8. Hukuk Dairesi 2023/4505 E. , 2025/1209 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/334 E., 2023/629 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/17 E., 2022/63 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde, Ankara ili Ayaş ilçesi ... Mahallesi 101 ada 296 (eski 4216) parsel sayılı taşınmazın müvekkili adına tapuda kayıtlı olduğunu, müvekkilinin dava konusu taşınmazı tarım ve hayvancılık için kullandığını, müvekkilinin hak sahipliğinden önce de taşınmazın evvelden beri orman niteliğinde bulunmadığını, 128 nolu orman kadastro komisyonunca yapılan orman kadastrosu sırasında tapulu taşınmazın orman sınırları içine alındığını, çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Kanun’un 1/F ve 1/G maddeleri uyarınca orman sayılmayan yerlerden olduğunu belirterek, haksız ve hukuka aykırı orman sınırlama işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davanın 22.01.2020 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B uygulamasına karşı askı ilan süresi içinde açıldığı, ancak çekişmeli taşınmazın 1940 yılında 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılıp kesinleşen orman tahdidi sırasında orman sınırları içine alındığı, hak düşürücü süre dolduktan sonra kesinleşen orman tahdidi içinde kalan taşınmazların orman sınırları dışına çıkarılması istemi ile açılan davanın dinlenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar vermiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli deliller toplanmadan, uygulanmadan ve değerlendirilmeden eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verildiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda, eski 4216 parsel sayılı taşınmaza ait mahkeme kararının, esas karar defterleri ve karar kartonundan araştırıldığı, bulunamadığına dair 18.05.2022 tarihinde tutanak tutulduğu, Beypazarı Orman İşletme Müdürlüğü ve Mal Müdürlüğüne ilgili belgelerin sorulduğu, bulunamadığına dair cevap verildiği, taraflara hükmen tescile ilişin evrak ibraz etmeleri için süre verildiği ancak sunulmadığının anlaşıldığı, davacı ve diğer tapu malikleri tarafından 1940 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarına 3116 sayılı Kanunda öngörülen 3 aylık süre içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmadığı, bu nedenle taşınmaza ilişkin orman sınırlandırma işleminin kesinleştiği, 30.06.2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda "128 nolu orman kadastro komisyonunca tahdit tutanaklarından, tahdit krokisinde yer alan semt açısı değerleri, mesafelerden yararlanıldığı, tahdit tutanakları, ölçü değerleri ve tahdit krokisi ile zemindeki durum arasında çelişki olmadığı orman sınır noktası ve hatlarının yazılı tariflerinin zemin ile uyumlu olduğu" nun belirtildiği, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, 3116 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sırasında taşınmazın tamamının orman sınırları içinde kaldığı, hak düşürücü süre dolduktan sonra kesinleşen orman tahdidi içinde kalan taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; 4216 parsel sayılı taşınmazın 14.04.1959 tarihinde hükmen ... (...) adına tespit ve tescil edildiği, satışlarla el değiştirdiği, 26.05.1978 tarihinde satış yoluyla davacıya geçtiği, 2011 yılında 3402 sayılı Kanun’un 22/2.a maddesi uyarınca yapılıp kesinleşen uygulama kadastrosu sırasında 101 ada 296 parsel numarasını aldığı, raporları hükme dayanak yapılan orman ve fen bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen asıl rapor ve Dairenin geri çevirme kararı üzerine düzenlenen ek raporda, orman tahdit haritası, orman tahdit tutanaklarındaki yer ve yön tarifleri, sabit noktalar, açı ve mesafe değerleri, 1944 ve 1955 tarihli hava fotoğrafları ve 1960 tarihli memleket haritasının yöntemine uygun şekilde yapılan inceleme ve uygulaması sonucunda çekişmeli taşınmazın tamamının 1941 yılında 3116 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılıp kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığı, 6831 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılıp 22.01.2020 tarihinde ilan edilen aplikasyon sırasında da ilk orman kadastrosunun aplikasyonu yapılarak orman sınırları içinde bırakıldığı, çekişmeli taşınmazın eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında tamamının ağaççık topluluğu ve çalılık rumuzlu yeşil alanda fiilen kullanılmayan yer olarak gözüktüğü, böylelikle taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde olduğu gibi öncesi itibariyle de orman sayılan yerlerden olduğu, fiilen kullanılmadığının tespit edildiği, İlk Derece Mahkemesince çekişmeli taşınmazın kadastro tespit tutanağı ve ekleriyle, hükmen tescilin dayanağı mahkeme kararının istendiği, ancak Ayaş Tapu Müdürlüğü'nün yazı cevabında 31.12.1971 tarihinde Ayaş Hükümet Konağında çıkan yangında Tapu Müdürlüğü’nün tamamen yanmış olması nedeniyle müdürlüklerinde yangın öncesine ait hiçbir evrakın