Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2023/4912 E., 2025/1738 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4912 E., 2025/1738 K. (04.03.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4912
Karar No
2025/1738
Karar Tarihi
04.03.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2023/4912 E. , 2025/1738 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/57 Esas, 2023/848 Karar KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Pazar (Rize) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/282 Esas, 2021/809 Karar Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Pazar (Rize) 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin kararına karşı davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf yoluna başvurulmuş, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile, kararının kaldırılmasına ve düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesine; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş olup, bu kez davacılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Rize ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan çekişmeli 102 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tespit edildiği, Kadastro Komisyonu'nun 25.05.2007 tarihli kararıyla çekişmeli taşınmazın bir kısmının orman olan vasfının iptal edilmesine ve geriye kalan bölümünün aynı ada ve parsel numarasıyla orman vasfıyla Hazine adına tespit edilmesine karar verildiği, askı ilanlarının 19.06.2007-18.07.2007 tarihleri arasında yapıldığı, askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine kadastro tespitinin kesinleşerek taşınmazın tapuya tescil edildiği anlaşılmıştır. Davacılar vekili dava dilekçesinde, dava konusu Rize ili ... ilçesi ... köyü 102 ada 1 parsel sayılı taşınmazın dayanak tapu kaydının kapsamında kalan ve davacıların eklemeli şekilde zilyetliği altında bulunan kısmının tapu kaydının iptali ile hisseleri oranında davacılar adına tapuya tescilini istemiş, davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır. Dava, kadastrodan önceki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava konusu edilen ve raporda (A) harfi ile gösterilen alanın öncesinin orman alanı olduğu, bilirkişi raporlarında (B) harfi ile gösterilen alanın ise orman olmadığı, zilyetlikle kazanma koşullarının davacılar lehine oluştuğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabul, kısmen reddine; dava konusu Rize ili ... ilçesi ... köyü, 102 ada 1 parsel sayılı davalı Hazine adına kayıtlı taşınmazın 20.10.2020 havale tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 3.380,55 metrekarelik kısmına yönelik açılan davanın reddine, Rize ili ... ilçesi ... köyü, 102 ada 1 parsel sayılı davalı Hazine adına kayıtlı taşınmazın 20.10.2020 havale tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde (B) harfi ile gösterilen 1.369,37 metrekarelik kısmının tapusunun iptali ile bu yerin ... köyündeki son ada numarasını takip eden ada numarası ile bu adanın ilk parsel numarası verilmek suretiyle çay bahçesi vasfıyla Pazar Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/236 Esas, 2019/243 Karar sayılı ilamı uyarınca mirasbırakan ... ... ...'ın veraset ilamına göre davacılar adına eşit hisseli olacak şekilde tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu taşınmazın kadastro tespiti otuz günlük askı ilan süresinin son günü olan 18.07.2007 tarihi itibariyle kesinleşmiş olduğu, on yıllık hak düşürücü sürenin de 18.07.2017 tarihinde dolduğu, bu tarihin herhangi bir tatil gününe de isabet etmediği, eldeki davanın ise, on yıllık hak düşürücü süre dolduktan bir gün sonra 19.07.2017 tarihinde açıldığı, hak düşürücü sürenin dolup dolmadığının taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gerektiği, hal böyle olunca, eldeki davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3 üncü maddesi gereğince hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı bir takım gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu, ne var ki, bu hatanın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırılan hükmün yerine geçmek üzere davanın 3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesi gereğince hak düşürücü süre nedeniyle reddine şeklinde yeniden hüküm kurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar az yukarıda yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, verilen hüküm dosya içeriğine uygun değildir. Şöyle ki; Dava konusu, Rize ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 102 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sonucunda orman vasfıyla Hazine adına tespit edildiği, askı ilanına 18.06.2007 tarihinde çıkartıldığı ve askı ilanının 19.06.2007 ila 18.07.2007 tarihleri arasında yapıldığı, askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine kadastro tespitinin 19.07.2007 tarihinde kesinleşerek taşınmazın tapuya tescil edildiği, eldeki davanın ise 19.07.2017 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere; 3402 sayılı Kadastro Kanununun (3402 sayılı Kanun) 12/1 inci maddesinde; 30 günlük ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitlerin kesinleşeceği, 12/2 nci maddesinde; kadastro müdürü tarafından onaylanarak kesinleşen tutanaklar ile kadastro mahkemesinin kesinleşmiş kararlarının; kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle en geç 3 ay içinde tapu kütüklerine kaydedileceği, 12/3 üncü maddesinde de; kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı belirtilmiştir. Maddede belirtilen hak düşürücü süre dava şartı olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmelidir. Diğer yandan, madde gereğince kadastro müdürü 30 günlük askı ilan süresi içinde dava açılmadığını gözetecek, askı ilan süresinin son gününün ertesi gününe isabet eden tarihi kesinleşme tarihi olarak tutanağı onaylayacaktır. Öte yandan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 159 uncu ve devamı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 91 inci ve devamı maddelerinde sürelerin ne zaman başlayıp ne zaman biteceği gösterilmiştir. Sürelerin tebliğ veya tefhimden itibaren başlayacağı belirtildikten sonra 1086 sayılı Kanun'un 161 inci ve 6100 sayılı Kanun'un 92 nci maddesinde gün olarak belirlenmiş sürenin hesabında tebliğ veya tefhim edildiği günün hesaba katılmayıp sürenin, son günün tatil saatinde biteceği, yıl olarak belirlenen sürenin ise başladığı güne karşılık gelen günün tatil saatinde biteceği öngörülmüştür. Bölge Adliye Mahkemesince kadastro tespitinin askı süresinin son günü olan 18.07.2007 tarihi itibariyle kesinleştiği, böylece on yıllık hak düşürücü sürenin 18.07.2017 tarihinde dolduğu ve on yıllık hak düşürücü süre dolduktan bir gün sonra 19.07.2017 tarihinde davanın açıldığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgulara göre askı ilan süresi içinde dava açılmayan taşınmazların kadastro tutanaklarının ilanın bitimini takip eden gün itibariyle kesinleşeceğinin ve 3402 sayılı Kanunu'nun 12/3 üncü maddesinde 10 yıllık hak düşürücü sürenin kesinleştiği tarihten itibaren başlayacağının öngörüldüğü anlaşılmakla, kadastrodan önceki nedene dayalı olarak açılan eldeki davada, 6100 sayılı Kanun'un "Sürelerin bitimi" başlıklı 92 nci maddesine göre 10 yıllık hak düşürücü sürenin son gününün, kadastro tespitinin ilanın bitimini takip eden gün olan 19.07.2007 kesinleşme tarihine karşılık gelen 19.07.2017 tarihi olması karşısında, davanın 10 yıllık hak düşürücü sürenin son günü, başka anlatımla süresi içinde açılmış olduğu sabittir. Hal böyle olunca, işin esasına girilerek hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsizdir. Buna göre; davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dikkate alınmaksızın İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın hak düşürücü süreden reddedilmesi usul ve kanuna aykırı olmakla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı