olarak saptanmalı, yine taşınmazların mütegayyip şahıslardan kalıp kalmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tüm deliller toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Kabule göre de; davacı vekilinin dosyaya sunmuş olduğu 04.05.2015 tarihli beyan dilekçesinde, bilirkişi raporlarında (A) ile gösterilen kısmın kendileri tarafından dava konusu edilmediğini, bu yerin aynı Mahkemenin 2013/8 Esasında davadışı .... tarafından dava konusu edildiğini belirtmelerine rağmen, eldeki davada dava konusu olmayan anılan taşınmaz bölümü hakkında da İlk Derece Mahkemesince karar verilmesi isabetli olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle; Davacılar vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d7a00dab673cc769 e1c28bfe12d65dfd
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6057 E., 2025/5208 K. (03.07.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6057
- Karar No
- 2025/5208
- Karar Tarihi
- 03.07.2025
- Konu
- Tapu
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4840 E., 2025/5201 K. 03.07.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/587 E., 2025/5202 K. 03.07.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/870 E., 2025/5204 K. 03.07.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1822 E., 2025/5220 K. 03.07.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6115 E., 2025/5227 K. 03.07.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6465 E., 2025/5194 K. 03.07.2025