Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2023/4074 E., 2025/3005 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4074 E., 2025/3005 K. (16.04.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4074
Karar No
2025/3005
Karar Tarihi
16.04.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2023/4074 E. , 2025/3005 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/819 E., 2023/504 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Batı Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/45 E., 2022/16 K. Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacının murisi ... adına kayıtlı bulunan eski 1031, 1034 ve 546 parsel sayılı sırasıyla 4400, 850, 9700 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, 101 ada 201, 205 ve 345 parsel numarasıyla 4.225,65, 753,61, 8.849,34 m² yüzölçümlü olarak; ... Mahallesi çalışma alanında yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacının murisi ... adına kayıtlı bulunan eski 1016 ve 501 parsel sayılı sırasıyla 9000 ve 7300 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, 154 ada 413 ve 106 ada 471 parsel numarasıyla 8.687,02 ve 6.838,00 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı ... dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında yapılan yanlış ölçüm sebebiyle murisi adına ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde kayıtlı bulunan 1031(yeni 101 ada 201), 1034 (yeni 101 ada 205) ve 546 (yeni 101 ada 345) parsel sayılı taşınmazlar ile ... Mahallesi 1016 (yeni 154 ada 413) ve 501 (yeni 106 ada 471) parsel sayılı taşınmazlarda hak kaybına uğradığını ileri sürerek, yanlışlığın düzeltilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu taşınmazın tesis kadastrosu ve 22/a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu paftalarının ortofoto ve tesis kadastro tarihine en yakın hava fotoğrafları üzerinde çakıştırılması sonucunda, dava konusu parsellerin tapulama paftasındaki sınırlarının hatalı olduğu, hatalı tersimata göre parselin yüzölçümlerinin de hatalı hesaplandığı, bu hatanın günümüz teknolojisi ile yapılan ölçüm ve hesaplama yöntemlerinin kadastro yapım aşamasında kullanılan ölçüm ve hesaplama yöntemlerine göre hassasiyet derecesinin daha yüksek oluşundan kaynaklandığı, yenileme ile oluşturulan tersimat sınırları ile yenileme sınırları uyumlu olduğundan ayrıca dava dosyasındaki hava fotoğraflarının yorumlanmasından, yenileme sınırlarının kanun ve yönetmeliklere uygun olarak belirlendiği şeklinde rapor düzenlendiği, bilirkişi tarafından sunulan 23.12.2021 tarihli bilirkişi raporu ve 03.03.2022 tarihli ek raporun denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu, Kadastro Müdürlüğünce yapılan sınırlandırmanın Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesine, yönetmelik ve genelge hükümlerine uygun olduğu ..." gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli 101 ada 201, 205, 345, 106 ada 471 ve 154 ada 413 parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastro tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hükme karşı, davacı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,"ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve işbu karar, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu taşınmazlarla ilgili uygulama kadastrosunun, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin yönetmelik hükümlerine uygun yapıldığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, verilen bu karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; davacı ..., uygulama kadastrosu neticesinde murisi adına kayıtlı bulunan ... Mahallesi 101 ada 201, 205, 345 parsel sayılı taşınmazlar ile ... Mahallesi 154 ada 413 ve 106 ada 471 parsel sayılı taşınmazlarda hak kaybına uğradığını ileri sürerek, Tapu Müdürlüğünü hasım göstermek suretiyle dava açmıştır. Yargılama sırasında mahallinde yapılan keşif sonucu dosyaya ibraz edilen ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarına göre, dava konusu taşınmazların tesis kadastro sınırı ile uygulama kadastro sınırının çakışmadığı ve uygulama kadastrosu sonucunda, tesis kadastro sınırına göre davacıya ait taşınmazların bir kısmının taşınmazlara komşu 101 ada 204, 206, 344, 106 ada 470 ve 154 ada 414 parsel sayılı taşınmazlar ile yol içerisinde bırakıldığı anlaşıldığı halde İlk Derece Mahkemesince, davacıdan iddiasını hangi taşınmazlara yönelttiği hususunda süre verilip, bu yolla iddiası somutlaştırılmamıştır. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince öncelikle, davacı tarafa, hangi taşınmazları dava konusu ettiği açıklattırılarak, dava konusu ettiği komşu parsel maliklerini davaya dahil etmesi için kendisine süre ve imkan tanınmalı, dava konusu edilen taşınmazların malikleri davaya dahil edilip, taraf koşulu sağlanmalı, bu taşınmazlara ait tutanak asılları celbedilip taşınmazlar davalı hale getirilmeli, bundan sonra davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiği düşünülmeli ve verilen süreye rağmen komşu parsel maliklerinin davacı tarafından davaya dahil edilmemesi halinde ise davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği dikkate alınmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, açıklanan şekilde yöntemince taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına,Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! c62bca4dce2976ca 359a3ad05d63098f

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı