Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2023/5453 E., 2025/4593 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5453 E., 2025/4593 K. (16.06.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5453
Karar No
2025/4593
Karar Tarihi
16.06.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2023/5453 E. , 2025/4593 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/12 E., 2023/170 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma talebinin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, dava dilekçesinde; ... ilçesi ... köyü ... mevki 105 ada 439 parsel içerisinde 1966 yılında Orman Kadastrosunda 1950-1951-1952-1953 OTS noktaları ile çevrili babası tarafından zeytinlik olarak kullanılan tarlayı, 1988 yılında babasından satış yoluyla aldığını, 2000 yılında yapılan kadastro çalışmalarında ölçüm, sınırlandırma, tersimat ve hesaplardan doğan hata nedeniyle 10 yıldır mağdur olduğunu, 2008 yılında ecrimisil ödemek zorunda kaldığını, sahibi olduğu 173 no.lu orman sayılmayan parselin Kadastro Müdürlüğü tarafından diğer parsellerden ayrı tutularak tescil edildiğini, ölçüm, sınırlandırma, tersimat ve hasaplamalardan kaynaklanan hataların düzeltilmesi gerektiğini belirterek, zeytinlik vasıflı tarlanın Hazine adına olan tapusunun iptal edilerek adına tapuya tesciline ve haksız alınan ecrimisilin tarafına iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, ... Kadastro Mahkemesinin 2000/40 Esas, 2002/44 Karar sayılı kararıyla; aynı davanın kesin hükümle karara bağlanmış olduğu gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince, Mahkemece, taşınmaz başında keşif yapılmadan hüküm kurulmuş olduğundan uyuşmazlığın hangi parselle ilgili olduğu, zemindeki yerinin doğru olup olmadığı, zeminde davacı tarafından zilyetlik iddiasında bulunulan taşınmazın hangi parselde kaldığı gibi hususların aydınlığa kavuşturulmadığını belirterek, komşu parsel tutanak ve dayanakları, çekişmeli taşınmazların yer aldığı 173 numaralı iç ziraat parseli içinde kalan tüm parselleri bir arada gösterir pafta örneği, kadastro sırasında Hazine adına (2/B) niteliği ile tapu kütüğüne aktarılan 105 ada 439 sayılı parselde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na 5831 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile eklenen Ek-4. maddesi gereğince yapılan çalışmada 439 sayılı parselin 105 ada 456 ilâ 468 sayılı parseller olduğu anlaşıldığından bu parsellere ait kadastro tutanak suretleri, kesinleşmişlerse tapu kayıtları, davalı iseler dava dosyaları, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, kesinleşen orman kadastrosu ile 2. madde uygulamasına ait tüm tutanak ve haritaların ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu fen elemanından oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden keşif yapılarak, öncelikle dava edilen taşınmazın hangi parsel olduğunun saptanması, daha sonra davacının iddiaları ve tüm kanıtları birlikte değerlendirilip oluşacak sonuca göre karar verilmesi gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü ile dava konusu Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi 105 ada 439 ve 460 parsel sayılı taşınmazların Hazine adına olan tapularının 22.04.2016, 28.06.2016 ve 28.02.2017 havale tarihli bilirkişi raporu ve ek raporları doğrultusunda iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, ecrimisile yönelik talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince; davaya konu 460 parsel sayılı taşınmazın 1965 yılında yapılan Orman Kadastrosunda orman tahditi içindeyken 1980 yılında 1744 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesi kapsamında Hazine adına dışarı çıkarılan yerde kaldığı, 6831 sayılı Kanun'un Ek 10. maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisabı mümkün bulunmadığından bu taşınmaz hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu belirtilerek, 460 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükmün bozulmasına; 439 parsel sayılı taşınmazın idari yoldan Hazine adına tescil edildiği, öncesinin tapulama harici yerlerden olup bu nitelikte taşınmazlarda davacının üstün hakkı bulunmadığından, Hazine tarafından ecrimisil talebinde bulunulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazının yerinde olmadığına; davalı Hazinenin 439 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise, davaya konu parselin 1965 yılında yapılan tahdit sırasında 173 numarasıyla orman içi parsel olarak orman tahditi dışında bırakıldığı, dosya kapsamına göre yargılama sırasında yapılan düzeltme çalışmasıyla orman tahdit haritası ve tutanaklar arasındaki uyumsuzluğun düzeltilerek idari yoldan Hazine adına tescil edildiği, taşınmazın 40-50 yaşlarında kapama zeytin bahçesi olduğu, zeytinlerin bir kısmının dikme, bir kısmının deliceden aşılı olduğunu bildiren ziraatçi bilirkişi raporunda zeytinlerin sayısı, kaç adedinin deliceden aşılı olduğu, aşı yaşlarının açıklanmadığı, aynı bilirkişi raporunda 1996 tarihli memleket haritasında taşınmazın tamamının açıklık alan olduğunun belirtilmesi karşısında, dava tarihinden 15-20 yıl önceye ait hava fotoğrafları incelenerek ziraat bilirkişisi raporunun denetlenmediği gerekçesiyle bu parsel yönünden hükmün eksik inceleme ve araştırma nedeniyle bozulmasına karar verilmiş; davacının karar düzeltme istemi ise reddedilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; dava konusu 460 parsel sayılı taşınmazın 1965 yılında yapılan orman kadastrosunda orman tahditi içindeyken 1980 yılında 1744 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesi kapsamında Hazine adına dışarı çıkarılan yerde kaldığı, 6831 sayılı Kanun'un Ek 10. maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisabının mümkün bulunmadığı, dava konusu 105 ada 439 parsel sayılı taşınmazın ise eğimi %12'yi aşan toprak muhafaza karakteri taşıyan çalılık niteliğinde orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı