Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2023/4888 E., 2025/1923 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4888 E., 2025/1923 K. (10.03.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4888
Karar No
2025/1923
Karar Tarihi
10.03.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2023/4888 E. , 2025/1923 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/585 E., 2023/644 K. KARAR : Davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... İdaresinin istinaf başvurusunun kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/332 E., 2022/633 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... İdaresinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede ilk tesis kadastro çalışmaları 766 Tapulama Kanunu'na göre 1968 yılında yapılmıştır. İlk orman tahdidi ise 3116 sayılı Orman Kanunu'na göre 1946 yılında yapılmıştır. 2018 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu Ek-1. maddesine göre sayısallaştırma çalışmaları yapılmıştır. Ayrıca 2020 yılında kesinleşen 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Değişik 2/B çalışmaları vardır. Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 29806 ada 42 parselde bulunan 2000 m² yüzölçümlü taşınmazda davacının malik olduğunu, taşınmazın yaklaşık 20 yıldır davacının ve mirasbırakanı tarafından kullanılmaya başladığını ve o tarihten bu yana uzun bir süredir ekilip dikildiğini, davacının miras yoluyla hak sahipliğini devraldığında taşınmaz üzerinde 20 yıllık zeytin ağaçlarının bulunduğunu; aynı yıl taşınmazın sınırlarının tel örgü ile çevrelendiğini, taşınmazın yerleşim bölgesi içinde olduğunu, taşınmazın tamamen evlerle ve bahçelerle çevrili olduğunu, taşınmaz civarında herhangi bir orman unsurunun söz konusu olmadığını, ormana herhangi bir sınırının mevcut olmadığını, taşınmaz üzerinde orman niteliği taşıyan herhangi bir orman ağacının bulunmadığını, maki niteliğindeki çalı dahi bulunmadığını ileri sürerek dava konusu yapılan tespitin iptaline ve taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesi ile taşınmazın niteliği belirlenerek Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini savunmuştur. Dava Antalya Kadastro Mahkemesinde açılmış, Mahkemece görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin 2021/1414 Esas ve 2021/1158 Karar sayılı kararıyla; taleplerin tümü yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra Mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosya İlk Derece Mahkemesine gönderilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "davacı tarafça iddia olunan ve dosya arasına alınan 26/04/2021 tarihli teknik heyet raporundan davacı tarafın iddia ettiği ve (a2) harfi ile gösterilen yerin devlet orman sınırları içerisinde kaldığı ve 1946 yılında kesinleşen tahdide göre hukuki durumunu halen koruduğu ve orman sınırları dışarısına çıkartılması talep edilmediği, sadece orman niteliğinde olmadığı ve tescil talep edildiği dikkate alınarak devlet ormanlarının özel mülkiyete konu olmayacağı ve hiçbir şekilde zilyetlikle tescilinin sağlanamayacağı ve düzenlenen raporda da halihazırda da taşınmazın orman niteliğini koruduğu da dikkate alındığında gerek kesinleşen tahdit haritasına göre" özel mülkiyete konu olamayacak taşınmazın tesciline yönelik davasının reddine karar verilmiştir. Davalı ... İdaresi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın reddine dair bir itirazları olmadığını ancak söz konusu kararda; "Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden 1.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine" dair karar verildiğini, bu verilen vekalet ücretinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m. 3/2; “Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.” hükmü gereği davalılara tek ama maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın Belediye kayıtlarında da tarım arazisi olarak geçtiğini, güncel tapu kaydında da tarım arazisi yazdığını, bilirkişi raporunda çelişkili değerlendirmeler bulunduğunu, bilirkişi raporunun esasa etkili olamayacağının açık olduğunu, maki alanı dışında bulunan, orman niteliğine haiz olmayan bir taşınmazın sonuç kısmında orman sınırlarına dahil edildiğini, bu bakımdan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, orman sınırları içerisinde kalmadığının açıkça anlaşıldığını, buna rağmen dava konusu kadastro işlemleri esnasında taşınmazın orman niteliğinde bölgede kaldığı tespitinin hukuka aykırı olduğunu, hayatın olağan akışına aykırı olarak yapılan tespitin kaldırılmasının önem arz ettiğini, arazinin somut durumu ve kullanımı göz ardı edilerek verilen kararı kabul etmediklerini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda; "İlk Derece Mahkemesince toplanan deliller ile tüm dosya kapsamına göre, ileri sürülen istinaf nedenleri çerçevesinde ve HMK 355/1 maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin yapılan inceleme sonucunda; davacı vekilinin dava dilekçesinde davaya konu ettiği taşınmazın malikinin davacı olduğunu, taşınmazın orman niteliğinde olmadığını ileri sürerek davacı adına tesciline karar verilmesini istediği, bilirkişi raporundan davacının davaya konu ettiği alanın (A1) ile gösterilen bölümünün ham toprak niteliği ile Hazine adına kayıtlı 29806 ada 42 parsel sayılı taşınmaz içinde, (A2) ile gösterilen bölümünün arazi kadastrosuna göre tescil harici alanda kaldığı ve her iki taşınmaz bölümünün 1946 yılında 3116 Sayılı Yasa'ya göre yapılan orman tahdit çalışmalarında orman tahdit sınırları içinde bırakıldığı ve 2020 yılında yapılan 6831 Sayılı Yasa'nın 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B maddesi çalışmalarında da orman sınırları dışına çıkartılmadığı, yine devlet ormanı sayılan yerde kaldığı, buna göre davaya konu taşınmazların 1946 yılında kesinleşen tahdite göre mevcut olan hukuki konumunu koruduğu, davacı tarafından taşınmazların orman sınırı dışına çıkarılması talep edilmediğine, başka bir ifade ile taşınmazların orman niteliğinde olmadığı ileri sürülerek davacı adına tescili talep edildiğine göre; davacının taşınmazların orman niteliğine yönelik itirazının 1946 yılında kesinleşen tahdide itiraz niteliğinde olduğu ve davanın açıldığı tarih itibariyle kadastro öncesi zilyetlik iddiası yönünden 6831 sayılı kanun'un 11/1. Maddesine göre hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, sonrasına yönelik zilyetlik devam ettiyse de orman olan yerin mülkiyetinin zilyetlikle kazanılamayacağı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Ancak davalılar lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden yapılan incelemede, davacının davasının ret sebebine göre A.A.Ü.T'nin 7/2. Maddesine göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davalılar aleyhine maktunun altına 1.000 tl vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu anlaşılmaktadır" gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... İdaresi vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin 14.09.2022 gün 2022/332 Esas 2022/633 Karar sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davacının davasının reddine, davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf istemindeki gerekçelerle temyiz talebinde bulunmuştur. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ:Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı