8. Hukuk Dairesi 2023/5151 E. , 2025/5089 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/791 E., 2022/1098 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : .... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/47 E., 2022/29 K. Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl dosya davacısı-birleşen dosya davalısı ...'ın davasının kısmen kabulüne; davalı-birleşen dosya davacıları ..., ... ve ...'ın davalarının reddine karar verilmiştir. Kararın davalılar-birleşen dosya davacıları ... ve müşterekleri vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar-birleşen dosya davacıları ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 2018 yılında yapılan uygulama kadastrosu sırasında Ordu ili .... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan temyize konu ve tapuda ..., ... ve ... adına kayıtlı olan eski 1490 parsel sayılı 2560,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 1995 ada 23 parsel numarasıyla ve 2235,04 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda ... adına kayıtlı bulunan eski 1491 parsel sayılı 3340,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise yeni 1995 ada 24 parsel numarasıyla ve 3764,70 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda yine ..., ... ve ... adına kayıtlı olan eski 2012 parsel sayılı 800,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz yeni 1996 ada 11 parsel numarasıyla ve 814,02 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda ... adına kayıtlı bulunan eski 1498 parsel sayılı 1920,00 metrekare yüzölçümlü taşınmaz ise yeni 1996 ada 10 parsel numarasıyla ve 1847,15 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Asıl davada, davacı ...; tapuda kendisi adına kayıtlı 1996 ada 10 parsel ile davalılara ait aynı ada 11 parsel sayılı taşınmazın müşterek sınırının ve yine kendisine ait 1995 ada 24 parsel ile davalılara ait aynı ada 23 parsel sayılı taşınmazın müşterek sınırının uygulama kadastrosu sırasında hatalı belirlendiğini; birleşen dosyada ise davacılar ... ve müşterekleri; yine kendilerine ait 1195 ada 23 parsel ile asıl dosya davacısı-davalı ...'a ait 1995 ada 24 parsel sayılı taşınmazın ortak sınırının hatalı belirlendiğini iddia ederek dava açmışlardır. Mahkemece davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda; fen bilirkişilerinin 17.12.2021 havale tarihli kök raporunda ve 01.02.2022 tarihli ek raporundaki gerekçeler hükme esas alınarak asıl dosya davacısı ...'ın dava konusu Ordu ili ... ilçesi ... Mahallesinde kain (eski 1490) yeni 1995 ada 23 parsel, (eski 1491) yeni 1995 ada 24 parsel, (eski 1498) yeni 1996 ada 10 parsel ve (eski 2012) yeni 1996 ada 11 parsel sayılı taşınmazlara yönelik açtığı davanın kabulüne; 1995 ada 23 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişilerinin 01.02.2022 havale tarihli ek raporuna ekli krokide (C) harfi ve mavi renkle gösterilen 14,52 metrekarelik kısmının iptali ile dava konusu (eski 1491) yeni 1995 ada 24 parsel sayılı taşınmaza ilave edilmek suretiyle dava konusu (eski 1491) yeni 1995 ada 24 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 3779,22 metrekare olarak tespiti ve tapuya tesciline; dava konusu (eski 1490) yeni 1995 ada 23 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 2220,52 metrekare olarak tespiti ile tapuya tesciline; (eski 2012) yeni 1996 ada 11 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişileri ... ve ....'ın 01.02.2022 havale tarihli ek raporuna ekli krokide (A) harfi ve yeşil renkle gösterilen 71,19 metrekarelik kısmının iptali ile dava konusu (eski 1498) yeni 1996 ada 10 parsel sayılı taşınmaza ilave edilmek suretiyle dava konusu (eski 1498) yeni 1996 ada 10 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 1918,34 metrekare olarak tespiti ve tapuya tesciline ekli krokide (A) harfi ve yeşil renkle gösterilen 71,19 metrekarelik kısım çıkartıldıktan sonra dava konusu (eski 2012) yeni 1996 ada 11 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 742,83 metrekare olarak tespiti ile tapuya tesciline karar verilmiş olup hükmün davalı-birleşen dosya davacıları ...,... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "...mahkemece getirtilen belgeler ve sonrasında yapılan keşif ve uygulama sonucunda tesis kadastrosuna en yakın 1973 tarihli hava fotoğrafları incelenmek suretiyle alınan harita bilirkişi heyet raporu ile 1995 ada 23 ve 24 parselin sınırında taşınmazlar arasındaki tesis kadastrosuna ilişkin belgelerde herhangi bir tersimat ve hesap hatasının belirlenmemesine, zeminde sabit olabilecek bir yapının belirlenmemesine, sınırda bulunan ve sabit sınır kabul edilebilecek evin sınırının geçerli sınır ile çakışık olduğunun belirlenmesine göre taşınmazların sınırının tamamen geçerli sınır kabul edilerek krokide (C) harfi ve mavi renkle gösterilen 14,52 m2 lik kısmın davalı - birleşen dosya davacıları ..., ... ve ... ın maliki olduğu 1995 ada 23 parselin yüz ölçümünden çıkarılıp, davacı - birleşen dosya davalısı ... a ait 1995 ada 24 parsele eklenmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına yine 1996 ada 10 ve 11 parselin sınırın güneyinde bulunan hurma ağacı ve keh tabir edilen yükselti farkından kaynaklı doğal sınır ile bu sınırın kuzeye doğru devamında zeminde beton duvarın bulunmasından sınırın bunlar doğrultusunda sabit sınır olarak belirlenmek suretiyle ek raporun eki krokisinde (A) harfi ve yeşil renkle gösterilen 71,29 m2 lik kısmın davalı - birleşen dosya davacıları ..., ... ve ... ın maliki olduğu 1996 ada 11 parselin yüzölçümünden çıkarılıp, davacı - birleşen dosya davalısı ... ın maliki olduğu 1996 ada 10 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümüne eklenmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre ..." şeklindeki gerekçe ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar-birleşen dosya davacıları ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir. Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle Mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur. Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "Hgm-Geoportal" sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu köyü/Mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğraflarının Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmesi, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, Mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişilerine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Teknik bilirkişilerinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişileri haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Somut olayda; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek olup, uygulama kadastrosunun amacı mülkiyet ihtilaflarını çözmek değildir. Bu nedenle, uygulama kadastrosu yapılırken fiili kullanım sınırının değil, teknik belgelerinde bir hata yok ise tesis kadastrosu sonucu düzenlenen paftadaki sınırların dikkate alınacağı, davanın mahiyeti gereği fiili kullanım durumuna değer verilmeyeceği kuşkusuzdur. Ne var ki Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda çekişme konusu 1995 ada 23 ve 24 parseller ile 1996 ada 10 ve 11 parsel sayılı taşınmazlarda ölçü, tersimat, hesap ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı hususunda açık bir değerlendirme yapılmamış; yine çekişme konusu 1996 ada 10 ve 11 parsel sayılı taşınmazların ortak sınırı yönünden ise tesis kadastrosuna ait pafta ve diğer teknik belgelerin incelenmesinde bu taşınmazların ortak sınırında tesis kadastrosunun yapıldığı tarihte yapı, kanal, kanalet, duvar gibi sabit sayılabilecek bir sınırda mevcut bulunmadığı gibi iş bu çekişme konusu ortak sınırda halihazırda bulunan duvarın da tesis kadastrosundan sonra meydana getirildiği dinlenen tanık ve bilirkişi beyanlarından da anlaşıldığı halde bu husus üzerinde de durulmamıştır. Yine 1996 ada 10 ve 11 parsel sayılı taşınmazların ortak sınırında bulunduğu bildirilen ve bilirkişi raporunda "keh" olarak "doğal sınır" tabir edilen sınırın sabit sayılabilecek tarzda bir kot farkı ihtiva edip etmediği de anlaşılamadığı gibi bu sınırın, sürümden kaynaklı yükselti farkı nedeniyle oluşup oluşmadığı, şayet sürümden kaynaklı bir kot farkı oluşmuş ise bunun ve yine tesis kadastrosundan sonra meydana getirilen duvarın, uygulama kadastrosu sırasında sabit sınır kabul edilemeyeceği de göz önünde bulundurulmamıştır. Ayrıca Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde, 1973 tarihli hava fotoğrafı incelenmek suretiyle hüküm kurulduğuna işaret edilmiş ise de anılan hava fotoğrafına ilişkin bilirkişi değerlendirmesinde; taşınmazların bitki örtüsünün ağaçlık, orman ve fındık bahçesi olması ve iddia edilen kısımların geniş çapta bir alanı kapsamadığına işaret edilerek dava konusu kısımların net olarak belli olmadığı değerlendirilmiş olup hangi gerekçe ile bu hava fotoğrafına atıf yapıldığı da anlaşılamamış olduğu gibi yine çekişmeli 1995 ada 23 ve 24 parsel sayılı taşınmazların batı tarafının ortak sınırını oluşturan ve tesis kadastrosu paftasında da var olan evin, bu bölüm bakımından "sabit sınır" niteliğinde bulunduğu ve uygulama kadastrosu faaliyetlerinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetimine ilişkin olan bu tür davalarda, özellikle dikkate alınması gerektiği halde bu bölümün dahi geçerli sınır kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş olması da isabetsizdir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dosya içerisinde yer alan raporları tanzim eden bilirkişiler dışında 3 kişilik harita mühendisi bilirkişi heyetinden, ilk tesis kadastrosunun hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, çekişme konusu 1995 ada 23 ve 24 parseller ile 1996 ada 10 ve 11 parsel sayılı taşınmazlarda ölçü, tersimat, hesap ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edilip edilmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği, önceki bilirkişi raporunda "keh" olarak tabir edilen ve "doğal sınır" olduğu bildirilen sınırın, sabit sayılabilecek tarzda bir kot farkı ihtiva edip etmediği hususunu da içeren ve ve tesis kadastrosu sırasında zeminde var olan sabit yapıları da gösterir tarzda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı ayrıntılı rapor alınmalı; ayrıca bilirkişi heyetinden, birincisi ortofoto üzerinde ilk tesis kadastrosuna ait harita ile uygulama haritasını ada bazında, ikincisi çekişmeli taşınmazlar ve komşularını kapsar bazda ve üçüncüsü ise ilk tesis kadastro haritası ile çekişmeli taşınmazların zemin durumunu çakıştırılmış olarak gösteren, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, doğru sınırları belirten harita tanzim etmeleri istenilmeli, açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf ve temyiz istemine konu 1995 ada 23 ve 24 parseller ile 1996 ada 10 ve 11 parsel sayılı taşınmazlar yönünden BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalılar-birleşen dosya davacılarına iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,01.07.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 00e6356771880586 15c40dfbe7bd0697
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5151 E., 2025/5089 K. (01.07.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5151
- Karar No
- 2025/5089
- Karar Tarihi
- 01.07.2025
- Konu
- Tapu
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2487 E., 2025/5129 K. 01.07.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2896 E., 2025/5141 K. 01.07.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4604 E., 2025/5143 K. 01.07.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1780 E., 2025/5094 K. 01.07.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/357 E., 2025/5132 K. 01.07.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6480 E., 2025/5134 K. 01.07.2025