8. Hukuk Dairesi 2023/5649 E. , 2025/5846 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/150 E., 2023/30 K. İlk Derece Mahkemesi kararı asıl davanın davacıları vekili, birleşen davanın davacıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Kadastro sırasında ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanın bulunan 1 20... ve 1 23... parsel sayılı 5.621, 54... .972,19 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, intikal ve satış nedeni ile davalı ... adına tespit edilmiştir. Asıl dava dosyasının davacıları vekili dava dilekçesinde, taşınmazların miras bırakan babaları ...’dan intikal ettiği ve taksim yapılmadığı iddiasına dayanarak taşınmazların ... adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Birleşen dava dosyasının davacıları vekili dava dilekçesinde, taşınmazlar üzerinde tapu kaydına dayalı murisleri ...'dan intikal eden paylarının bulunmasına rağmen kadastro sırasında murisi tarafından davalıya satıldığının belirtildiğini ancak her hangi bir satış işleminin bulunmadığını belirterek taşınmazların miras payları oranında tesciline karar verilmesini istemiş, Dairenin bozma ilamından sonra önce Kadastro Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiş ardından eldeki dava dosyasıyla birleştirilerek yargılamaya devam edilmiştir.
II. CEVAP Davalı, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 23.05.2008 tarihli ve 2007/112 Esas, 2008/42 Karar sayılı kararıyla: davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile ... mirasçıları adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) (16). Hukuk Dairesinin 22.04.2010 tarihli ve 2010/99 Esas, 2010/3199 Karar sayılı ilamıyla; "İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı belirtilerek, taşınmazlar başında yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve taraf tanıkları ile keşif yapılması, öncelikle tüm tapu kayıt malikleri arasında taşınmazların taksim edilip edilmediği ve dava konusu taşınmazların taksimen ve müstakilen tarafların murisi ...’a isabet edip etmediğinin araştırılması, taşınmazların taksimen tarafların murisi ...’a kaldığının ispatlanması halinde taşınmazların miras payları oranında ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesi gerektiğinin düşünülmesi, taksim kanıtlanamadığı takdirde ise; tarafların murisi ...’un payının icraen satıldığı tarihten sonra eşi ...’nın payının kayden kendisine hibe edildiği göz önüne alınarak tapu kaydının müşterek mülkiyet hükümlerine tabi olduğu ve kadastro tespitinin davalı ... adına yapıldığı, davacıların babaları ...’dan gelen hakka dayandıkları gözetilmek sureti ile ...’un tapu kaydındaki payı tüm mirasçıları adına miras payları oranında tescil edilmesi, davada taraf olmayan diğer müşterek maliklerin payları ise davalı ... üzerinde bırakılması" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozma ilamına uyulduktan sonra İlk Derece Mahkemesinin 29.05.2013 tarihli ve 2012/15 Esas, 2013/23 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asıl dosya davacılarının vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) (16). Hukuk Dairesinin 29.12.2014 tarihli ve 2014/1974 Esas, 2014/16322 Karar sayılı ilamıyla; "İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği belirtilerek, "taşınmazlar başında yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve taraf tanıkları ile keşif yapılması, öncelikle tüm tapu kayıt malikleri arasında taşınmazların taksim edilip edilmediği ve dava konusu taşınmazların taksimen ve müstakilen tarafların murisi ... (...) ’a isabet edip etmediğinin araştırılması, taşınmazların taksimen tarafların murisi ...’a kaldığının ispatlanması halinde taşınmazların miras payları oranında ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesinin gerektiğinin düşünülmesi, taksim kanıtlanamadığı takdirde ise; tarafların murisi ...’un payının icraen satıldığı tarihten sonra eşi ...’nın payının kayden kendisine hibe edildiği 05.12.1962 tarihli ve 7 nolu tapu kaydı göz önüne alınarak tapu kaydının müşterek mülkiyet hükümlerine tabi olduğu ve kadastro tespitinin davalı ... adına yapıldığı, davacıların babaları ...’dan gelen hakka dayandıkları gözetilmek sureti ile ...’un tapu kaydındaki payı tüm mirasçıları adına miras payları oranında tescil edilmesi, davada taraf olmayan diğer müşterek maliklerin paylarının ise davalı ... üzerinde bırakılması" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 4. Bozma ilamına uyulduktan sonra İlk Derece Mahkemesinin 04.05.2017 tarihli ve 2015/16 Esas, 2017/16 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, çekişmeli 1 20... ve 1 23... parsellere ilişkin tespitlerin iptali ile parsellerin her birinin dosya arasında ... 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 11.04.2005 tarihli ve 2005/542 Esas, 2005/318 Karar nolu veraset ilamı bulunan ...’un mirasçıları adına veraset belgesindeki payları oranında ayrı ayrı tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiştir. 5. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Dairenin 17.01.2022 tarihli ve 2021/11691 Esas, 2022/292 Karar sayılı ilamıyla; "İlk Derece Mahkemesince işin esasına girilerek verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğu, şöyle ki; davacı taraf, dava konusu taşınmazların tarafların murisi ...’dan geldiği ve terekesinin taksim edilmediği iddiasında bulunmuş olup davalı tarafın ise, dava konusu taşınmazları ... ... mirasçılarından satın aldığını savunduğu, Mahkemece, dava konusu taşınmazların tespite esas tapu kayıtlarının malikleri arasında taksim edilerek tarafların murisi ...’ya isabet ettiği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, temyiz aşamasında ... ... mirasçıları olduğunu belirten ... ve arkadaşlarının, davalı ...’e taşınmazların satılmadığı iddiasına dayanarak ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/303 Esas sayılı dava dosyalarının bulunduğunu belirterek eldeki dosyaya müdahale talebinde bulundukları, Kadastro Mahkemelerinin, 3402 sayılı Kanun'un 11. ve 26/B maddeleri uyarınca 30 günlük askı ilan süresi içinde açılan kadastro tespitine itiraz davalarında görevli olup, askı ilanından sonra açılan davalarda ise aynı Kanun'un 12. maddesi uyarınca genel mahkemelerin görevli bulunduğu, aynı Kanun'un 26/D maddesinde de Kadastro Mahkemelerine dava açıldıktan sonra tespitten önceki haklara dayanılarak asli müdahil olarak katılanların davalarını çözmek görevinin kadastro mahkemesine ait olduğunun belirtildiği, müdahale talebinde bulunan ... ve arkadaşlarının asliye hukuk mahkemesine açtıkları davanın, dava konusu taşınmazların kadastro tutanakları kesinleşmediğinden, görülmekte olan eldeki davaya müdahale niteliğinde olup doğru sicil oluşturulabilmesi bakımından açılan davaların birlikte görülmesinde zorunluluk bulunduğu açıklanarak; Mahkemece, müdahale talebinde bulunan ve ... ... mirasçıları olduğunu belirten ... ve arkadaşları tarafından ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/303 Esas sayılı dava dosyasıyla açılan davanın eldeki davaya müdahale niteliğinde olduğu ve doğru sicil oluşturulabilmesi bakımından davaların birlikte görülmesi gerektiği gözetilerek, tarafların iddia ve savunmaları ile toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilerek işin esası incelenmeksizin usulden bozulmasına karar verilmiş ve bozma ilamına karşı bu kez davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine Dairenin14.06.2022 tarihli ve 2022/3210 Esas, 2022/5750 Karar sayılı ilamıyla; "Kesinleşmemiş olsa dahi, Kadastro Mahkemesince karar verilmek suretiyle davadan el çekildiğine, diğer bir anlatımla görülen bir dava kalmadığına göre, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava yönüyle, öncelikle Kadastro Mahkemesinin eldeki kararının sonucun beklenilmesi, ancak; eldeki hükmün temyiz edilip bozulması halinde artık halen görülmekte olan bir dava bulunacağından Kadastro Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi ve Kadastro Mahkemesince tüm talepler yönüyle işin esası hakkında bir karar vermesi gerekeceğinden, davacılar ... ve arkadaşları vekilinin karar düzeltme isteminin bu nedenlerle kabulüne karar verilerek Dairenin 17.01.2022 tarihli ve 2021/11691 Esas, 2022/292 Karar sayılı maddi hataya dayalı olarak yapılan usule ilişkin bozma ilamının ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ve davalı ...’un, işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde ise "tapu malikleri arasında 1938 yılından önce taksim yapıldığı, taksimle dava konusu taşınmazların o zaman için tapuda pay sahibi olan tarafların murisi ...’a düştüğü, 1938 tarihli 10 sayılı tapu ile de bu taşınmazların icradan ... oğlu ... ...’na kayden satıldığı, ...’un tapu yoluyla mülkiyetini devrettiği taşınmazlar üzerinde zilyetliğini devam ettirmesinin tapu malikine karşı hukuken bir sonuç doğurmayacağı, tapulu taşınmazların zilyetlikle kazanılmasının hukuken mümkün bulunmadığı, tapu maliki olan ... ...’nın 1991 yılında öldüğü, davalı ... tarafından 2006 tarihinde tapu malikinin mirasçılarından noter senedi ile bu taşınmazın satın alındığı, kadastro tespitinin de 2007 tarihinde yapıldığı anlaşıldığına göre, zilyet lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-c maddesinde öngörülen koşullarının da oluşmadığı, bir an için; 1938 yılından sonra tapu malikleri arasında taksim yapıldığının kabulü halinde ise, 1938 yılından sonra tapuda adına kayıtlı pay bulunmayan ...’a taksimle bir taşınmaz bırakılması da mümkün bulunmayıp ancak tapuda pay sahibi bulunan ... ...’ya bu taşınmazların bırakıldığının kabulü gerekeceği, öte yandan; Aralık 1962 tarihli 66 sayılı tapu ile, ... Kukul tarafından, babası ...’den gelen 90/62208 miras payı, eşi ...’a (tarafların babası) devredilmiş ise de, 1938 yılından önce tapu malikleri arasında yapıldığı anlaşılan taksime göre tapu maliklerince kendilerine düşen yerler zilyet ve tasarruf edilirken, yaklaşık 30 yıl sonra tapudan pay devrinin yapılmasının da, taksime uygun olarak kendi yerini kullanan tapu maliklerine karşı hukuken bir geçerliliği bulunmadığı, hal böyle olunca; Mahkemece, bu gerekçelerle davacıların davalarının reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek tapu kapsamında kalan bir taşınmaz üzerinde zilyetliğe değer verilmesi suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının değişik gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir. 6. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "asıl dava dosyası hakkında Dairenin karar düzeltme ilamında belirtilen birleşen dava dosyası hakkında ise davalı ...’un, davacıların murisinin terekesine karşı 3. kişi konumunda bulunduğu, buna göre davacıların aktif dava ehliyetinin bulunmadığı" gerekçeleriyle asıl davanın reddine, birleşen davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine, 1 20... parsel ve 1 23... parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1. Asıl dava dosyasının davacıları vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesi ile aşamalardaki iddiaları tekrarlayarak taşınmazların ...'dan mirasçılarına intikal ettiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. 2. Birleşen dava dosyasının davacıları vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesi ile aşamalardaki iddiaları tekrarlayarak İlk Derece Mahkemesi tarafından eksik araştırma ve inceleme yapılarak karar verildiğini, taraflar arasında herhangi bir hisse satışının olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı tarafın dayandığı tapu kaydı ile geldi kayıtlarının kapsamında kalan dava konusu taşınmazların tapu malikleri arasında taksim edilip edilmediği ve taşınmazların ... ... mirasçıları tarafından tespit malikine satılıp satılmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup temyiz asıl davacılar ve birleşen davacılar vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 615,40 TL onama harcının peşin harçtan mahsubu ile artan 154,45 TL'nin istek halinde temyiz edenlere iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 25934d08ba89baa7 942c90360354360e