Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2023/4116 E., 2025/6517 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4116 E., 2025/6517 K. (22.10.2025) – Miras

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4116
Karar No
2025/6517
Karar Tarihi
22.10.2025
Konu
Miras

8. Hukuk Dairesi 2023/4116 E. , 2025/6517 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/4 E., 2022/2 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı bozma sonrası yapılan yargılama sonunda temyize konu 821 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan davanın kabulüne dair karar hakkında davalı vekili tarafından yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesince hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, asli müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Ordu ili Aybastı ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan temyize konu 821 ada 1 parsel sayılı 3.343,32 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, hibe ve zilyetlik nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... dava dilekçesinde; tarafların kardeş olduklarını, taşınmazın ortak muris babalarından intikalen geldiğini ve aralarında taksim olmadığı iddiasına dayanarak tespite itiraz etmiş, yargılama devam ederken davasından feragat ettiğini bildirmiştir. ..., miras yoluyla gelen hakka dayanarak davaya katılmıştır. Davalı ..., davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, temyiz konusu 821 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki, ".. çekişmeli taşınmazın müşterek muris ...’dan intikal ettiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf, murisin bu yeri sağlığında davalıya hibe edip etmediği noktasında olup bu hususa değinen bozma ilamından sonra yapılan keşifte beyanına başvurulan üç mahalli bilirkişisi; murisin sağlığında taksim yaptığını, herkesin taksime uygun olarak kendisine verilen yeri kullandığını, çekişmeli taşınmazı davalının kullandığını ve üzerine ev yaptığını ifade etmişlerdir. Beyanı hükme esas alınan tarafların kardeşi ... 03.06.2016 tarihli celsede, murisin çekişmeli parselde davacıya yer ayırdığını açıklamış ise de; bu beyanı, daha önce dosyaya sunduğu 16.02.2016 tarihli dilekçe içeriği ile örtüşmemektedir. Söz konusu dilekçede; murisin sağlığında yerleri taksim ettiğini ve tüm kardeşlere yerini ayrı ayrı verdiğini ifade etmiştir. ...’ın aşamalardaki çelişki arz eden ve diğer delillerle uyumlu olmayan bu beyanlarına itibar edilmesi olanaksızdır. Öte yandan; ... miraçıları adına tespit edilen dava dışı parsellerin kadastro tutanaklarının incelenmesinden tüm kardeşler adına murisin hibesi nedeniyle taşınmaz tespitinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Toplanan tüm deliller karşısında çekişmeli taşınmazın murisin hibesi ile davalıya geçtiği, davalının hibeden sonra tek başına zilyet olduğu, davacının taşınmazda zilyetliğinin olmadığı ve kadastro tespitinin doğru yapıldığı kabul edilmeli..." gereğine değinilen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, toplanan tüm deliller karşısında çekişmeli taşınmazın murisin hibesi ile davalıya geçtiği, davalının hibeden sonra tek başına zilyet olduğu, müdahil davacının taşınmazda zilyetliğinin olmadığı ve kadastro tespitinin doğru yapıldığı kabul edilerek müdahil davacının davasının reddine taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahil vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden asli müdahilden alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı