8. Hukuk Dairesi 2023/5597 E. , 2025/6523 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/378 E., 2023/709 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Tokat Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/79 E., 2023/19 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sırasında Tokat ili Merkez ilçesi ... köyünde bulunan 168 ada 43 parsel sayılı taşınmaz, davalı adına tespit edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; Tokat ili Merkez ilçesi ... köyü sınırları içinde bulunan taşınmaz mallara ilişkin 3402 sayılı Kanun'un Ek 5. ve geçici 8. maddesi gereğince yapılan tespitte, dava konusu 168 ada 43 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tespit edildiğini, zikredilen kanun maddelerinde ve uygulama genelgesinde sadece "kadastro yapılır" hükmü bulunduğunu, "orman kadastrosu kesinleşme tarihine bakılmaksızın şahıslar adına zilyetlik koşulları uygulanır" şeklinde hüküm bulunmadığını, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesi gereği taşınmazın orman olduğunun sabit olduğunu, tahdidin kesinleşme tarihine kadar orman niteliğini koruduğundan bu tarihe kadar olan zilyetliğe değer verilmeyeceğini, kadastro tutanağının iptali ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve orman mühendisi bilirkişilerinin ortak rapora ekli krokide, 1954 tarihli hava fotoğrafında 43-A ile gösterilen kısım üzerinde geniş yapraklı meşe ağaçlarının bulunduğu taşınmazın, orman vasfında olduğu anlaşılmakla evveliyatı orman olan taşınmazların olağanüstü zamanaşımı ya da başka bir yolla kazanılmasının olanaklı olmadığı, davalı lehine 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddesindeki şartların oluşmadığı belirtilerek, 43-A ile gösterilen 777,47 m²lik kısmın orman vasfı ile aynı ada son parsel numarası verilmek sureti ile Hazine adına tesciline, krokide 43-B ile gösterilen kısmın ise 1954 tarihli hava fotoğrafında açık alanda kaldığı, üzerinde orman emvali bulunmadığı, 1972 yılından beri tarım arazisi olarak kullanıldığı, orman ve orman sayılan yerlerden olmadığı, ziraat bilirkişi raporuna göre taşınmazın aktif tarım arazisi olarak kullanıldığı, mahalli bilirkişiler ve tespit bilirkişisi beyanlarından taşımazın evveliyatında baba ...'a ait olduğu ve sağlığında kendisi tarafından ekip biçmek sureti ile kullanıldığı, onun ölümü ile mirasçıları arasında yapılan intikal ve taksim sonucunda taşınmazın davalı tarafından kullanıldığı, davalının eklemeli zilyetliğinin 20 yılın üzerinde olduğu kanaati ile bu kısım yönünden davanın reddine, 43-B ile gösterilen 765,10 m²lik kısmın tespit gibi tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "H.G.K.’nun 24.10.2001 gün ve 8/964-751, 13.02.2002 gün ve 8/183-187, 21.01.2004 gün ve 8/15-7, 12.05.2004 gün ve 8/242-292 ve 12.03.2008 gün ve 20/214-241 sayılı kararlarıyla kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tespit harici bırakılan yerler, orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, kesinleşme tarihine kadar sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyecektir. Ancak, bu tarihten sonra sürdürülen zilyetlik davalı yararına hak doğurabilecektir. Genel uygulama bu yönde olmakla birlikte, kadastro veya tapulama çalışmaları sırasında, paftasında orman belirtmesi yapılarak tespit dışı bırakılan yerlerin, resmi belge ve bilgilerden yararlanmak suretiyle yapılacak araştırma sonucu öncesi itibarıyla orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi ve mevcut fiilî durum itibarıyla da orman olmadığı ve çevre ziraat arazileri ile de bütünlük arzeden yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, yukarıda belirtilen kuralın uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle, bu türden yerlerin 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi kapsamında imar ve ihya edilmesi ve olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı süresinin tamamlanması ile de kazanılması mümkündür. Davacı dava dilekçesinde kanunda öngörülen zilyetlik süresinin davalı yararına oluşmadığı iddiasına dayanmıştır. Mahkemece yapılan orman araştırması neticesi taşınmazın öncesi itibarıyla orman sayılan yerlerden olmadığı belirlemiş olduğundan (3402 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesine göre yapılan orman kadastrosunda) orman sınırları dışında bırakıldığı tarihten (2016) önceki zilyetlik süresinin de dikkate alınması gerekmektedir. Uzman orman ve jeodezi bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesine, dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına, özellikle ziraat bilirkişi raporu ile jeodezi ve orman bilirkişi tarafından sunulan bilirkişi raporlarında tespit tarihinden geriye doğru olacak şekilde yapılan hava fotoğrafları incelemesi sonucunda çekişmeli taşınmazın ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldığının ve böylelikle adına tescil kararı verilen davalı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin belirlenmesine göre" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazda davalının zilyetlik süresinin hesabında orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten bugüne kadar geçen sürenin dikkate alınması gerektiğini, bu durumda davalı lehine 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığını, verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 38f916fbba00de51 8841086a3efe4419