bulunmadığı, istenilen belgelerin gönderilemediği, müdürlüklerindeki mevcut tapu kütüklerinin ikinci nüsha tapu kütüklerinden tekrar oluşturulduğunun bildirildiği, istinaf aşamasında çekişmeli taşınmaza ilişkin 1941 ila 1958 yılları arasında Hazine ve ... tarafından veya anılan kurumlara karşı orman kadastrosuna itiraz ve kadastro tespitine itiraz davası açılıp açılmadığının bildirilmesi amacıyla ..., Maliye Bakanlığı Defterdarlık Muhakemat Müdürlüğü, Beypazarı Orman İşletme Müdürlüğü, Beypazarı ve Ayaş Mal Müdürlüklerine müzekkere yazıldığı, ancak ..., Beypazarı Orman İşletme Müdürlüğü, Beypazarı ve Ayaş Mal Müdürlükleri'nin kurumlarında dava olduğuna ilişkin belgenin bulunmadığını, Maliye Bakanlığı Defterdarlık Muhakemat Müdürlüğü'nün ise birinci arşivi su bastığından eski kayıtlara ulaşılamadığını, ayrıca müdürlük kayıtlarının mahkeme numarasına göre tutulduğunu, yine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığı'nın 04.01.2023 tarihli yazısında tescile esas belgelerin (mahkeme kararı vb) taşınmazın bulunduğu tapu müdürlüklerinde muhafaza edildiğini, kurumlarına gönderilmediğini, 31.12.1971 yılından öncesine ait mahkeme kararlarının arşivde bulunmadığını bildirdikleri, yapılan araştırma sonucunda Orman Yönetimi ve Hazine tarafından çekişmeli taşınmaza yönelik kadastro tespitine itiraz davası açıldığına, yine gerçek kişiler tarafından 3116 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinde belirtilen 3 aylık süre içinde çekişmeli taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılması istemiyle dava açıldığına ilişkin bilgi ve belge bulunamadığı, davacı tarafından da bu yönde ilam sunulmadığı, bu durumda çekişmeli yere ilişkin 1940 yılında yapılan orman kadastrosunun dava tarihi itibariyle çoktan kesinleştiği, 6831 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılıp 22.01.2020 tarihinde ilan edilen aplikasyon, orman kadastrosu ve 2/B uygulaması sırasında davalı yere ilişkin orman kadastrosu yapılmadığı, ilk orman kadastrosunun aplikasyonu yapılarak çekişmeli taşınmazın orman sınırları içinde bırakıldığı, buna göre orman kadastrosunun iptali için öngörülen hak düşürücü süre dolduktan sonra çekişmeli taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılması isteğiyle açılan davanın dinlenme olanağı bulunmadığı gerekçeleriyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Davacılar vekili, Dastarlı köyünde (yeni ... Mahallesi) 3116 sayılı Kanun kapsamında 1940 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdit sınırlarının var olduğunu, dolayısıyla orman alanında yapılacak her türlü çalışmada belirlenen sınır noktaları esas alınarak işlem tesis edileceğini, raporda belirtildiği üzere var olan orman tahdit sınırının her ne gerekçe ile olursa olsun daha sonra yapılan çalışmalar ile mülkiyet hakkını ortadan kaldıracak şekilde genişletme yapılmak suretiyle değiştirilemeyeceğini, aksi durumun genel kadastro işlemlerinin bütün hukuki sonuçlarını ortadan kaldırma, yok sayma sonucunu doğuracağını, böyle bir durumun mülkiyet hakkı ile bağdaşmayacağını, zira 1940 yılında orman kadastro ekibi tarafından belirlenen tahdit sınırlarının aynı köyde 1953 yılında yapılan ve kesinleşen arazi kadastrosu sırasında dikkate alındığını ve buna göre mülkiyet tespitleri gerçekleştirildiğini, dava konusu taşınmazın hükmen tescil edildiğini, dolayısıyla ayni hak iktisabının kesin hüküm ile kazanıldığını, bu nedenle raporun sonuç ve kanaat bölümünde bu hususun vurgulandığını ancak itiraza konu ek raporda aleyhe görüş ve kanaat oluşmasının gerekçelerinin açıklanmadığını, dava konusu taşınmazın haritalardaki konumu karşılaştırıldığında her iki orman tahdit sınırı dışında kaldığının açıkça görüldüğünü, bu krokinin dahi ek raporda belirtilen taşınmazın orman tahdidi içinde kaldığı görüşünü çürüttüğünü, Mahkemece Yargıtay kararlarında belirtilen usullere göre araştırma yapılmadığını, çelişkili raporun hükme esas alındığını, Bölge Adliye Mahkemesinin 1940 yılına ait orman kadastrosunun göz önüne alınacağı ve onun da kesinleşmiş olduğu gerekçesiyle verdiği kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden ... mirasçısı ...'dan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! dc70d67a0cf18aa4 9a15c9229102caf8
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4505 E., 2025/1209 K. (17.02.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4505
- Karar No
- 2025/1209
- Karar Tarihi
- 17.02.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3438 E., 2025/1166 K. 17.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6776 E., 2025/1191 K. 17.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/379 E., 2025/1207 K. 17.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5088 E., 2025/1212 K. 17.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5917 E., 2025/1213 K. 17.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3749 E., 2025/1215 K. 17.02.2025