Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2023/4526 E., 2025/1376 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4526 E., 2025/1376 K. (20.02.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4526
Karar No
2025/1376
Karar Tarihi
20.02.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2023/4526 E. , 2025/1376 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/339 E., 2023/666 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Tokat Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/72 E., 2023/8 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraza yönelik açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmalarında Tokat ili Merkez ilçesi Ormanbeyli köyü 165 ada 12 parsel sayılı taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiş, kadastro çalışması 09.08.2022 ile 07.09.2022 tarihleri arasında askı ilanına çıkmıştır. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; 3402 sayılı Kanun'un Ek 5 ve Geçici 8 inci maddeleri ile uygulama genelgesinde orman kadastrosu kesinleşme tarihine bakılmaksızın şahıslar adına zilyetlik koşulları uygulanır şeklinde bir hüküm bulunmadığını, tahdidin kesinleştiği tarihe kadar orman niteliği korunacağından bu tarihe kadar olan zilyetliğe değer verilemeyeceğini, 766 sayılı Tapulama Kanunu gereği yapılan çalışmalarda orman olması nedeni ile dışarıda bırakıldığı halde sonrasında 6831 sayılı Orman Kanunu gereği yapılan orman kadastrosu sırasında da orman alanı dışında bırakılan yerlerde çalışma yapılırken zilyetlik süresinin hesabında orman kadastrosunun kesinleştiği tarihteki zilyetlik dikkate alınmayıp orman kadastronun kesinleştiği tarihten bugüne kadar geçen sürenin dikkate alınması gerektiğini, taşınmazın evveliyatı orman olmakla tespit harici bırakılan yerlerden olduğunu, çekişmeli taşınmaz üzerinde orman kadastrosu henüz yapıldığından 20 yıllık süre koşulunun dolmadığını, taşınmazın zilyetlikle kazanmaya elverişli olmadığını öne sürerek çekişmeli taşınmazın Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; dava konusu taşınmazın, 2016 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda kesinleşen ormanlar ile idari sınır arasında, kültür parseli olarak kaldığı, 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü ve 17 inci maddesindeki şartların varlığı halinde zilyet adına tespite konu olabileceği, kadastro komisyonun tarafından yapılan işlemde yöntem olarak usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, dava konusu taşınmazın evveliyatının orman olmadığı, bilirkişi raporlarına göre taşınmazın II sınıf sulu tarım arazisi niteliğinde olduğu, mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanlarına göre dava konusu taşınmazın ...'e ait iken vefatı ile çocukları ... ve ... 'ya intikal ettiğini, ... komşu olan 13 parsel sayılı tespit maliklerinden amcası olduğunu, buraları kendi aralarında fiilen taksim ettiklerini, taksim sonucu 12 parsel ... mirasçılarının payına düştüğü, 1970 'li yıllardan beri domates, biber, lahana gibi sebze ve meyveleri yetiştirmek üzere taşınmazı kullandıkları, zilyetliğin kesintiye uğramadığı, teknik bilirkişi raporlarının, mahalli bilirkişi beyanlarıyla ve dosya kapsamıyla uyumlu olup, hüküm kurmaya elverişli olduğu, dava konusu taşınmazın evveliyatının orman olmadığı, Devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerden de olmadığı, kendisini çevreleyen tarım arazileri ile benzerlik gösterdiği, zilyetlik ve bayi araştırmalarının yapıldığı, davalılar yönünden 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü ve 17 inci maddelerindeki şartların sağlandığı gözönüne alındığında ispatlanamayan davanın reddi ile taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Samsun Bölge Adliye Mahkemesince; dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman ve fen bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesine, alınan bilirkişi raporları, dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile fen ve orman bilirkişi tarafından sunulan bilirkişi raporlarında tespit tarihinden geriye doğru olacak şekilde yapılan hava fotoğrafları incelemesi sonucunda çekişmeli taşınmazın ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldığının ve böylelikle adına tescil kararı verilen davalı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin belirlenmesine göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından; dava konusu taşınmazın ihya tarihinin tespit edilmediği, davalının zilyetlik süresinin kesintisiz olmadığı gerekçesiyle verilen kararın bozulması talebiyle temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 58b94cd06eaa87b8 5ee04cec141dd4a9

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı